|
Yazar : Mustafa İslamoğlu
Vahyin inşa ettiği hayatın merkezinde Allah vardır. Merkezinde Allah'ın olduğu bir hayatın iki kanadı vardır: Tevhid ve Adalet. Tevhid kanadı insan-Hâlık ilişkisini, adalet kanadı insan-mahluk ilişkisini temsil eder. İnsan ancak bu iki kanat sağlam olursa, sonsuz saadet menziline doğru uçabilir. Bu iki kanatla uçarsa, gerçek özgürlüğe kavuşabilir. O özgürlük, insanı ayartıcı benliğinin isteklerine boyun eğdiren değil, ayartıcı benliğin köleliğinden kurtarıp Allah'a kul kılan sahici, kalıcı ve değer üretici özgürlüktür. Bu iki kanattan biri veya ikisi kırılırsa, o insan teki veya toplumu, yaralı bir kuş gibi çırpınmaktan, hayatı hem kendisine hem de başkalarına zindan etmekten kurtulamaz. Allah'ı gereği gibi tanımadan ve anlamadan, Allah'a gereği gibi kullak edilemez. Bu kesin. Kesin olan bir şey daha var: Esmâ-i Hüsna bilinmeden, Allah gereği gibi tanınmaz.
İÇİNDEKİLER
SÖZBAŞI
GİRİŞ
NEDEN ESMÂ-İ HÜSNÂ?
- Ma’rifetullah Allah’ı anlamaktır
- Varlık kategorileri ve Allah’ın varlığı
- “Esmâ-i Hüsna” terkibi
- Kur’an’da terkibin kullanıldığı yerler
- Esmâ-i hüsnânın değeri
- Esmâ Allah’ın zatına perdedir
- Esmâ: Allah adıyla/adına okumanın anahtarı
- Her ilim esmânın tecellîsidir
ALLAH’IN ESMÂSIYLA AHLAKLANMAK
- “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanınız” rivayeti
- Allah’ın esmâsıyla ahlaklanmak
- Esmâ duanın anahtarıdır
NEDEN “KUR’AN’A GÖRE ESMÂ-İ HÜSN”?
- Vahiy Allah’ı tanıtan en iyi kılavuzdur
- Kur’ani varlık tasavvurunun merkezinde Allah vardır
- Kur’an Allah’ın varlığını isbatı amaçlamaz
- Tenzih ve teşbih
- İsim ve sıfat
ESMÂ-İ HÜSNÂ HADİSLERİNİN TAHLİLİ
- Sahih hadislerde isim listesi yoktur
- Doksan dokuz rakamı hakikat mi mecaz mı?
- İsim listesinin verilmemesinin hikmeti
- Esmâyı ‘ihsa etmek’, esmâ ile ahlaklanmaktır
- İsim listeli rivayetler ve tahlili
- Allah’ın isimleri konusunda doğrudan şaşmak
BU ESERDE KULLANILAN YÖNTEM
- Allah’ı Allah’tan tanımak
- Allah’ın Kur’an’da geçen isim-sıfatları
- Esmâ-i hüsnâ’nın nüzûl sıralamasındaki yeri
- Nüzûl tertibine göre Kur’an’da geçen esmâ listemiz
- Kur’an’da bitişik gelen isimler
- Esmânın sonunda geldiği ayetlerin içeriğiyle ilgileri
ALLAH
Lugâvî Çerçeve
- Allah lafzının iştikakı
- Huve-hu-h: Her nefes/her nefis, O’na atıftır
- Mutlak nefes ilâhî nefestir
Nazârî Çerçeve
- Allah: esmâ-i hüsnânın kalbi
- İslâm ilâhîyatında varlık tasavvuru
- Varlığı bir kitap gibi okumak
- İmân: Sınırsız olanı kavramanın tek yolu
- Kelime-i tevhiîd: Yüzde yüz Allah
- Kelime-i şahadet: Var olmak, şahit olmaktır
- Şirk: Büyük zulüm
- Seküler şirk
- Allah’ın varlığını isbata kalkışmak abestir
- Cahiliyye’nin “uzak” Allah tasavvuru
Kur'ani Çerçeve
- Allah tasavvurunu vahiy inşa etmelidir
- Allah Kur’an’da zatı hakkında konuşuyor
- Kur’an’ın Allah’ı tanıtmada kullandığı yöntem
- Allah kimdir?
- “De ki: O, Allah’tır”
- Allah adına, Allah’ın adıyla
- Allah’ın sıfatlarının tasnifi
Allah Tasavvurumuzun Kodları
- Bismillah: Allah adına-Allah adıyla başlamak
- Haşyetullah: Allah kaygısı-Allah sevgisi
- Evliyaullah: Allah’ın evliyası
- Tesbih: Subhânallah
- Tahmid: Elhamdulillah
- Hamd nasıl edâ edilir?
- Tekbir: Allahu ekber
- Zikrullah: Allah’ın zikri
- Estağfirullah: İlâhî mağfirete sığınmak
- İnşaallah: Allah yokmuş gibi konuşmamak
- Maşaallah: Hayret makamı
- Ru’yetullah: Allah’ı görmek
- Dua
Allah'a Dua
- Allah’tan istemenin esası, usulü ve âdâbı
ER-RAB
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Rab terbiye edendir
- Terbiyenin nicelik ve niteliği üzerine
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla Rab ismi
- Birlikte geldiği diğer isimler
- Allah Âlemlerin Rabbidir
- Allah arşın Rabbidir
- Allah göklerin ve yerin Rabbidir
- İnsanın ve insan soyunun Rabbidir
Rubûbiyyetin Tecellîleri
- “Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz?”
