KUR'AN'A GÖRE HZ. MUHAMMED'İN HAYATI (2 CİLT)



Yazar : İZZET DERVEZE

Klasik siret kitapları Hz. Muhammed'in örnekliğini ortaya koymada yetersiz kaldıkları gibi; bazı düzme ve uydurma rivayetlerden de kurtulamamışlardır. Öyleki, eseri zamanımıza kadar ulaşan en eski siret yazarı olan İbn Hişam kitabında naklettiği haberlerin bazılarının zayıflığını bizzat kendisi belirtmiştir. Bu durum, İbn Hişam'ın siretinde olduğu gibi, Taberi Tarihi ve İbn Sad'ın Tabakat'ı için de geçerlidir. Zamanımızda yazılan siret kitaplarında da durum çok farklı olmamıştır.

İzzet Derveze'nin kalame aldığı bu kitap; şu ana kadar yazılmış olan siret kitaplarının izlediği metoda bağlı kalmadan ve teferruata fazla girmeden kronolojik bir seyir çizgisi izleyerek, Kur'an'dan hareketle yazılmıştır. Zaten Kur'an'ı temel almayan, ondan kopuk olan bir çalışma başarısızlığa mahkumdur. Bu kitabı sahasında özgün kılan da budur.


İÇİNDEKİLER

---------------------
1. CİLT
---------------------

İÇİNDEKİLER
Önsöz
1. Siret Kitaplarındaki Eksiklik
2. Risâlet Öncesiyle İlgili Değerlendirmelerin Zayıflığı
3. Oryantalistlerin Çalışmalarında Kullandıkları Kaynaklar
4. Bu Çalışmayı Yapmanın Nedenleri ve Şartları
5. Risâlet Öncesi Dönemle İlgili Kur’ânî Tabloların Çokluğu
6. Bu Çalışmanın Kaynakları ve Konuları
7. Ayetlere Çokça Yer Verilişinin Gerekçesi

BİRİNCİ BÖLÜM: BÖLGE VE YERLEŞİM

A) Hicaz ve Hicazlılar
1. Kur’ân’da Hicaz Bölgesi
2. İklim Şartları ve Tarım
3. Deniz ve Denizcilik
4. Hicaz Şehirleri
5. Mekke’nin Yeri ve Önemi
6. Yesrib Ve Taif’in Yeri Ve Önemi
7. Hicaz Şehirlerindeki Halkın Durumu
8. Bedevilik (Badiye-A’rab)
9. Hicaz Halkının Araplığı
10. Kur’ân Dili ve Arapça

B) Hicaz’ın Sosyo-Ekonomik Yapısı
1. Ekonomik Faaliyetler
2. ve 3. Ölçü, Tartı ve Matematiksel İşlemlerin Bilgisi
4. Hicaz’da Ziraî Faaliyet
5) Hicaz’da Sınaî Faaliyet
6. Araplarda Yaşam Tarzı
7. Hayvancılık ve Avcılık
8. Araplarda Yeme, İçme, Eğlence, Barınma,Giyim-Kuşam

C) Hicaz’daki Yabancı Azınlıklar
1. Mekke’deki Yabancılar
2. Ehl-i Kitab’ın Mekke’deki Durumu
3. İsrâiloğulları’nın Mekke’deki Varlığı
4. İsrâiloğulları’nın Yesrib/Medine’deki Varlığı
5. İsrâiloğulları’nın Hicaz Halkı Üzerindeki Tesirleri
6. Hristiyanların Hicaz’daki Rolleri

İKİNCİ BÖLÜM: SOSYAL HAYAT

A) Aile Hayatı
1. Peygamber Asrında Erkeğin ve Kadının Rolü
2. Çeşitli Adetler Ve Gelenekler

B) Kabilecilik Asabiyeti
1. Peygamber Asrında Kan bağı İlişkileri
2. Kabilevî Paktlar
3. Velâyet Asabiyeti
4. Himaye Etme Asabiyeti
5. Gelenekçilik ve Müslümanlardaki İzleri

C) Hac Ve Harâm Aylar
1. Peygamber Asrında Kâbe’nin Önemi ve Hac
2. Hac Bölgesinde Ekonomik Faaliyet
3. Hac Ayları
4. İslâm’a Geçen Gelenekler
5. Harâm Aylar

D) Sosyal Ve İdari Düzen
1. Hükümet Güçleri
2. Yargı Otoriteleri
3. Yargıçlık Düzeni
4. Sınıfsal Farklılıklar
5. Peygamberlikten Önce Araplarda Kölelik
6. Kur’ân’la Köleliğin Ortadan Kaldırılma Çabaları

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DÜŞÜNCE HAYATI

A) Kur’ân Dili ve Arapların Akli Gücü

B) Eğitim Seviyesi, İlim, Kültür ve Pratik Bilgiler
1. Okuma Yazma
2. Arapların Yabancı Dillerle İlgileri
3. Bilim ve Teknik
4. Araplarda Tarih Bilgisi ve Peygamber Kıssaları
5. Coğrafya ve Astronomi Bilgisi
6. Tıp ve Eczacılık Bilgisi
7. Soybilim
8. Kâhinlik ve Büyücülük
9. Hikmet

C) Arapların Yerleşik Konumlarını Savunma Ruhu

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: DİNLER VE İNANÇLAR

A)Şirk, Kapsadığı İnançlar ve Tezahürler
1. Şirk Kavramı ve Kapsamı
2. Evliya, Şahitler ve Şefaatçiler
3. Şürekâ, Erbâb, Endâd, Âlihe
4. Ortak Koşmanın Nedenleri
5. Arap İnancında “Allah’ın Çocuk Edinmesi”

