|
Yazar : MUSTAFA İSLAMOĞLU
30 yıllık yazı hayatım, sözün gücünü, gücün sözüne ve sözcülerine karşı isbat etme çabasıyla geçti. Bu çaba sırasında fakir, üç bine yakın makale kaleme aldı. Bu makalelerin bazısı zamana maruz kaldı ve elendi. Bazıları ise üzerinden zaman geçmesine rağmen eskimedi. Bunlar içerisinden bir kısmı, bırakın eskimeyi, “eskimezlik” hüviyetini kazandı. Cemil Meriç, kendisine “Ne okuyayım?” diye soran birine “Kitap okuma, isim oku” der. isim okuyan ve okudukları ismin külliyatını titizlikle takip eden sadık okurlar, bir kalem erbabı için Allah’ın büyük bir lutfudur. Fakir de bu lutfa nail olanlardan biri olduğunu düşünür ve şükründen aciz olduğunu itiraf eder. Yayımlanmış makalelerin seçkisinden oluşan bu seriyi, okur sadakatine mütevazı bir teşekkür olarak kabulünü rica eder.
Makalelerin seçkilerinden oluşan YAZILAR SERİSİ içerisinde yer alan her bir kitap bir konuya tahsis edilmiştir. Seçilen yazılar yazıldıkları gibi kitaba girmemiş, yeniden gözden geçirilmiş, nadir de olsa bazılarına gerekli görülen ilave ve çıkarmalar yapılmıştır. Okura aradığını bulmada kolaylık olsun diye her bir kitap kendi içinde konu tasnifine tabi tutulmuştur.
İÇİNDEKİLER
Sözbaşı
BİRİNCİ BÖLÜM
Tesettür kişiliği dişiliğin önüne koymaktır
Başörtüsünün farziyyeti (1-3)
Maksada gelelim
Tesettür kadının evidir
Tesettür ve insan kimliği
Bunu da mı görecektik?
İslâm “teslim almak” değil “teslim olmak”tır
Ahlâksız teklif
İKİNCİ BÖLÜM
Kadın ve erkek: eş mi, eşit mi?
Kur’an’ın kadına yaklaşımı ve mirasta oran meselesi
Mücadile sûresi ve kadın tasavvurumuz
“Kadın” konusunda iğne ve çuvaldızı kimi batırmalı?
Fitnenin erkeğini ne yapalım?
Fetvayı nasıl alırdınız?
“Kadının adı yok”, peki ya değeri?
Feminizm bir tuzaktır
Kadın: Modern çağın Kandıralısı
Kadın kimin sorunu?
İslâm kadını aşağılamadı, siz anneliği aşağıladınız!
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cumhurbaşkanına!
İnsanın keneden farkı
Hayat tarzımızı savunacağız
Başörtüsü yasağı ve gayr-ı müslim Türkler sorunu
Düşmanlık sadece zalimleredir
Tesettürlüler nereye gitsin? (1-2)
Ankara'nın kalbi de var mı?
İsrailoğulları kadınlarından başörtülü kızlara
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Başörtüsü simgeymiş
Başörtüsünü kim simgeleştirdi?
Gaza gelmek, saza gelmek, kaz görmek
Yetiş ey konsensüs hazretleri!
“Eve dönüş” tamam, ya “okula dönüş”?
Oradan öyle mi görünüyor?
Arsızlık
TADIMLIK
Söz başı
“Göklerde ve yerde olan her varlık (ve) onların sabahtan akşama (değişip duran) gölgeleri, gönüllü ya da gönülsüz Allah’a secde etmektedirler.” (Ra’d 15)
Gölgeler…
Gölgeler de secdedeler…
Gölgelerle konuşuyor, gölgelerle yazıyor, gölgelerle yaşıyoruz.
Gölgeler gönlümüzde, gölgeler aklımızda, gölgeler dilimizde…
Düşünce hakikatin zihne düşmüş gölgesi, söz düşüncenin dilde yankılanan gölgesi, yazı sözün kâğıda düşen gölgesidir.