- Rab tüm peygamberlerin dilindeki isimdi
- Sapmış kavimler rububiyyeti inkâr ediyorlardı
RABB Olan Allah'a Dua
ER-RAHMÂN
Lugâvî Çerçeve
- Rahm, rahmet ve merhamet
- er-Rahmân “Sıfat-ı Has”tır
- Rahmân ve Rahîm
Nazârî Çerçeve
- “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır”
- “O kendisine rahmeti ilke edinmiştir”
- Neden Kur’an’da Allah için “âdil” ismi yer almaz?
- Rahmân’ın rahmeti olmasaydı
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla Rahmân ismi
- Birlikte geldiği diğer isimler
- Allah Rahmân olandır
- Besmelede Rahmân ismi
- Müşriklerin Rahmân’ı inkârı ve Rahmân sûresi
- Rahmân isminin en çok geçtiği sûre
Rahmâniyyetin Tecellîleri
- Allah’ın otoritesi rahmâniyyetin tecellîsidir
- Vahiy rahmâniyyetin tecellîsidir
- Melekler rahmâniyyetin tecellîsidir
- Ahiret rahmâniyyetin tecellîsidir
- Cennet ve cehennem rahmâniyyetin tecellîsidir
- İbadetler rahmâniyyetin tecellîsidir
- İmtihanlarımız rahmâniyyetin tecellîsidir
- Beytullah olan vicdan rahmâniyyetin tecellîsidir
- Allah herkese Rahmân’dır
- Mü'minde Rahmân’ın tecellîsi:
- Rahmâniyyetin kâinat ve tabiatta tecellîsi
Rahmân Olan Allah'a Dua
ER-RAHÎM
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Allah rahmet edince varlık var olur
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla Rahîm ismi
- Birlikte geldiği isimler
- Allah bütün insanlığa Rahîm’dir, ama
- Mü’minlere Rahîm’dir- Mü'minler de Rahîmdir
Rahîm Olan Allah'ın Tecellîleri
- “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”
- Peygamberlerde Rahîmiyyetin tecellîleri
- Şeytan’ın varlığı Rahîm olan Allah’ın tecellîsidir
Rahîm Olan Allah'a Dua
EL-MALİK
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Gerçek Mâlik mülke muhtaç olmayandır
- Servet mülkiyet değil emânettir
Kur'ani Çerçeve
- Mâlik ve Melik farkı
- “O din gününün Mâlik’idir”
- “O mülkün Mâlik’idir”
El-Mâlik Olan Allah'ın Tecellîleri
- Nefse mâlik olmak mı, ait olmak mı?
- Şehvete mâlik olmak mı, ait olmak mı?
- Öfkeye mâlik olmak mı, ait olmak mı?
- Servete mâlik olmak mı, ait olmak mı?
El-Mâlik Olan Allah'a Dua
EL-EKREM
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
Kur'ani Çerçeve
- Âdemoğlu kat kat ikrama mazhar kılınmıştır
- “Oku ki, Rabbin el-Ekrem’dir”
Ekrem Olan Allah'ın Tecellîleri
- İnsan takva sayesinde “ekrem” olur
El-Ekrem Olan Allah'a Dua
EL-İLÂH
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Uluhiyyet tevhiîdi
- Oluş rububiyyetin bozuluş uluhiyyetin tecellîsidir
- İslâm’da ve Hıristiyanlıkta ulûhiyet inancı
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla İlâh ismi
- İlâhınız tek bir İlâh’tır
- Allah’ın ‘dûnundan’ ilâhlar edinmek
- İyileri ilâhlaştırmak
- İlâhlaştırma üzerinden statü ve nüfuz sağlamak
İlâh Olanın Tecellîleri
- “İnsanların ilâhı”
- “Allah’la beraber başka bir ilâh ha?!”
- “O gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır”
İlâh Olana Dua
EL-VEKÎL
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Vekîl edinmede tevhiîd
- Âlemlere rahmet olur da kimseye Vekil olamaz
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla Vekîl ismi
- “Hasbunallahu ve ni’me’l-Vekîl”
- Hasbunallah demek ne demektir?
Vekîl Olan Allah'ın Tecellîleri
- Hilafet ve Vekîl isminden neşet eden vekâlet
- Nur dinamiği ve esmânın insana tecellîsi
- Tevekkülün hakikati nedir?
- Gerçek mütevekkilin nitelikleri nelerdir?
- Kur’an’ı anlamada tevekkül
- Mütevekkil ile mütevâkil arasındaki fark
- Vahyin Hz. Peygamber’de tevekkül inşası
- Hz. Peygamber’in tevekkülü
- Diğer peygamberlerin tevekkülü
Vekîl Olan Allah'a Dua
EL-ĞAFÛR
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Mağfiret günaha müştaktır
Kur'ani Çerçeve
- Ğâfir–Ğafûr–Ğaffâr ve zâlim–zalûm–zallâm
- Sayılarla Ğafûr ismi
- Birlikte geldiği diğer isimler
- Ğafûr olan Allah’ın sonsuz ğufrânı
Mağfiretin Tecellîsi İçin Kul Ne Yapmalı?