B) Putlar ve Putçuluk
1. Madenden Yapılan Maddi Putlar
2. Kur’ân’da Putların İsimleri

C) Melekler ve Araplarda Melek İnancı
1. Melek Kavramı
2. Arapların Melek İnancı
3. Kur’ân’da Meleklerin Değeri

D) Cinler ve Araplarda Cin İnancı
1. Cin Kavramı
2. Araplarda Cin İnancı
3. Kur’ân’da Cinlerin Mahiyeti
4. Araplara ve Kur’ân’a Göre İblis
5. Araplara ve Kur’ân’a Göre Şeytan

E) Allah ve Peygamberlik İnancı
1. Allah İnancı
2. Peygamberlik İnançları ve Peygamber’e Muhalefet
3. Ahiret İnancı

F) İbrahimî Dinin Devamcıları
1. Sabiîler
2. Hanifler
3. İbrahimî Din

G) Yahudilik, Hristiyanlık Ve Etkileri
1. Yahudilik
2. Hristiyanlık
3. Tevrat ve İncil Kavramları

H) Çeşitli Alışkanlıklar, İbâdetler, Düşünceler
1. Güneş’e, Ay’a, Yıldızlar’a ve Ateşe Tapma
2. Risâlet Öncesi Araplarda İbâdetler
3. Nefs Kavramı
4. Ruh Kavramı

BEŞİNCİ BÖLÜM: (MEKKE DÖNEMİ) RASULULLAH(S)’IN SİRETİNE(GENEL BİR BAKIŞ)

A)Rasulullah’ın Arap (Kureyşli) Oluşu

B) Rasulullah (S)’ın Vahiy Öncesi Yaşamı
1. Beşer Oluşu
2. Sosyal Durumu ve Dinî Yaşamı
3. Risâletin Evrenselliği
4. İbâdet Şekli
5. Ehli Kitapla İlişkisi
6. Vahiy Öncesi Bilgisi
7. Ümmî Oluşu (Okuma-Yazma Bilmeyişi)

C) Rasulullah (S)’ın Ahlaki Üstünlükleri
1. “Büyük Ahlâk” Sahibi Oluşu
2. Cesaret ve Kahramanlığı
3. Vazifesine Olan Bağlılık ve Samimiyeti
4. Kâfirlerin İftiraları

D) Rasulullah (S)’ın Aile Hayatı
1. Çok Evliliği
2. Ehli Beyt ve Sorumlulukları
3. Hz. Zeynep ile Evliliği
4. Rasul (S) ile İlişkilerde Adab
5. Tahrîm Olayı
6. “İfk” Olayı
7. Rasulullah’ın Çocukları
8. Rasulullah’ın Mescidi ve İşlevi
9. Rasulullah’ın Vefatı

E) Rasulullah (S)’ın İsmet Sıfatı

F) Rasulullah (S) ve Mü’minler
1. Rasul’ün Mü’minlerle Olan İlişkisi
2. Rasul’e İtaat

G) Vahiy ve Resulullah (S)
1. Vahiy Kavramı ve Keyfiyeti
2. Rasul’ün Sadece Vahyi Yazdırması
3. İlk İnen Ayetler
4. Vahyin Rasul Üzerindeki Etkisi

---------------------
2. CİLT
---------------------

BİRİNCİ BÖLÜM: SİRET’İN MEKKE DÖNEMİ

Giriş
Mekkî Sûrelerin Sıralaması

A) Müşrik Arapların Davete Karşı Konumu
1. İlk Adımlar
2. Rasul ve Mekke Liderleri
3. Kur’ân’ın Mekke Liderleriyle Mücadelesi
4. Müşrik Liderlerden Katı Davrananlar
5. Azgınlara Gönderilen Azap
6. Müşrik Liderlerden Ölçülü Davrananlar
7. Genel Bir Değerlendirme
8. Kur’ân’ın Müşrik Arap Kültürünü Eleştirisi
9. Müslümanlarla Kâfirler Arasındaki İlişkiler

B) Kâfirlerin Rasul’e Baş Kaldırmaları
Kâfirlerin Rasul’e Karşı Çıkışları ve Mucize İstekleri

C) Baskılar, İşkenceler ve Hicret
1. Baskı ve İşkenceler
2. Habeşistan’a Hicret
3. İlk İrtidat Olayları
4. Yoğunlaşan Baskılar Ve Yesrib’e Hicret
5. Hicret Etmeye Güç Yetiremeyenler

D) Davetin Getirdiği Sıkıntılar
Sıkıntıların Nedeni

E) Mekke Dönemi Müslümanlarına Toplu Bir Bakış
1. Mekke’de Müslümanların Sosyal Yapısı
2- İman Etmeyen Akrabalar İle İlişkiler

İKİNCİ BÖLÜM: EHL-İ KİTAP

A) Mekke Devrinde Ehl-İ Kitap
1. Kur’ân’da Ehli Kitap
2. Ehl-İ Kitab’ın Kur’ân’a Bakışı
3. Ehli Kitab’ın İhtilafları
4. İhtilaflarına Kur’ân’ın Gösterdiği Çözüm

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: (MEDİNE DÖNEMİ) MEDİNE DÖNEMİNDE İSLAM DAVETİNİN YAYILIŞ AŞAMALARI VE SEYRİ

