UZAKTAKİ YAKIN ÜLKE PAKİSTAN



Yazar : HARUN ÇELİK

Yazan: Vedat Aydın
Yazı Kaynağı: OkumaYeri.net


Harun Çelik'in Uzaktaki Yakın Ülke Pakistan adlı kitabını okuyunca, Pakistan hakkında sahip olduğum bilgilerin ne kadar yetersiz olduğunu anlamış oldum. Pakistan ekseninde Hint alt kıtasına da genişçe yer veren bir gazetecinin, aynı zamanda iyi bir gözlemcinin kaleminden çıkmış olması kitaba daha bir derinlik katmış. Uykusuz, kimi zaman ölümle burun buruna, sarp yokuşlar, uçsuz bucaksız dağlar aşılarak yapılan seyahatler sonucu kaleme alınan kitabın üslubu da bir o kadar akıcı ve elinize aldığınızda bırakmak istemeyeceğiniz kadar sürükleyici. Bir gözlemci olarak gördüklerini hiç eğip bükmeden okuyucuya cömertçe aktarması, yazarın samimiyetini açıkça ortaya koyuyor.

Pakistan her zaman Türkiye'nin kardeşi olmuş bir ülkedir. Kurtuluş savaşında Pakistanlı kadınların (o zaman Hindistan'tan ayrılmamıştı) kollarındaki bilezikleri Türkiye'ye göndermesi iki ülke arasındaki derin kökleri göstermektedir. Yine Pakistan'ın milli şairi Muhammed İkbal'in, Lahor Meydanı'nda Kurtuluş Savaşını destekleyen konuşması dillere destandır. En son Kıbrıs Barış Harekâtında Pakistanlı askerlerin galeyana gelerek Müslüman Türklerle birlikte Yunanlılara karşı savaşmak için hazır olduklarını gösteren kararlılıklarına tanık olmuştuk. Pakistan'ın bu kardeşçe duyguları sadece devlet ve askerle sınırlı değil şüphesiz.

Osmanlı bakiyesi Türkiye'ye olan sevdalarının altında çok güçlü tarihsel bağlar mevcut. Harun Çelik'in yaşadığı bir örnek bunu çok açık biçimde gözlerimizin önüne seriyor. Peşaver'de bulunan büyük bir medresenin çok itibarlı bir âlimiyle görüşmek istediğini bildirince, medrese yetkilileri âlimin çok hasta olduğunu, görüşmesinin mümkün olmadığını iletiyorlar kendisine. Görüşme ümidini yitirmiş bir şekilde dönerken, bahçede kendisine yetişen âlimin oğlu, babasının kendisini beklediğini haber verir. Kendisini ziyaret etmek isteyenin bir Türk gazeteci olduğunu haber verdiklerinde hemen davet etmelerini emreden âlim şu unutulmayacak sözleri söyler: "Ben bir Türk'ü kapımda bekletmem! "

Bu sözler iki ülke halkı arasındaki bağların ne kadar sağlam olduğunu çok açık gösteriyor. Bu bakımdan iki ülke halkının birbirini daha yakından tanımak mecburiyeti vardır. Gazeteci kimliğiyle beş yıl kaldığı Pakistan'daki izlenimlerini aktaran Harun Çelik, kardeş ülke Pakistan'ı daha yakından tanımamız için güzel bir eser kazandırmış bize. Kitabı okurken, sadece Pakistan hakkında bilgilere ulaşmakla kalmıyor, Afganistan, Hindistan, Çin, İran, Arabistan, İngiltere, Amerika.. gibi ülkelerinde resmi tarih söyleminin dışında kalan tarihsel önemi haiz bilgilere de ulaşabiliyorsunuz. Pakistan medreselerinde okuyan Uygur Türklerinin peşlerine takılan hafiyelerin ve resmi zevat eliyle Çin yetkililerine teslim edilerek idam edilen gencecik Uygur Türklerinin acıklı hikâyelerini okuyorsunuz kitapta. Bütün dünya Müslümanlarının içini kanatan Keşmir sorununun temelini oluşturan İngilizlerin tarihsel sinsi oyunlarını keza kitabın ilgili bölümlerinde bulabiliyorsunuz. 27 Ekim 1947' de Keşmir işgal edilir ve çok kanlı olaylar yaşanır. Bu olayların yaşandığı dönemle ilgili olarak yazarımız önemli bir hatırlatma yapar: "Bu kanlı olayların yaşandığı esnada Pakistan Ordusu'nun Genelkurmay Başkanı General Messervy isimli bir İngiliz'dir. Peki, ya Hindistan ordusu! Orada da durum aynıdır. Esmer tenli Hindu askerlerinden oluşan Hindistan Ordusu'nun Genelkurmay Başkanı da beyaz tenli bir İngiliz'dir. " Ayrıca kitapta, 11 Eylül olaylarından sonra bölgeye iyice yerleşen ABD'nin yaptığı zulümleri de ayrıntılarıyla birlikte okuyabilirsiniz.

Harun Çelik'in gözlemlerinde yer alan sadece Batı emperyalizminin Müslümanlara reva gördükleri zulümler değil. Müslüman ülkelerde yaşayan halkların çarpık dinsel inançlar uğruna birbirlerinin boğazlarını nasıl sıktıklarını tüm açıklığı ile görebiliyorsunuz. Mesela Taliban'ın İslam dışındaki din ve inanç sahiplerine karşı gösterdiği hoşgörünün binde birini, kendileri dışındaki Müslüman cemaatlere göstermediğini, Hindistan ve Pakistan'da yaşayan İslami cemaatlerin birbirlerine karşı hasmane tutumlarını örnekleriyle okuyabiliyorsunuz. Dinin asli amacı Müslümanların bir tarağın dişleri gibi birbirlerine kenetlenmiş ve disipline edilmiş bir ümmet bilinci oluşturmak iken, Hint alt kıtasında yaşayan Müslümanların geleneksel telakkilerini dinin özünden daha çok korumaları da keza örnekleriyle anlatılmaktadır kitapta. Batı, bu bağnaz ve aydınlanmayı engelleyen tutumdan pek hoşnut olarak emperyalist emellerini daha rahat uygulama alanı bulmaktadır. ABD'nin Afganistan'ı bahane ederek Pakistan üzerinde emperyal bir sömürü sistemini işlettiği bu zaviyeden bakınca çok rahat bir şekilde gözükmektedir. Bu bağlamda yazarımızın şu tespiti oldukça dikkate değerdir: "Hindistan'da ve Hindu inancındaki en sapıkça şeylere dahi, anlamlı ve ulvi bir gerekçe bulan batı kafası, iş Pakistan'a gelince birden akıl ve mantık abidesi kesilir."

Fikri temellerini büyük mütefekkir şair Muhammed İkbal'in attığı Pakistan'ın bugün içinde bulunduğu durum çok içi açıcı olmasa da, tarihsel kökleri bakımından Türkiye ile çok yakın ilişkileri olmuş ve iki ülkenin halkları birbirlerine karşı her zaman kardeşçe duygular beslemiştir. Bu dayanışmayı daha fazla geliştirmek için beş yıllık gözlemlerini okuyucuyla paylaşan Harun Çelik'in kitabı bu bağlamda çok kıymeti haizdir.

Yazı Hazırlık: Kitaphaber.net


Yayınevi

:

Düşün Yayıncılık

Seri Adı

:

İnceleme-Araştırma Serisi

Yayın Dili

:

Türkçe

Barkod

:

9789755500171

Sayfa Sayısı

:

500 Sayfa

İlk Baskı Tarihi

:

Fiyatı

:

15.00 TL

Satış Durumu

:

Satışta