- Ğafûr olan Allah’a istiğfar etmeli
- Umut etmeli, tevbe etmeli
- Takvaya ermeli
- Haşyet duymalı
- Kötülüğü iyiliğe dönüştürmeli
- Sabırla direnmeli
- Hicret ve cihad etmeli
- İyiliği çoğaltmak için bedel ödemeli
- Peygamberi izlemeli
- Zorda ve darda kalınca sınırı aşmamalı
- Hataları hoş görüp bağışlamalı
- İbadetle mağfireti celbetmeli
Ğafûr Olan Allah'a Dua
- Peygamberlerin mağfiret duası
- Ya Ğafûr!
EL-A’LÂ
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Yön sınırlı ve sonlu varlıklar için geçerlidir
- Mekânî yön – makâmî yön
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla A’lâ ismi
- Ef’âl-i hüsnâ’dan bir fiil: Te’âlâ
- “A’lâ olan Rabbini tesbih et!”
- “A’lâ olan Rabbinin rızasını kazanmak için.”
- Firavunlaşma: A’la isminde ortaklık iddiası
- Firavunlaşmaya karşı i’la-yı kelimetullah
A'lâ Olan Allah'ın Tecellîsi
- Üstün olmak ve korku terbiyesi
- Göklerde ve yerde en üstün örnekler O’na aittir
- Nebi’nin son sözü: er-Refiku’l-a’lâ
- Mele-i A’la ve ‘Illiyyûn
A'lâ Olan Allah'a Dua
EL-HABÎR
Lugâvî Çerçeve
- Haber: şeylerin özüne ilişkin bilgiyi aktarmaktır
- Habîr ile ‘Alîm arasındaki farklar
Nazârî Çerçeve
- Ğayb’ın mahiyeti üzerine
- Ğayb “kayıp” değildir
Kur'ani Çerçeve
- Nüzûl sürecinde sayılarla Habîr ismi
- Birlikte geldiği diğer isimler
- “Yaratan/yarattığını bilmez mi?”
- “Beş bilinmeyen” mi, “Üç bilinmeyen” mi?
- Habîr olan, her şeyden haberdar olandır
- Sun’ – ‘amel – fiil: Habîr olan hepsini bilir
- Habîr ismine imânın edebi
Habîr Olan Allah'ın Tecellîleri
- Habîr isminin kelami tecellîsi: Vahiy
- Habîr isminin kevni tecellîleri
- Habîr isminin imândaki tecellîsi
Habîr Olan Allah'a Dua
EL-MELİK
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Gerçek Melik mülke muhtaç olmayandır
- Sınırlı insan sınırsız erk kullanmaya kalkarsa çıldırır
- Ulus devletlerin “el-Melik” olma iddiası
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla Melik ismi
- Mâlik, Melik ve Melîk farkı
- Allah: İnsanlığın Melik’i
- El-Melik ve sahte melikler
- “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi” olma iddiası
- Melik olan Allah’tan rol çalmaya kalkmak
- Melik, Kuddûs ve Azîz olandır
- el-Melik olan Allah te’âlâ’dır
- Kur’an’da kıssası geçen melikler
El-Melik Olan Allah'ın Tecellîleri
- Mülk sûresi
- Evlat da mülkün sahibinin tecellîsidir
- İrade ve ibadetler melik olan Allah’ın tecellîleridir
- Hz. Peygamber’in Melik ismini okuyuşu
El-Melik Olan Allah'a Dua
EL-EHAD
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
Kur'ani Çerçeve
- Ehad ve Vâhid farkı
- Kul huvallahu ehad
- Allah’ın ehadiyyetine imânın edebi
- Ehad olan ehak olandır
- Ehad olan evla olandır
Ehad Olan Allah'a Dua
ES-SAMED
Lugâvî Çerçeve
- Arap dilinde iştikak çeşitleri
- Samed isminin manaları
Nazârî Çerçeve
- Samed ismi hem zata hem fiile dönüktür
Kur'ani Çerçeve
- İhlâs sûresi
- Doğrudan ve dolaylı şirki ret
- Ehad ve Samed esmâsının birbiriyle münasebeti
- Allah’ın Samed oluşu neyi ifade eder?
- İhlâs’ın son ayetleri Samed ismini tefsir eder
Samediyyetinin Tecellîlerine Mazhar Olmak
- Bu tecellîye mazhar olan azla yetinir
- Bu tecellîye mazhar olan ihtiyaç giderir
Samed Olan Allah'a Dua
EL-‘AZÎZ
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
Kur'ani Çerçeve
- Nüzûl sürecinde sayılarla ‘Azîz ismi
- Birlikte geldiği diğer isimler
- “İzzet, bütünüyle Allah’a mahsustur”
- Esmâ-i hüsnâdan olan el-Azîz’in ef’al-i hüsnâdaki karşılığı
AZİZ İsminin Tecellileri
- İnsan ‘Azîz’in izzetinden pay almıştır
- İzzeti ‘Azîz olan Allah’ta aramak
- Mü’minlere karşı zilletli, kâfirlere karşı izzetli olmak
- İlâhî izzetin Allah’ın kitabında tecellîsi
- İlâhî izzetin Allah’ın elçilerinde tecellîsi
- Azîz Nebi
- İlâhî izzetin mü’minde tecellîsi
El-Azîz Olan Allah'a Dua
EL-HAMÎD
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Kim neyi överse övsün O’nu övmüş olur
- Hamdin üç hali
- Hamdin üç dili
- Hamdin üç mertebesi
Kur'ani Çerçeve
- Nüzûl sürecinde sayılarla Hamîd ismi
- Birlikte geldiği diğer isimler
- Hamd hakkında üç ilâhî emir
- Elhamdu lillahi rabbi’l-‘âlemîn
- Kur’an’a göre hamd nedir?