Medeni Sûrelerin Nuzul Sıralaması

A) Giriş

B) Davetin Medine Bölgesinde Yayılışı

C) Davetin Diğer Bölgelerde Yayılışı

D) Medine Dönemi Müslümanlarından Tablolar
1. Gayretli-İleri Müslümanlar
2. Diğer Müslümanlar
3. İslam Kardeşliği ve Müslümanların Dayanışması

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: MEDİNE DÖNEMİNDE MÜNAFIKLAR

A) Giriş

B) Münafıkların Karakterleri ve Tutumları
1. Münafıkların Tuzakları
2. Münafıkların Alaycı Tavırları
3. Münafıkların Diğer Hile ve Oyunları

C) Savaş Karşısında Münafıklar
1. Savaş Çağrısına Karşı Tavırları
2. Savaş Eylemine Karşı Tavırları

BEŞİNCİ BÖLÜM: MEDİNE DÖNEMİNDE YAHUDİLER

A) Giriş

B) Yahudilerin İslam Davetine Karşı Tutumları

C) Yahudilerin Tartışmacı Tutumları
1. Seçkin Ümmet Oluş İddiaları
2. Rasulullah’ın Risaletine Karşı Tavırları
3. Kıble, Kâbe Ve Hac Konularındaki Tutumları

D) Yahudilerin Düzenbazlıkları

E) Yahudi - Münafık Dayanışması

F) Yahudi - Müşrik Dayanışması

G) Yahudilerin Cezalandırılması, Sebep ve Sonuçları
1. Beni Kaynuka’nın Sürgün Edilmesi
2. Beni Nadir’in Sürgün Edilmesi
3. Beni Kurayza’nın Sonu
4. Hayber ve Diğer Yahudi Şehirlerinin Fethi

H) Yahudilerden İnananlar ve Ölçülü Davrananlar

ALTINCI BÖLÜM: MEDİNE DÖNEMİNDE HRİSTİYANLAR

A) Giriş

B) Rasul (S) Dönemi Hristiyanlarının Genel Durumu

C) Hristiyanların İslam’a Davet Edilişi ve Onların Tavrı

D) Hristiyanların Tartışmacı Tutumları

E) Hristiyanlarla Çatışma

YEDİNCİ BÖLÜM: CİHAD ÇAĞRISI VE CİHAD İLE İLGİLİ MESELELER

A) Giriş

B) Cihad Çağrısı Karşısında Müslümanların Tutumları

C) Cihad Olayları

SEKİZİNCİ BÖLÜM: KUR’ANÎ YASAMA VE RASULULLAH’IN HAYATI İLE İLİŞKİSİ

A) Giriş

B) İbadete İlişkin Yasama
1. Salat ve Salatla İlgili Konular
2. Oruç İbadeti
3. Hac İbadeti

C) Siyasi Yasama
1. İdarecilerin Hakları ve Görevleri
2. Adaletin İkamesi
3. Hadler ve Cezalar
4. Maliyenin Kurulması ve Düzenlenmesi
- Zekat
- Ganimetler

D) Toplumsal Yasama

E) İktisadi Yasama
1. Vasiyet
2. Miras
3. Yetimlerin Malları
4. Aklı Ermeyenlerin Malını Korumak
5. Faizin Yasaklanması
6. Antlaşma ve Borçlarla İlgili Hükümler

F) Aile ve Ev Hukuku
1. Evlenmek ve Evlenmeyi Kolaylaştırmak
2. Evlilik Hayatı
3. Boşanma Olayı
4. Dullar Hakkındaki İlkeler
5. Aile Terbiyesi


TADIMLIK

ÖNSÖZ Bismillahirrahmanirrahim

1. SİRET KİTAPLARINDAKİ EKSİKLİK

Klasik siret kitapları yazanların çoğunun -Peygamberin (s) risâlet öncesi asrı ve çevresiyle ilgili konularda- titiz davranmamalarına ve bu konuya önem vermemiş olmalarına akıl erdirmek zordur. Onların bu asır ve çevre ile ilgili olarak kaydettikleri, Peygamberin şahsı ile alakalı olan konularla sınırlıdır: Peygamberin soyu, ailesi, kabilesi, doğumu, emzirilmesi, himaye edilişi, yolculukları ve evlilikleri. Çok nadir olarak bu asrın durumu ve bu çevrenin sosyal, ekonomik, siyasal ve dini konumu ile ilgilenirler. Rasulullah’ın ortaya çıktığı ve onun, büyük bir başarı ve geniş bir yayılma gösteren ve hâlâ tüm dünya hayatına her açıdan büyük katkılarda bulunmakta olan bu çağrısının ilk olarak gündeme geldiği ortamı aydınlatacak, onlara ışık tutacak malzemeye ne de az yer verirler.

Arapların İslâm’dan önceki durumlarıyla ilgili olarak, klasik siyer kitaplarının yaptığı kırpmalar bir yandan gelenek halini alırken öte yandan da o kadar genellemeler ve geniş çizgilerle ifade edilmiştir ki okuyucunun ondan kesin bir bilgiye ulaşması - çok az şeylerin dışında- olanaksızdır. Sonra belirtilen şeylerin hangi asra nispet edildiği de kesin biçimde belirlenememektedir. Kaldı ki, aktarılan bu kırpıntılar dahi düzmece ve uydurma olma ihtimalinden uzak değildir. Tedkik amacıyla bunlara dikkat edenlerin; onlardaki yumuşatma ya da birleştirmeyi, olaylar, olgular ve Kur’ân âyetlerini açıklama amacını görmesi zor olmaz. Hatta onların bizzat Kur’ân nassları ya da çağrıştırdıklarıyla çeliştiğini görmesi fazla çabaya ihtiyaç göstermez.

