|
Yazar : MUSTAFA İSLAMOĞLU
Efendim,
Sen kendini 'abduhu ve rasuluhu: O'nun kulu ve elçisi' olarak takdim etmiştin. Sana iman eden bazıları sana hürmet adı altında seni kulluktan 'kurtarıp' melekleştirerek hayattan dışladılar. Bu ifrata karşı başka bazıları da tefrite sapıp seni 'güzel örnek' olmaktan çıkarıp bir 'postacı', bir 'ara kablosu' seviyesinde görerek hayattan dışladılar.
Bunların hepsi sana iman ediyordu. Ama seni hayatımızdan çıkarmanın ızdırabını çektirdiler bize. Bu işi, göğe çekerek ya da yere sokarak yapmaları sonuçta hiçbir şeyi değiştirmedi.
İÇİNDEKİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
Efendim
“Âlemlere rahmet”
Kitap-iman bilmeden muhteşem ahlâka sahip olmak
Bir gül ile bahar gelir mi?
Gül kokusunu çağa taşımak
Peygamberimizi sevmek
Peygamber tasavvurumuz
Anmak mı, anlamak ve yaşamak mı?
O anlattı, ama biz anladık mı?
Bedevîce bir putlaştırmaya Nebevîce bir karşı duruş
Üç Muhammed
Sünnet ve hadis üzerine
İKİNCİ BÖLÜM
Muhammed muhabbettir, muhabbet müebbettir
“Muhabbeti bil ne iştir bir can bir canı seviştir”
Modeller üretildikleri kadar yaşar
İsrâ-Miraç: ‘İlerleme’ mitine karşı‘yücelme’ hakikati
Hicret: Kavuşmak için terket!
Hayat Hicret’tir
Hicri yeni yıl münasebetiyle Hicret’in hatırlattıkları
Hicret beraettir
Uhud Savaşı’nın yıl dönümünde akla düşenler
Boykot
Hz.Peygamber ve yapıcı muhalefet
İnsan tasavvurumuz üzerine
İslâm gelirse ne yapar?
Lıhye-i saadet ziyaretleri
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kenan’ın gemide işi ne?
“Selâm olsun İbrahim’e!”
Gömleğini gönder Yusuuf!
“Hangi Yusuf-u devran ki Züleyha-yı zaman dâmenin çâk etmemiş ola?”.
Firavunundan izin almadan iman edenlere
Musa Peygamber’i gördüm
Ey kavmim!
Gidene bakın, neyin kalıcı olduğunu anlarsınız!
Çağın bütün Eyyub’larına!
Müslüman aklının yeniden inşaası
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hakikat esrarlı değil, berraktır
Cahiliyyeden günümüze Ümeyyeci Hanif tavrı
Tahrif ve tecdidin ezeli savaşı
“Bize vahiy geldi” diyenler
TADIMLIK
Yazan: Mustafa İslamoğlu
Kaynak: Efendim, Mustfa İslamoğlu, Düşün Yayıncılık
Yokluğunda seni özledik.
Sana değen rüzgarı, seni örten bulutu özledik. Özlemeyi, özlenilmeyi, sevmeyi, sevilmeyi, sevindirmeyi, sevindirilmeyi özledik Efendim.
Aşkı, gözyaşını, müsamahayı, ahlakı, adabı, ihsanı, irfanı, iz'anı, feraseti, basireti, şecaati, celadeti, adaleti, meveddeti, muhabbeti özledik.
İzzeti, hikmeti, fıtratı, şefkati, hürmeti, devleti özledik.
Senden sonra tefrika meşrebimiz, taklit mezhebimiz, cehalet mektebimiz, atalet fıtratımız, hamakat şöhretimiz, ihanet sıfatımız, küffar velinimetimiz oldu.
Efendim,
Sen kendini 'abduhu ve rasuluhu: O'nun kulu ve elçisi' olarak takdim etmiştin. Sana iman eden bazıları sana hürmet adı altında seni kulluktan 'kurtarıp' melekleştirerek hayattan dışladılar. Bu ifrata karşı başka bazıları da tefrite sapıp seni 'güzel örnek' olmaktan çıkarıp bir 'postacı', bir 'ara kablosu' seviyesinde görerek hayattan dışladılar.
Bunların hepsi sana iman ediyordu. Ama seni hayatımızdan çıkarmanın ızdırabını çektirdiler bize. Bu işi, göğe çekerek ya da yere sokarak yapmaları sonuçta hiçbir şeyi değiştirmedi.