- İnsan neden ve nasıl hamd etmelidir?
- Allah’a neler ve kimler hamd eder?
Hamîd İsminin Tecellileri
- Hamîd isminin en büyük tecellîsi “hamd etmek”tir
- Hamdsizlik nankörlüktür
- Dünyada elhamdülillah deriz, cennette onu yeriz
El-Hamîd Olan Allah'a Dua
EL-VEDÛD
Lugâvî Çerçeve
- Vedûd isminin iştikakı
- Vedûd isminin çift boyutlu anlamı
Nazârî Çerçeve
- Varlığın hareketi Vedûd’un tecellîsidir
- Biz varolanı severiz, O sevince var olur
- Sevgi harcandıkça çoğalan sermayedir
Kur'ani Çerçeve
- Ğafûr ve Vedûd olan Allah
- “Benim Rabbim Rahîm’dir, Vedûd’dur”
- Rıza sevgidir, sevgi rızadır
- En çok Allah’ı sevmek
- Allah’ı sevmenin üç hali
- Seven sevdiğinin her şeyini sever
- Vahyin zirvesi, sevginin dili
- Nafilelerle Allah’a yaklaşmak
Vedûd İsminin Tecellileri
- Vedûd’un mü’minin imânındaki tecellîsi
- “İmân eden ve salih amel işleyen için Rahmân bir sevgi var edecek”
- Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed halilullah
- Elçinin sevgisi, sevginin elçisidir
- Vedûd isminin Hz. Peygamber’deki tecellîsi
- Ailenin temeli Vedûd’un koyduğu sevgidir
- Her sevgide Vedûd isminden bir tecellî vardır
- Sevgide ğayret (kıskanma)
Vedûd Olan Allah'a Dua
El-FA’ÂL
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Allah her an ve zamanda aktiftir
- Varlık aktif, yokluk pasiftir
Kur'ani Çerçeve
- Fa’âl olan Allah “dilediğini yapandır”
- Ef’al-i hüsnâdan bir fiil: yef’alu
Fa’âl İsminin Tecellileri
- Fa’âl ismi tecellî etmeseydi
- İnşaallah: Beşeri fiilin kaynağındaki ilâhî irade
Fa’âl Olan Allah'a Dua
EL-MUHÎT
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
Kur'ani Çerçeve
- Kur’an’da Muhît ismi
- Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır
- Allah münafıkları çepeçevre kuşatmıştır
- Allah her şeyi çepeçevre kuşatmıştır
- Ef’âl-i hüsnâdan bir fiil: Ehâta
MUHÎT İsminin Tecellileri
- Muhît isminin cemal tecellîleri
- Muhît isminin celal tecellîleri
El-Muhît Olan Allah'a Dua
EL-BASÎR
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Göz ve görmenin sınırları üzerine
- Gözsüz görenler ve göremeyen gözler
- Basîr olan Allah’ın görmesi
Kur'ani Çerçeve
- Kur’an’da Basîr ismi
- Habîr ile birlikte gelir
- Semî’ ile birlikte gelir
- Allah’ın Basîr ismine imân
- Riya: Basîr ismine imân problemi
- Kur’an ahlakı eylem ahlakıdır
Basîr İsminin Tecellileri
- Kur’an Allah’tan nazil olmuş bir besair’dir
- Basîr isminin mü’minde tecellîsi: Feraset:
- Basîr isminin eşyada tecellîsi: Şahadet
Basîr Olan Allah'a Dua
EL-‘ALÎM
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- “İlâhî bilgi” ile “insani bilgi” arasındaki fark
- Allah’ın ilmi ve insanın sorumluluğu
Kur'ani Çerçeve
- Sayılarla Alîm ismi
- ‘Alîm – ‘Âlim – ‘Allâm isimleri
- Hakîm ismi ile birlikte gelir
- Semî’ ismi ile birlikte gelir
- Vâsi’ ismi ile birlikte gelir
- Birlikte geldiği diğer isimler
- Alîm olan Allah
- Eşyanın yasaları ilâhî ilmin bir parçasıdır
- Allah’ın sünneti Allah’ın ilmine dahildir
‘Alîm İsminin Tecellileri
- Alîm olan Allah’ın insana öğretmesi
- Âlimler: Alîm isminin tecellîsine mazhar olanlar
‘Alîm Olan Allah'a Dua
EL-HAKÎM
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Hikmet nedir?