İşte zamanın bize kadar koruduğu en eski siret kitaplarından biri olan İbn Hişam’ın Sireti’nde -ki bu kitap üzerinde ciddiyet, güven damgası vardır. Peygamberlik döneminden önce olsun, sonra olsun ya da Peygamber (s) ve Ashabına nispet edilen saygı ve yüceltme ile ilgili olsun, kaydedilen rivâyetlerde titiz davranmayı, ihtiyatlı hareket etmeyi esas almış bu işin dindarlık ve günahkârlık açısından ne derece hassas olduğu bilinciyle hareket etmiştir. Naklettiği rivâyetlerin ve kaydettiği haberlerin, özellikle risâletten önceki vakıalarla ilgili olanlarında bu titizliği açıkça görebiliyoruz. Kitabını yazarken ve olayları kaydederken râvilerin ona ulaştırdığı ya da yazılı kitaplarda gördüğü şeyleri toptan vermeye çalışmıştır. Onlardan bazılarının zayıflığını bizzat kendisi belirtmiş ancak bir kısmını da belirtmemiştir.

Bu aksaklıkların çoğu, İbn Hişam’ın Sîret’i gibi eski, ciddi ve güvenli olan Taberi Tarihi ve Tabakat kitaplarının en muteberlerinden sayılan İbn Sa’d’ın Tabakât’ı için de geçerlidir.

Buna ek olarak klasik kitaplarda kaydedilen, nakledilen pek çok rivâyetlere ve haberlere karşı, düşünen bir insanın onları inkâr etmese bile, sürekli olarak dikkatli ve uyanık olması lazımdır. Çünkü bu haberler ve rivâyetlerle Peygamber’in, risâlet öncesi dönem ve ortamının maddî gelişme, edebiyat ve düşünce hayatı açısından küçümsenmesi amaçlanmaktadır. O dönem ve ortam; cehalet, geri kalmışlık, sefalet, itilmişlik, perişanlık, barbarlık, kültürel araç ve vasıtalardan mahrumiyet, düşünce, inanç, ahlâk ve edebiyatta katı bir maddecilik gibi sıfatlarla tanıtılmaktadır. Hâlbuki bu iddialar işlerin tabiatına ve apaçık mantıksal kurallara aykırı düştüğü gibi Kur’ân-ı Kerim’in bildirdiklerine ve nasslarına da ters düşmektedir.

2. RİSÂLET ÖNCESİYLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELERİN ZAYIFLIĞI

Klasik sîret kitaplarında yer alan daha önce işaret ettiğimiz karalama esasına dayalı değerlendirmelerden başka, bazı kitaplar ve risâleler bulunmaktadır. Öğretim amaçlı bu tür Arapça kitaplarda yer alan edebi, tarihi ve sanatsal bazı bölümler ve konuların İslâm’dan önceki Arapların hayatına, geleneklerine ve inançlarına ışık tuttuğunu biliyoruz. Yalnız bu risâleler ve kitaplar, çok genel bir üslupla yazılmıştır.

Bunlar öncelikle Peygamber asrı ve çevresiyle özel bir biçimde ilgilenmez. İkinci olarak; buralarda kaydedilen rivâyetler iyi-kötü, sağlam-zayıf, ger-çek-yalan demeden birbirine karışmıştır. Netice itibariyle düşünen bir araştırmacı yine onları titizlikle okumak zorundadır. Onları gerçek, tarihi, güvenilir rivâyetler ya da aşağıyukarı doğru belgeler olarak almakta, çoğu zaman tereddüt etmek mecburiyetinde kalacaktır. Çünkü bu rivâyetlerin eski olanları ancak uzun bir zaman sonra kaydedilmiştir. Rivâyetler uzun zaman hafızalarda muhafaza edilmiş ve bu arada dilden dile nakledilmiştir. Tabii ki bu esnada bu rivâyetler üzerinde alabildiğince oynanmış ve eklemeler yapılmıştır. Artık o dönemden söz etmek bu rivâyetlere dayanmakla mümkün olagelmiştir. Onların yazarları da, onları tarihi gerçekler olarak kabul etmiş, konularını, bölümlerini, risâlelerini, değerlendirmelerini, çoğunlukla araştırma ve tedkike başvurmadan, bu rivâyetlerin üzerine bina etmişlerdir.