***
Bizler söz medeniyetinin çocuklarıyız. İslam söz medeniyetidir. Zira islam’ı tarih sahnesine çıkaran şey, Allah’ın insanla konuşmasıdır. Söz değerli olmasaydı Allah konuşmazdı. İlahi vahiy, sözün gücünün şahididir. Sadece o mu? Değil elbet, bir de şu: Sözün gücünün gücün sözüne galip geldiğinin de şahididir.
İşbu yüzden, söylenmeyince ölünecek sözler bizdedir. Bu sözleri söylemeyince ölecek söz erlerini bu medeniyet çıkarmıştır.
Tıpkı Yunus gibi:
Behey Yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnsanın söylemeyince ölecesi sözlerinin olmase ne güzeldir. Bu, söyleyecek sözü olmanın da ötesinde bir şeydir. “Söylemezsem ölürüm” diyenler, evet, sadece onlar söyleyecekleri uğruna ölümü göze alırlar. Tüm peygamberleri bu listenin başına yazabilirsiniz. “Söylemezsem ölürüm” diyenler, söze gönül kulağını verenlerdir. Bu nedenledir ki, söylemeyince ölünecek sözler onların gönül kulağına, “Beni söylemezsen asıl ben ölürüm” diye fısıldarlar. Düşüncenin gölgesi olan sözün sesine kulak verenler, sözün gölgesi olan yazıya, söz ölmesin diye ihtiyaç duyarlar.
***
30 yıllık yazı hayatım, sözün gücünü, gücün sözüne ve sözcülerine karşı isbat etme çabasıyla geçti. Bu çaba sırasında fakir, üç bine yakın makale kaleme aldı. Bu makalelerin bazısı zamana maruz kaldı ve elendi. Bazıları ise üzerinden zaman geçmesine rağmen eskimedi. Bunlar içerisinden bir kısmı, bırakın eskimeyi, “eskimezlik” hüviyetini kazandı. Cemil Meriç, kendisine “Ne okuyayım?” diye soran birine “Kitap okuma, isim oku” der. isim okuyan ve okudukları ismin külliyatını titizlikle takip eden sadık okurlar, bir kalem erbabı için Allah’ın büyük bir lutfudur. Fakir de bu lutfa nail olanlardan biri olduğunu düşünür ve şükründen aciz olduğunu itiraf eder. Yayımlanmış makalelerin seçkisinden oluşan bu seriyi, okur sadakatine mütevazı bir teşekkür olarak kabulünü rica eder.
Makalelerin seçkilerinden oluşan YAZILAR SERİSİ içerisinde yer alan her bir kitap bir konuya tahsis edilmiştir. Seçilen yazılar yazıldıkları gibi kitaba girmemiş, yeniden gözden geçirilmiş, nadir de olsa bazılarına gerekli görülen ilave ve çıkarmalar yapılmıştır. Okura aradığını bulmada kolaylık olsun diye her bir kitap kendi içinde konu tasnifine tabi tutulmuştur.
***
Söz emanettir. Bazen bir tek cümle bir hayat değiştirir. Mü’min sûresine adını veren meçhul mü’minin misyonu, o bir tek cümleyi söylemekti. Söz emanetini günü gelince sahiplerine teslim etmek için katlanmıştı Firavun’a bir ömür.
Sözlerim okurunu bulmuşsa, emanet yerini bulmuş demektir.
Mustafa İslâmoğlu
Yayınevi | : | Düşün Yayıncılık |
Seri Adı | : | Mustafa İslamoğlu Yazılar Serisi |
Yayın Dili | : | Türkçe |
Barkod | : | 9786054195275 |
|
Sayfa Sayısı | : | 160 Sayfa |
İlk Baskı Tarihi | : | February 2010 |
Fiyatı | : | 6.00 TL |
Satış Durumu | : | Satışta
|
|
|