- Hikmet ile “anlam” ve “amaç” bağlantısı
- Hikmet insan mutluluğunun garantisidir
Kur'ani Çerçeve
- Hakîm’e mülhak isimler: Hakem, Ahkem, Hâkim
- Birlikte geldiği isimler
- Allah’ın her işinde hikmet, her hikmetinde hayır vardır
- Sebep-sonuç yasaları da Allah’ın hikmetindendir
Hakîm İsminin Tecellileri
- Kur’an-ı Hakîm
- Muhkemat ve muteşabihat
- “Kime hikmet verilmişse ona çok hayır verilmiştir”
- Peygamberlere hikmet verilmiştir
- Allah Rasûlü’nde tecellî eden hikmet
- “Rabbinin yoluna hikmetle çağır”
- Evleri “hikmet evi” yapmak
Hakîm Olan Allah'a Dua
EL-KÂDİR
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Klasik kelamın büyük hatası: Kudret yarıştırmak
- Allah’ın kudreti sınırsız, insanın kudreti sınırlıdır
- Allah’ın yasaları vardır; kudretini keyfi kullanmaz
Kur'ani Çerçeve
- Aynı kökten üç isim: Kâdir-Kadîr-Muktedir
- Allah insanı yeniden diriltmeye Kâdir’dir
- Allah mucizevî bir işaret göstermeye Kâdir’dir
- Kur’an ve kader
Kâdir İsminin Tecellileri
- O’nun kaderi/ölçüsü en güzel ölçüdür
- Kulun kudreti Kâdir’in tecellîsidir
- Kâdir isminin tecellîsine mazhar gece: Kâdir gecesi
Kâdir Olan Allah'a Dua
ER-RAKÎB
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- Allah insana rakib ise insan sevinsin
- Murakabe Rakîb olan Allah’a mukabeledir
- Rakib ismi irade özgürlüğünün delilidir
Kur'ani Çerçeve
- Kur’an’da Rakîb ismi
- Şah damarınızdan yakın olan Allah Rakib’tir
- Rakib olan Allah takvanızın gözetleyicisidir
- Rakib olan Allah Hz. Nebi’yi de gözetlemektedir
Rakîb İsminin Tecellileri
- Rakib isminin kuldaki tecellîsi: Murakabe
- Hz. İsa’nın dilinden: “Rakib olan sen oldun”
Rakîb Olan Allah'a Dua
EL-HALLÂK
Lugâvî Çerçeve
Nazârî Çerçeve
- İlâhî yaratma-Beşeri yaratma
- Yaratan da yaratılan da haktır
Kur'ani Çerçeve
- Kur’an’da Hallâk ismi
- Yaratılış hakikati
- Her şeyi Allah yaratmıştır
- O Hallak’tır: Yaratmaktan bıkıp usanmayandır
- Senin Rabbin Hallak’tır, Alîm’dir
Hallak İsminin Tecellileri
- Kulle yevmin huve fî-şe’n
- Hallâk’a imân eden umutsuz olmaz
- Hallâk isminin tecellîsi için bize düşen hususlar
Hallak Olan Allah'a Dua
TADIMLIK
De ki: O Allah’tır; eşsiz benzersiz bir tektir. Allah, Samed’dir. O doğurtmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O’na asla denk ve benzer olmamıştır. (112:1-4)
SÖZBAŞI
Allah’ım!
Varsın, bütün kâinat varlığının aynası.
Birsin, bütün mevcudat birliğinin şâhidi.
İnanmışız: her ne ki tek, o Yaratan’dır.
Biliriz: her ne ki çok, o yaratılandır.
Her şey Sana muhtaç, hiçbir şeye muhtaç değilsin Sen.
Ehad’sin, Vahid’sin, Samed’sin Sen.
Allah’ım!
Maddedeki her atomun tesbih ettiği Sensin.
Nefes alan her canlının zikrettiği Sensin.
Akıl emânet ettiğin her varlığın aklettiği Sen,
Duyan ve duyuran her duyunun hissettiği Sensin.
Kadr u kıymet bilenlerin şükrettiği Sen,
Varlığı nimet bilenlerin hamd ettiği Sensin.
Allah’ım!
Yalnız senden yardım diler, yalnız sana sığınırız.
Seni sığınak, barınak, tutamak bilir, Ya Allah deriz.
Şeytandan sana sığınır, e’ûzu billah deriz
Her işe seninle başlar, bismillah deriz.
Nimet verdiğinde gönülden şükrederiz.
Versen de, alsan da elhamdülillah deriz.
Hayran kaldığımızda maşaallah,
Pişman olduğumuzda estağfirullah deriz.
Sevindiğimizde Allahüekber,
Üzüldüğümüzde innâ lillah deriz.
Canımız sıkıldığında fe-sübhanallah,
İlendiğimizde kâtelehumullah deriz.
Zafer kazandığımızda nasrun minallah,
Rızık kazandığımızda er-rizku ‘alallah deriz.
Bir işi arzu ettiğimizde inşaallah,
Bir işi başardığımızda biiznillah deriz.
Güçlük karşısında la-havle ve-la kuvvete illa billah,
Söz verdiğimizde v’Allah ve billah deriz.
***
İnsanı varlığına şahit tutan Allah’a hamd ederim. Kalemi ve kelamı yaratan Allah’ın adıyla başlarım. O’nun Nebi’sine, salatu selam ederim. Es-Selam’a teslim olanlara, selam olsun derim. İnsan “Allah” der de, titremez mi?