Yine ilginçtir ki, zamanımızda sîret kitapları ya da İslâm’ın ilk asrının (Sadr-ı İslâm) tarihini yazanlar, hatta Arapların düşünce hayatını açıklamaya çalışanlar, İslâmdan önceki hayatın bazı olgularına ulaşanlar bile bu çağı ve bu çevreyi bize yeteri kadar tanıtamamışlardır. Hatta üzelerek belirtelim ki, onlar bu çağı ve çevreyi çok az bile tanıtabilmiş değillerdir. Şu kadarını bilmek yeterlidir ki; Arap düşünce ve dini hayatı üzerine yazılan bir dizi Arapça kitap içinde en güçlüsü olan “Fecru’l-İslâm”da bile, Risâlet öncesi Arap dinleri ve inançlarının incelenmesi ihmal edilmiştir. Araplarda bulunan kahinlik, sihir/büyü, efsaneler, gelenekler ve âdetlere hiçbir işarette bulunulmamıştır. Hâlbuki bu sahalar ve oralarda yer alan güçlü hareketler, özellikle Peygamberlikten önce olanları, Arap düşünce hayatının bir tezahürü ve somut örneği olması açısından araştırılmaya ve sözü edilmeye değer. Hâlbuki bu kitapta üzerinde durulan konuların tamamı Yahudilik, Hristiyanlık ile Yunan felsefesi ve bu felsefenin İslâm’ın ilk asrında bu hayat üzerindeki etkisinin zikredilmesinden ibarettir. “Hayat-ı Muhammed” kitabının yazarı da yaklaşık olarak bu yazarın yolunu izlemiştir. Bu son kitap parlak bir girişe, doyurucu konulara, araştırmalara, önemli ilâvelere ve değerli yaklaşımlara, mülahazalara özellikle sonraki baskılarında kavuşmuştur. Fakat temel yapısı önceki kitapla aynı paralelliktedir. Kaldı ki, herhangi bir halifenin, kralın/sultanın, başkanın/komutanın, alimin, şairin, edebiyatçının hayatını inceleyen bir kitaba baktığımızda, asrımızın son çeyreğinde kaleme alınan bu güzel çalışmaların birini tedkik ettiğimizde görürüz ki, yazar kendisinden söz ettiği kişiyi kuşatan çağı, bütün yönlerden incelemekten geri kalmamakta bu konuda kayda değer her şeyi vermektedir. Çevre şartlarını, onun doğumundan önceki edebi, siyasal ve sosyal yaşam biçimini ele almakta araştırmakta, incelemektedir.

Pek tabiidir ki, Peygamber asrının ve çevresinin bu şekilde kapsamlı olarak ortaya konmasının Arap ve İslâm Tarihinde ve Siret-i Nebi’de büyük ciddiyetle üzerinde durulması gereken konulardan olmadığını hayatı incelenen halifeler, krallar, komutanlar, şairler ve bilginlerin çağını ve çevresini geniş ve kapsamlı bir biçimde ortaya koymak kadar önemli olmadığını sanmak elbette ki isabetli olmaz. Peygamberin (s) ortaya çıktığı, ilahi vahyi gündeme getirdiği, İslâm Dinini, bütün yasaları, ilkeleri ve kurallarıyla yürürlüğe koyduğu, bütün dünyayı etkisi altına alan bu güçlü kuralların, yasaların ilk pratiğe aktarıldığı bir bağın ve çevrenin önemli olmadığı söylenemez. Sonra Arapların kendisinden hareketle medeni dünyaya yöneldiği, o zamana kadar sıra ile kendilerine hükmeden ve egemen olan iki süper devleti/imparatorluğu, eşsiz deha sahibi komutanlar, üstün yetenekli valiler, idareciler ve hakimlerin gücüyle enkaz haline getirecek bir güce kavuştuğu bu çağı ve çevreyi aydınlatmak için ne kadar büyük çaba sarf edilse yine azdır. Ne kadar çok da olsa bu konuya verilen önem yine de yetersizdir.

Arapça rivâyetlerde yer alan tedvin, yazım ve içerik yetersizliği, bazı değerli yazarların ve araştırmacıların bu konularda görüş belirtmekten kaçınmalarının nedenlerinden biri olmuştur. Çünkü biz bu yazarları geniş bilgi sahibi, söz sanatı sahibi, yazarlık sanatının gereklerini halkaların birbirine bağlılığının zaruretini anlayan, kitaplarını ölçülü, dikkatli, muhakemeli ve basiretli olarak yazan birer şahsiyet olarak biliyoruz. Bizim burada kaydedeceğimiz tespitler, Peygamber asrını ve Peygamberlikten önceki çevreyi yeterli biçimde aydınlanmış olarak görmemizi sağlayacak ve bakış darlığından alıkoyacaktır. Böylece konunun önemi ve nazikliği ortaya çıkacak, yanlış algılamalardan ve hataya düşmelerden emin olunacaktır.