Allah seni 'güzel örnek' olarak gösterdi. Sen, Kur'an'ın konuşanı, yürüyeni, hareket edeniydin. Tıpkı bir annede spermin insana, bir ağaçta suyun meyvaya, bir arıda tozun bala, bir tavukta darının yumurtaya, bir koyunda samanın süte dönüşmesi gibi, ayetler sende hayata dönüşüyordu.
Allah ısrarla seni örnek gösterirken, birileri ısrarla 'kitab'ı, kitapları örnek göstermekte direndiler. Öylesi işlerine geliyordu, cansız bir nesneyi örnek edinmekle, canlı bir insanı örnek edinmek aynı olur muydu'
Efendim, Kitapsızlıktan değil, 'peygambersizlikten' kırıldık. Yokluğumuz peygamber yokluğu. Seni hatırlatan, seni andıran insanların hasretim çekiyoruz. Çocuklarımız peygamberi sorunca 'evladım onun ahlakı tıpkı falancanın ahlakı gibiydi' diyeceğimiz insanlar yok denecek kadar az.
İnsanlık destanıyla yaşıt olan vahiy sürecinde birçok kitapsız peygamber gelmişti de, bir tek 'peygambersiz kitap' gelmemişti. Sayemizde yaşlı dünya ona da şahid oldu efendim. Peygambersiz Kitab'a, Muhammed aleyhisselamsız Kur'an'a da şahid oldu. Şimdi Kur'an mahzun efendim, Kur'an öksüz. Seninle Kur'an'ın arasını ayırdık, etle tırnağın, toprakla tohumun, anayla evladın arasını ayırır gibi.
Gel de bir bak Efendim, bu mazlum ümmetin hali pür melaline. Bıraktığın din tanınmaz hale geldi. Bıraktığın sitenin harabelerinde baykuşlar tünedi.
Gün geçmez ki ümmetin coğrafyasından feryat yükselmesin, oluk oluk kan akmasın.
Bir olarak bıraktığın ümmetin kaç parçaya ayrıldığının sayısını onu parçalayanlar dahi unuttu.
Bıraktığın kutlu mirası hovarda mirasyediler gibi parçalayarak paylaştık Efendim. Nebevi mirasın irfani ve ahlaki boyutuna bir hizip, ilmi ve fikrî Boyutuna bir başka hizip, siyasî ve hareketi boyutuna ise daha başka bir hizip sahip çıktı. Yüzyıllardır tüm bu hizipler ellerindeki parçanın 'bütünün kendisi' olduğunu iddia etmekle ömür tükettiler. 'Her hizip ellerindeki parçayla övünüp durdu.' Hepimiz hakikatin merkezine kendimizi oturtup 'hak benim' dedik.
Oysa ki Efendim, bazen parçalanan hakikat hakikat olmaktan çıkar. Ait olduğu bütün içerisinde anlamlı olan bir parça o bütünden ayrılınca anlamsızlaşabilir. Bunu farkedemedik Efendim.
Efendim,
İsrailoğulları, peygamberlerini katlediyorlardı. Biz de senin güzel hatıratını, emanetini, adını ve sünnetini katlettik. Seni katlettik Efendim.
Kimilerimiz için sen hiç ölmedin, o ender bahtiyarlar seni hep içlerinde, işlerinde, hayatlarında, düşüncelerinde, duygularında, eylemlerinde, evlerinde yaşattılar.
Kimilerimiz içinde sen hiç doğmadın. Onlar hep senden mahrum yaşadılar. Şol mahiler ki derya içreydiler, deryayı bilmediler.
Varlığının kaç bahara bedel olduğunu bilmeyenler yokluğunun ıstırabını nasıl duysunlar Efendim'
Seni çok seviyoruz, seni çok özlüyoruz.
Bize kırgın mısın Efendim.
Yazı Hazırlık: Kitaphaber.net
Yayınevi | : | Düşün Yayıncılık |
Seri Adı | : | Mustafa İslamoğlu Yazılar Serisi |
Yayın Dili | : | Türkçe |
Barkod | : | 9786054195398 |
|
Sayfa Sayısı | : | 196 Sayfa |
İlk Baskı Tarihi | : | June 2010 |
Fiyatı | : | 7.00 TL |
Satış Durumu | : | Satışta
|
|
|