Elbet bu satırların yazarı da titriyor. Korkudan değil, O’nun hakkında konuşmak ve yazmaya cür’et etmekten, O’nu hissetmek ama anlatamamaktan, O’nu hakkıyla dile getirememekten... Hiçbir tasavvur, Allah’ı olduğu gibi algılayamaz. Hiçbir akıl, Allah’ı mutlak ve mükemmelliğiyle kavrayamaz. Hiçbir beşeri dil, sahibine Allah’ı gereği gibi anlatma imkânı sunmaz. O’nun azameti karşısında akıllar dumura uğrar, diller lâl olur, mantık iflas eder, nutk durur, sözün soluğu kesilir, kelimelerin nabzı durur. Bu gerçeği bilmeme rağmen, Allah’ın en güzel isimleri olan esmâ-i hüsnâ hakkında bir kitap kaleme almaya beni ikna eden üç gerekçem var:
1. Allah’a inananların tasavvurlarının, vahyin inşa ettiği Allah tasavvurundan giderek uzaklaşması.
2. Doğru bir Allah tasavvuruna sahip olmadan, sahih bir kulluk, imân ve teslimiyetin gerçekleşmeyeceği.
3. Allah doğru bilinmeden, tanınmadan, anlaşılmadan, bu ve öbür hayatın anlam ve amacının asla anlaşılamayacağı.
“Allah” demek “anlam” demektir. Modern hayat, Allah’tan uzaklaştıkça anlamdan da uzaklaşmaktadır. Anlamsız bir hayat yük, anlamsız bir insan hiç, anlamsız bir dünya mezardır. Vahyin inşa ettiği hayatın merkezinde Allah vardır.
Merkezinde Allah’ın olduğu bir hayatın iki kanadı vardır: Tevhiîd ve adalet. Tevhiîd kanadı insan-Hâlık ilişkisini, adalet kanadı insan-mahlûk ilişkisini temsil eder. İnsan ancak bu iki kanat sağlam olursa, sonsuz saadet menziline doğru uçabilir. Bu iki kanatla uçarsa, gerçek özgürlüğe kavuşabilir. O özgürlük, insanı ayartıcı benliğinin isteklerine boyun eğdiren değil, ayartıcı benliğin köleliğinden kurtarıp Allah’a kul kılan sahici, kalıcı ve değer üretici özgürlüktür. Bu iki kanattan biri veya ikisi kırıksa, o insan teki veya toplumu, yaralı bir kuş gibi çırpınmaktan, hayatı hem kendisine hem de başkalarına zindan etmekten kurtulamaz. Allah’ı gereği gibi tanımadan ve anlamadan, Allah’a gereği gibi kulluk edilemez. Bu kesin. Kesin olan bir şey daha var: esmâ-i hüsnâ bilinmeden, Allah gereği gibi tanınamaz.
***
İnsan ve kâinat...
Bu ikisi Allah’ın iki büyük projesidir. İnsan Allah’ın projesi olduğu içindir ki, “Allah insana şahdamarından daha yakındır”. Kâinat Allah’ın projesi olduğu içindir ki, “Allah göklerin ve yerin nurudur”, bir başka söyleyişle; “Allah kâinatın ruhudur”.
İnsan, vahyin ifadesiyle, “en güzel kıvamda” (ahsen-i takvim) yaratılmıştır. İnsan “yeryüzünün halifesi” kılınmıştır. Yeryüzünü imar sorumluluğu insana verilmiştir. Yeryüzündeki mimarlığını hakkıyla yapabilmesi için de külli iradeden insana bir pay verilmiştir. Zira mimarlık tasarım gerektirir, tasarım akıl gerektirir, akıl irade gerektirir. Hâsılı kelam, insanın yeryüzündeki görevi, yaratılış amacına uygun bir hayatı inşa etmektir. Bu, insanın sorumluluğudur. İnsan bu sorumluluğu, ancak, kendisini bu amaçla yaratan Allah’ı tanıyıp anlayarak yerine getirebilir.
İnsanın bu görevi bihakkın yerine getirebilmesi için, iki hususu sürekli akılda tutması şarttır:
Birincisi: Yaratılıştan ilâhî emeğe mazhar olduğunu, özel yeteneklerle takviye edildiğini, en güzel kıvamda yaratıldığını, akıl, irade ve vicdan ile donatıldığını...
İkincisi: Sınırsız değil sınırlı bir varlık olduğunu, zaaflara sahip olduğunu, acziyetini, kayıtlı olduğunu, kibir ve gurura kapılmaması gerektiğini, üst bir kudrete muhtaç olduğunu...
Bu gerçekleri unuttuğu zaman, insan kendini kaybeder. Kendini kaybeden sorumluluğunu yerine getiremez. İnsanın sınırlı, yetersiz, aciz ve ölümlü bir varlık olduğunu hatırlatmanın bir yolu da sınırsız, sonsuz, mutlak, kendi kendine yeten, eşsiz, benzersiz tek varlığın Allah olduğunun hatırlatılmasıdır. Bu bağlamda esmâ-i hüsnânın iki işlevi vardır:
1. İnsana Allah’ı tanıtmak, O’nun sonsuz, mutlak, eşsiz, benzersiz bir Halık olduğunu hatırlatmak.
2. İnsana kendisini tanıtmak, insanın sonlu, sınırlı, eşi ve benzeri olan bir mahlûk olduğunu hatırlatmak.