3. ORYANTALİSTLERİN ÇALIŞMALARINDA KULLANDIKLARI KAYNAKLAR

Bazı müsteşrikler Peygamberin hayatı ve İslâm’ın ortaya çıkışı konusunda bu asır ve çevre hakkında birtakım şeyler yazmışlardır. Yalnız ifade edilmesi gereken gerçeklerden biri de oryantalistlerin araştırma ve hüküm çıkarmada kendilerine özgü yöntemleri olduğudur. İşte onların bu yöntemleri bazılarını -hatta kin ve hevaheves peşinde koşmayanlarını dahi- görüşlerinde ve vardıkları sonuçlarda belli ölçülerde zorlanmalara itmektedir. Onların bu tutumlarından dolayı büyük yanlışlıklara düştüklerini, kuruntulara kapıldıklarını görüyoruz. Bu yanlışlıklarının kaynağı çoğu zaman sahih olmayan yanlış bir haberi, ya da bir rivâyeti yahut da bir işareti büyütmeleri, saygı ile karşılamaları, ya da söz konusu haberi sağlıklı bir şekilde anlamamaları yahut sağlıklı bir gerekçe olmadığı halde, o haberi başkalarına tercih etmeleridir. Çünkü onlar genellikle meseleyi kılı kırk yararcasına incelemeyi, kırk dereden su getirmeyi, kuşku ile bakmayı ve değişik faraziyelerle ortaya çıkmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Bu nedenle onların aradaki önemli farka rağmen iki meseleyi mukayese ettikleri, olayların mantığının ve eşyanın tabiatının uygun görmediği şeyleri gâyet uygun gördükleri müşahede edilebilmektedir. Şuna da dikkat çekmek gerekir ki onlar, daha önce zaaf noktalarına ve tutarsızlıklarına işaret ettiğimiz rivâyetlere ve klasik Arapça kitaplara son çare olarak başvurmakta ve onları en son dayanak olarak algılamaktadırlar. Burada örnek olarak “İslâm Tarihi” kitabının yazarı İtalyan müsteşrik Caetani’nin, Abdulmuttalib’in Kureyş’ten oluşundan hatta Arap oluşundan kuşku etmesini ya da bu sahada kuşkular yaratmaya çalışmasını gösterebiliriz. Çünkü rivâyetlerden biri, kardeşi Muttalib’in onu Yesrib’ten getirdiğini ve onu kendisine soranlara da kendisine ait “bir kölesi” (Abd) olduğunu söylediğini kaydetmektedir. İşte İslâm tarihi yazarı bu rivâyete yapışmakta ve Kur’ân’ın bu konudaki açık işaretlerini, yakîn ifade edecek dereceye ulaşan tevatür halindeki rivâyetleri görmezlikten gelebilmektedir. Hâlbuki bu yazar oryantalistler içinde küçük bir azınlığı oluşturan ve aşırı kin, karalama, karıştırma ve çirkin gösterme amacıyla yazmayan gruptan sayılmaktadır. Maksatlı olarak kaleme sarılanları ise, kin, düşmanlık saikleriyle araştırmalarının ve değerlendirmelerinin çoğunda yanlışlıklara düşmüşler ve bunların bazılarında ilim, araştırma, ciddiyet ve güven sınırlarının dışına taşmışlardır. Onların kitaplarını ve çalışmalarını, etütlerini inceleyenler bu olguları rahatlıkla müşahede ederler. Biz burada bu meseleyi daha fazla irdelemeyeceğiz. Zira bu, konumuzun sınırlarının dışına taşmaktadır.

4. BU ÇALIŞMAYI YAPMAMIN NEDENLERİ VE ŞARTLARI

Bir ara boş bir zamanım olmuştu ki o sırada Kur’ân-ı Kerim en güzel yardım ve arkadaşımdı. Bu esnada ben onun hizmetiyle uğraştım, okudum ve ezber yaptım. Onu anlamakta derinleştim ve daha sağlıklı düşünme olanağı buldum. Bu arada dikkatim Resulullah’ın, risâlet öncesi çağı ve ortamında yürürlükte bulunan dinî, fikrî, sosyal ve ekonomik hayat ile onların yaşam biçimleri üzerine çekildi. Baktım ki Kur’ân’da bu konularla ilgili tanımlamaları, nitelemeleri, işaretleri kapsayan pek çok âyet mevcut olup, bunlarla o dönemin çevre şartlarını büyük ölçüde tespit etme olanağı bulunmaktadır. Kendi kendime dedim ki: Bu kadar âyeti ihtiva etmesine rağmen Kur’ân bu çağ ve çevrenin şartlarını büyük ölçüde tespit etme olanağı bulunmaktadır. Bu kadar âyeti ihtiva etmesine rağmen Kur’ân bu çağ ve çevrenin tasviri için neden bir kaynak olmasın? Kaldı ki Kur’ân bir yazar ya da araştırmacının kendisine dayanacağı en güvenilir, en doğru ve en eski kaynaklardan sayılmaktadır. Sîret kitaplarında ve diğer kitaplarda yer alan rivâyetler geç zamanlarda yazıya geçtiğinden, hafızalarda taşındığı sırada güzel korunamama ve sağlıklı bir biçimde nakledilememiş olma ihtimali bulunduğundan, ayrıca bu rivâyetlere hevahevesin ön yargıların, kasıtlı müdahalelerin, uydurmacılığın, ve uzlaşmacı gayretlerin etkisi uzanmış olabileceğinden, kişinin gönlünde pek çok kuşkulara neden olabilirse de Kur’ân böyle değildir. Çünkü Kur’ân tüm bu şaibelerden tamamen uzaktır, her türlü takdirin üstündedir. O tedvin/yazılış sağlamlığı ya da en kısa zamanda kaydediliş konusunda hiçbir kuşkunun erişemeyeceği kadar sağlamdır. Kur’ân’ın bu özellikleri, ırkları, dinleri, duygu ve düşünceleri farklı olmasına rağmen insanların büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır. Harflerdeki fazlalıklar İrâb, Nahv ve Kıraatlardaki farklılıklarla ilgili rivâyetler hatta kelimelerin fazlalığı-noksanlığı ile ilgili bazı rivâyetler, bazı kelimelerin neshedilmesi, bazılarının bırakılması -bu konudaki rivâyetlerde öyle illetler ve açıklar vardır ki onları kabul etmeye yanaşmamızı engellemektedir. İle ilgili söylentilerde Kur’ân’ın, Peygamber çağından ve onun Raşid Halifelerinin döneminden bu yana her çeşit şaibeden uzak olarak bize kadar sağlıklı ve güvenilir bir biçimde ulaştığına gölge düşürecek basit bir işaret bile yoktur. Buna bağlı olarak denebilir ki: Kur’ân’da, Rasul’un risâlet öncesi çağı ve çevresine ışık tutabilecek açıklamalar, pek tabii olarak her türlü kuşkunun üstünde olacaktır. Herhangi bir şüphe ya da kuşkulanmanın söz konusu edilmesi düşünülemez. Kur’ân Rasulullah’ın lisanı ile Allah’tan tebliğ edilmiş ise de ancak ve ancak pratik olayları ifade etmiş ve yürürlükte bulunan durumları gözler önüne sermeye çalışmıştır. Vahiy yaşanan gelişmeler üzerine inmiştir. İşte bu gelişmelerle ilgili olarak; Kur’ân, ne önünden, ne arkasından herhangi bir yanlışlığın ulaşamayacağı kesin söz ve ayırıcı hükümdür. Hatta bu olaylara bakış açısından dolayı, gayr-i müslimler bile onu; (sağlıklı, güvenilir, çağdaş bir belge olması nedeniyle) başka şekilde algılayamaz. Onu keyfi biçimde değerlendirmeye tabii tutamaz. Bu açıdan Kur’ân âyetlerini incelemeye başlayıp onları konularına göre tasnife tabii tuttuğumda Peygamber çağı ve çevresini değişik açılardan ele alan pek çok değerlendirmelerle, nitelemelerle karşılaştım. Böylece bu çağı ve bu çevreyi Kur’ân’dan alınan tablolarla aydınlatmaya ve bunlarla pek çok olgunun tespit edilebileceğine olan inancım daha da sağlamlaştı. Evet bu tespitler ve tablolar tam yeterli olmasa da konunun ana başlıklarını, ana hatlarını belirleyecek ve olması gerekene ışık tutacaktır. Hatta bu çabayla ortaya konacak olan tabloların bir kısmı şu ana kadar genellikle dikkatten kaçan tablolardır. Sonra başka gerçek tablolar var ki az veya çok şu anda zihinlere nakşedilenden farklılık arz etmektedir. Bunlar kendi alanlarında önemli ve ilginç tespitler olarak ortaya çıkar. Bunların çoğunun başlangıcı bilinse de önemlerini asla yitirmezler. Çünkü ben bu tabloları aynı şekilde ve yalnız Kur’ân-ı Kerim çerçevesinde ortaya koymaya çalışan bir tek kişi hatırlamıyorum. Şunu da belirtmeliyim ki: Burada yaptığımız tespitler ancak istidlal ve âyetlerden esinlenme suretiyle resmedilebilen tespitlerdir. Kur’ân’ın bu tespitleri bizzat yapmasını beklememek gerekir. O kendi üslûbu, ifade biçimi ve Kur’ânî niteliklerine uygun düşecek biçimde hakikatleri belirtmiştir. Biz ise bu ifade, uslup ve niteliklerden bazı çıkarımlarda bulunmak istedik. Çünkü Kur’ân’ın metodu; davet, öğüt, korkutma, müjdeleme, teşvik, sakındırma, takdir etme, eleştirme, hikâye etme vs. gibi yöntemleri kullanmaktır.

5. RİSÂLET ÖNCESİ DÖNEMLE İLGİLİ KUR'ANÎ TABLOLARIN ÇOKLUĞU

Pek tabii olarak ben Kur’ân’da Rasul’un (s), risâlet öncesi çağı ve çevresiyle ilgili olarak yer alan pek çok delâletin şu ana kadar hiç ele alınmamış, açıklanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu görüşüne katılmıyorum. Elbette ki Kur’ân, muhtelif çağ ve ülkelerde yüz milyonlarca insanın arasında elden ele dolaşmış, yüzbinlercesi okumuş, incelemiş, onbinlercesi onu anlamıştır. Ve onu anlayanların çoğu bu sözü edilen delâletleri fark etmiş, hissetmiş, onların zihinlerinde bu tabloların pek çoğu şekillenmiştir. Onlar bu asır ve çevre ile ilgili Kur’ânî delâletleri ondan iktibas etmişlerdir. Sîret ve tefsir kitaplarında bu konuyla ilgili olarak çokça açıklamalara ve yorumlamalara rastlamak mümkündür. İkinci bir cümleyle ifade edersek, itiraf edeyim ki, burada tespit edilen tablolar ve tasvirler, Kur’ân’ı sürekli okuyan ve anlamaya çalışan kimselere hiç de yabancı gelmeyecektir.

Fakat bu Kur’ân okuyucularının büyük çoğunluğunun onun âyetlerini anlamak amacıyla yeterli çaba sarfetmediğini, derin ve basiretli anlayışa ulaşmadıklarını, Kur’ân’ın ihtiva ettiği bu tablolardan pek çoğunu görmeye güç yetiremediklerini söylemeye engel olmaz. Hatta bu olgu, bir ölçüye kadar, çok azınlıkta kalan, Kur’ân’ı anlayan küçük grup için de geçerli olmaktadır. Aynı şekilde neslimizin kültürlü kesiminin büyük çoğunluğu, -tamamı olmasa da-Kur’ân’a karşı aynı durumdadır. Onların öncelikle Kur’ân’ı, ardından sîret ve tefsir kitaplarını okumaları sağlanmamıştır. Öyle sanıyorum ki, onlar çocukluklarında Kur’ân’ın tamamını ya da bir kısmını okumuş ya da okutmuşlar sonra onunla aralarındaki bağları kopmuştur. Onların içinden düşünerek ve içtenlikle, basiretli bir biçimde okuyanlar çıkmış, yahut araştırma yapmak isteyenler olmuşsa da bunlar çok ender rastlanan durumlardır. Hiç kuşku yok ki, buna benzer tablolar özellikle bu neslimiz ve gençliğimiz için yeni bir şey olacaktır. Ve aynı zamanda bu, onlarla Kur’ân arasındaki zayıflamış ya da kopmuş olan bağı yeniden oluşturacaktır ki gerçekten bu çok önemlidir. Kur’ân ile Arap nesli özellikle müslüman nesil arasındaki bağın zayıf, kopuk ya da buna benzer bir pasiflikle olması gerçekten çok çirkindir. Zira bu kitap kendilerini nispet ettikleri dinin kitabı ve kendileriyle iftihar ettikleri, sayesinde izzet ve şeref elde ettikleri övünç kaynaklarıdır.