Esmâ-i Hüsnâ, insana “Sen Tanrı değilsin!” uyarısıdır. Zira insan Tanrı rolünü oynamaya kalkıştığında, sadece Tanrı olamamakla kalmamakta, insanlıktan da çıkmaktadır. İnsanlıktan çıkan bir sahte tanrı, haddini bilmezliğin gayyasına yuvarlanmış demektir. Böyle biri, en çok kendi türü için tehdit oluşturur. İşte esmâ-i hüsnâ, insanı kendi türü için tehdit olmaktan koruyan bir işleve sahiptir.
İnsan, kendisi için yazılan ilâhî senaryodaki rolünü ancak insan kalarak başarıyla oynayabilir. Bu da esmâ-i hüsnâ ile inşa olmuş bir akıl ister. Ancak böyle bir akıl insanlıktan “tek bir ümmet” olarak söz eden vahyi içselleştirebilir. Ancak böyle bir akıl, insanı, “ortak kötü”yü ifade eden munker’e karşı, Kur’an’ın maruf adını verdiği “insanlığın ortak değerleri” etrafında birleştirecektir.
İnsan ve kâinat Allah’ın projesidir, dedik. İnsan Allah’ın kendisi için biçtiği rolü bihakkın oynarsa, Allah insanın kâinata açılmasına izin verecektir. Kâinat projesinde insanı istihdam edecektir. Böylece insan, kâinattaki diğer iradeli varlıklarla bilişme ve buluşmanın yollarını arayacaktır. Bu sayede cihanşumul islamdan/barıştan, alemşumul islama/barışa giden yol açılacaktır.
Yok, eğer insan Allah’ın kendisi için biçtiği rolün hakkını vermezse, Allah ona kâinatın kapılarını açmayacaktır. İnsanın önü tıkanmış olacak ve insan, elleriyle ifsat ettiği şu yerkürede sıkışıp kalacaktır. Belki insanın yerine kâinattaki başka iradeli varlıkların önünü açacak, belki vahyinde vaat ettiği gibi insandan daha iyisini yaratarak insana mecbur olmadığını gösterecektir. Böylece Allah kâinat projesinde insanın yerine başka iradeli varlıkları görevlendirecek, insan ise halefi olduğu kendisinden önceki iradeli varlık gibi, gözden çıkarılmış olacaktır.
İnsanın ezeli mazi ve ebedi istikbaliyle bütün âlemlerdeki yolculuğu, Allah’tan... Allah’a doğru... Allah ile birlikte... bir yolculuktur. “Biz Allah’a aidiz ve yine O’na döneceğiz” ayeti insanın bitimsiz yolculuğunun “Allah’tan” ve “Allah’a doğru” kısmını ifade ederken, “Biz kulumuza şahdamarından daha yakınız” ayeti, bu yolculuğun “Allah ile birlikte” olan kısmını ifade eder.
Bir Medenîyetin aklı şu üç varlığı hangi sıraya ve nasıl bir ilişki biçimine göre algıladığıyla ölçülür: Allah-insan-tabiat. Allahinsan-tabiat ilişkisinde insana ve tabiata hiçbir manevra alanı tanımayan düşünce, Teizm olarak adlandırılmıştır. Allah’ı insandan ve tabiattan tamamıyla bağımsız ve ilgisiz gören düşünce Deizm olarak adlandırılmıştır. Bunları birbirinin aynı gören düşünce ise Panteizm olarak adlandırılmıştır. Kur’an’ın esmâ-i hüsnâ ile talim ettiği yol, bunların üçünün de dışındadır. Kur’an, Allah’ı mutlak tenzih ile insandan ve tabiattan koparan bir akla; “O’nun insana şahdamarından daha yakın” olduğunu, “Göklerin de yerlerin de ilâhı” olduğunu hatırlatır. Allah’ı yarattıklarından her hangi birine benzeten, veya onlarla iç içe telakki eden bir akla ise; “O hiçbir şeyin benzeri gibi değildir”, “O mutlak aşkındır” ayetleriyle seslenir.
***
Kâinattaki akış, ilâhî davranışın ta kendisidir. Varlık her an yeniden yaratılmakta, Allah’ın Hallak ismi bütün bir kâinatta her an tecellî etmektedir. İnsan gibi iradeli varlıkların tercihi, bir sonraki ilâhî yaratış ile bir önceki yaratış arasındaki farklılığı belirlemektedir. İnsanın eylemi, bu sayede Allah’ın eylemiyle buluşmaktadır. esmâ-i hüsnâ, biri mukayyet diğeri mutlak, biri sınırlı diğeri sınırsız, biri eşli ve benzerli diğeri eşsiz ve benzersiz olan bu iki eylemin buluşma limitlerini, alanlarını ve imkânlarını gösteren ilâhî bir çizelgedir.