6. BU ÇALIŞMANIN KAYNAKLARI VE KONULARI

Yukarıda söz ettiğim noktaların hepsi, Allah’tan hayır ve iyi dilekte bulunmamı ve bu tabloları çizerken yalnız Kur’ân-ı Kerim’e dayanarak çalışmaya devam etmemi sağlamışlardır. Bu tabloları gün yüzüne çıkarmada rivâyetlere dayanmaktan uzak durdum. Yalnız bu rivâyetler, istidlallerin ve iktibasların sağlıklı olduğunu açıklayıcı, detaylarını açıcı ya da yaklaşımların doğruluğuna delil oldukları zamanlar hariç. Bu çalışmamla önemli bir boşluğu doldurmaya gayret ettim. Ancak Peygamberin (s) risâlet öncesi çağı ve çevresi hakkında, ileride, daha geniş bilgi sahibi, daha becerikli ve daha kapsamlı çalışma yapabilecek, yeterli, doyurucu bir araştırmaya muktedir, onların ikisini de gerçekçi ve kapsamlı bir şekilde tasvir edecek ehliyetli kimselerden önce bu eyleme giriştiğim için üzülüyorum. Yine de bu gayretimle gençliğimize karşı bir görevi yerine getirdiğimi, onlarla Kur’ân arasındaki bu kopuk bağı canlandırdığıma inanıyorum. İşte bu çalışmamdan, okuyucunun önüne sunduğum bu kitap oluştu.

Kitap konu ve te’lif açısından birbiriyle uyum sağlayan ve ahenk içinde olan dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde: Bölge ve yerleşim, İkinci bölümde: Arapların sosyal hayatı, Üçüncü bölümde: Düşünce hayatı, Dördüncü bölümde: Bu çağda ve bu çevrede yaygın halde bulunan dinler ve inançlar ele alınmıştır. Bu bölümler, önsöz kısmında daha detaylı olarak verilmiş bulunmaktadır.

Kitap birbiriyle ahenkli konularının yanında Kur’ân’a dayalı etütler ve tahlillerden oluşmaktadır. Ayetler konularına göre etütlere tabi tutulmuş ve tahliller yapılmıştır. Onların delâletlerine dikkat çekilmiş, nüzul şartları ve münasebetlerinin ilham ettiği olgulara işaret edilmiş ve bunların Peygamberlikle görevlendirilmeden önceki zamanla ilgileri tespit edilmiştir. Bu çalışmalar, umarım kitabın ilgi çekiciliğini ve yararlılığını daha da arttırmıştır.

7. AYETLERE ÇOKÇA YER VERİLİŞİNİN GEREKÇESİ

Okuyucu, işlediğim konularla ilgili olarak, delil sadedinde bol âyet verdiğimi görecektir. Gerçek odur ki, ben bu çalışmamda âyetleri çoğaltmayı değil bilakis çok delil göstermeyi amaçladım. Çünkü; birinci olarak, Kur’ân bu kitabımızın dayanağı ve biricik kaynağıdır. İkinci olarak, âyetler ne kadar birbirine benzese de benzeşmelerine rağmen aralarında önemli farklar vardır ve kaydedilmesinde yarar görülmektedir. Üçüncü olarak, herhangi bir konuda âyetlerin çokluğu, okuyucuya ifade edilmek istenenin daha açık bir biçimde algılanmasını ve daha dikkatli olarak konuya yönelme olanağını sağlayacaktır. Ben âyetlerin numaralarını vererek, okuyucunun onları Mushaf’ta okumasını uygun görmedim. Zira bu âyetleri kitapta doğrudan onun gözleri önüne sermek, konuyu araştırmada ve onu sürdürmede okuyucuya daha kolay gelecektir. Umarım ki bunda da öncekilere ilâve olarak amaçladığımıza ulaştırıcı pratik bir girişim vardır. Yani gençliğimiz ile Kur’ân arasındaki bağ yenilenmiş, Onun âyetlerini anlama ve kapsamlarını idrak etmede kendilerine uygun bir yöntem gösterilmiş olacaktır. Kendisine yöneldiğim bu işte; ister doğruya ulaşmış olayım ister hataya düşmüş olayım, ister bu tabloları çizmeye güç yetirip bu tahlile dayalı etüdümle istidlalimin sağlıklı olduğuna bir parça açıklık kazandırayım, ister bunda başarısız kalmış olayım, gerçek odur ki; giriştiğim çalışmada var gücümle çabaladım. Bu iyi niyetimin bana şefaatçi olacağını, bu çalışmanın karşılıksız kalmayacağını ümit ediyorum. Allah’tan bana kötülük yolunu kapatıp iyilik yolunu açmasını, doğru iş ve sözü bahşetmesini, beni mağfiret ve hoşnutluğuna erdirmesini temenni ediyorum.


18 Ağustos 1946


Yayınevi

:

Düşün Yayıncılık

Seri Adı

:

Siyer Kitaplığı

Yayın Dili

:

Türkçe

Barkod

:

9786054195732

Sayfa Sayısı

:

1200 Sayfa

İlk Baskı Tarihi

:

June 2011

Fiyatı

:

50.00 TL

Satış Durumu

:

Satışta