Vicdan, insandaki beytullah’tır. Yani, “Allah’ın evi”dir. İnsan, beşerlikten insanlığa adım attığı günden beri, vicdanında Allah’ı hep yaşatmıştır. Bu yüzden mutlak ateizm imkânsızdır. Zira vicdan boş kalmaz, olsa olsa vicdanın üzeri ‘küfür’ perdesiyle örtülür ve sesi kesilir, o kadar. Kur’an’ın ifadesiyle, insanlık tarihinde peygamber gönderilmemiş toplum yoktur (10:47; 35:24; 4:165). Bunların kimisinin kıssası anlatılmış, kimisinin ise anlatılmamıştır (40:78). Tüm peygamberler, insanlığı Allah’a çağırmakla, insanlığı kendi vicdanına çağırmıştır. Fakat zaman içinde peygamberlerin talim ettiği Allah tasavvuru bozulmuş, yerini kültür ve çevrenin şekillendirdiği bozuk tasavvurlar almıştır. Yine de vahiylerle tebliğ edilen Yaratıcı tasavvuru, en bozuk kültürler içinde bile yaşaya gelmiştir. Sümer ve Asur gibi Mezopotamya uygarlıklarında Anu, başta Arap ve İbrani olmak üzere tüm Sami kavimlerde El, Eski Mısır’da Ra ve Amon, Kadim Yunan’da Zeus, Hindu dininde Krişna, Eski Çinde LaoTien-Yeh, Antik Avrupa’da Ziu, Eski İskandinavyada Aesir, Roma’da Apollon, Eski Türklerde Tengri ve Çalap, Eski İranda Ahura-Mazda, Mani dininde Zervan adı verilen ve tüm bu kültürlerde “tanrılar tanrısı” veya “baş tanrı” olarak adlandırılan varlık, esasen kâinatın yaratıcısı olan Allah’ı ifade eder.
Yeryüzünde yapılmış bütün büyük ve kalıcı eserler, Tanrı adına yapılmıştır. Yeryüzünün en eski sanatsal mimari yapıları Yaratıcı adına yapılmış yapılardır. Yeryüzündeki en kalıcı kitaplar, ya ilâhî vahyi taşıyan eserler, ya da Allah adına yazılmış olan eserlerdir. Biz de, bu kutlu zincirde mütevazı bir halka olmak için, Allah’ın mubarek isimlerine dair bu eseri kaleme aldık.
***
Kur’an’a Göre Esmâ-i Hüsna adını verdiğimiz bu eseri, benzeri diğer eserlerden ayıran 5 özellik vardır:
1. Bu eserde yer alan ilâhî isimlerin tamamı Kur’an’da isim-sıfat formuyla yer alan isimlerden müteşekkildir. Piyasada tedavülde olan esmâ listeleri, Tirmizi ve İbn Mace’nin rivayet ettiği listelerdir. İşin otoritesi olan âlimlerin görüşleri ışığında, bu listelerin niçin güvenilmez olduğu, Giriş bölümünde ayrıntılı olarak izah edilmiştir.
2. Bu eser, Kur’an’da yer alan esmâ-i hüsnânın hangi kıstaslara göre tesbit edileceğine dair bir usul içermektedir. Yine Giriş bölümünde, ayrıntılı olarak açıklanan bu usule göre Kur’an’daki esmâ tesbit edilirken, öteden beri alışıla geldiği gibi, keyfi olarak fiilden isim türetme yoluna tevessül edilmemiş, yalnızca doğrudan Allah’a isnat ve izafe edilen sıfatlar listeye dâhil edilmiştir.
3. Bu eserde yer alan ve hepsi de Kur’an’da isim-sıfat formuyla müstakil olarak Allah için kullanılan esmâ listemiz, Kur’an’ın nüzûl sırasına göre dizilmiştir. Esmâ listemizdeki her ismin, Kur’an’da ilk geçtiği yer göz önüne alınmış ve böylece nüzûl sırasına göre esmâ-i hüsnâ listemiz teşekkül etmiştir.
4. Esmâ-i Hüsnâ listemizdeki her isim için, önceden belirlenmiş usul kıstaslarına göre Lugavî Çerçeve - Nazarî Çerçeve - Kur’âni Çerçeve olmak üzere 3 çerçeve çizilmiştir. Bu çerçevelerin içi Kur’an kâinat-insan-hadisat ayetleriyle doldurulmuştur. Buna ilaveten, her ismin tecellîleri müstakil bir ana başlık olarak ele alınmıştır.
5. Bu eser, bir taraftan yazılırken bir taraftan da halka açık dersler halinde kamuoyuna sunulmuştur. Dahası, erbabının katkı maksadıyla geri dönüşlerinden istifade edilmiştir. Verilen derslerin kaset çözümlerinden eser kotarma yoluna tevessül edilmemiş, eser, verilen derslerden bağımsız olarak müstakil yazım yoluyla vücut bulmuştur. esmâ-i hüsnâ derslerimizi bizzat veya kitle iletişim araçlarıyla izleyenler, izlediklerinden çok çok daha fazlasını bu eserde bulacaklardır.
Esmâ-i Hüsnâ, Allah Teâlâ’nın kullarına arştan inzal ettiği bir vesiledir. Bu meşru vesileye tutunarak, akıl burak’ına binip, bedeninin arzından ruhunun arşına miraç edecek olanlara, ne mutlu!
Mustafa İSLAMOĞLU
İstanbul, 1 Ramazan 1432
Yayınevi | : | Düşün Yayıncılık |
Seri Adı | : | Mustafa İslamoğlu Kitaplığı |
Yayın Dili | : | Türkçe |
Barkod | : | 9786054533015 |
|
Sayfa Sayısı | : | 888 Sayfa |
İlk Baskı Tarihi | : | October 2011 |
Fiyatı | : | 40.00 TL |
Satış Durumu | : | Satışta
|
|
|