Başörtüsüne özgürlük yolunda bir ömür

 
Yazan: Emine Uçak

“Beni ben yaşadım
Hiç kimse değil
Bütün bedellere rağmen
Özgürce”

Süleyman Kalaycı’nın bu şiiri Hüda Kaya ve mücadelesini özetleyen en güzel dizelerden biri bana kalırsa. Hüda Kaya 5 çocuğuyla birlikte 28 Şubat döneminin maddi ve manevi bütün çilelerini çekmiş ve adeta ‘cadı avına’ maruz kalmış. Kızları onunla birlikte başörtüsü mücadelesi sebebiyle hapis yatarken, oğulları da küçücük yaşlarında annesiz ve kimsesiz kalarak bu zulümden nasibini almış. Mücadelesinin satırbaşlarını okuyunca bile insanın zor tahammül ederken; Hüda Kaya bütün bu badireleri atlatacak metaneti aldığı imanıyla dimdik ayakta duruyor. Ve hiç yorulmadan mücadelesini sürdürüyor. 28 Şubat’ta yaşadıklarını, kendisine destek olanların gönderdiği mektupları kitaplaştırdığı Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür’ün basın toplantısında; mücadeleci ruhunu ortaya koyarak, yine barış ve sukünet çağrısında bulunmayı ihmal etmedi.


Devamını Oku »

İsmail Küçükkılınç'ın Mustafa Öztürk konulu blog yazısı

 
Yazan: İsmail Küçükkılınç

Mustafa Öztürk, son yıllarda ismi öne çıkan, her gün yazan köşe yazarı gibi telif makale ve kitaplara imza atan ilahiyatçı bir akademisyendir. Artık takip etmekten ve okumaktan yorulduğumuz çalışmaları bir istifhama da yol açmaktadır. Yoksa bu makale ve kitapları Mustafa Öztürk değil de bir ekip mi kaleme almaktadır? Çünkü bu makale ve kitaplarda tekrara düşülmediği gibi ilmî seviye düşüklüğüne de tesadüf edilmemektedir. Her bir çalışmanın orijinal olduğu, ele alınan konular itibariyle çarpıcı en az birkaç tespitin yer aldığı, atıf yapılan kaynakların belli başlı bölümleri değil de tümünün okunduğu intibaı hâsıl olduğuna göre böyle bir üretkenlik nasıl mümkün olabilmektedir? Hele mezburun yazmaya 10-11 yıl önce başladığı, bu zaman zarfında 150 civarında ilmî-akademik makale kaleme alındığı hesaba katıldığında bu işi Mustafa Öztürk’ün tek başına yapıp yapmadığı hususunda bir şüphe hâsıl olmaktadır.


Devamını Oku »

Hüda Kaya Yeni Kitabıyla Tarihe Not Düşüyor

 
Yazan: Gizem Gül

28 Şubat sürecinde başörtüsüne özgürlük mücadelesinde idamla yargılanan Gazeteci Yazar Hüda Kaya’nın bu mücadele sürecinde yaşadıklarını anlattığı ‘Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür’ adlı kitabı düzenlenen bir toplantıyla tanıtıldı. Toplantıda kitabın yazarı Hüda Kaya’nın yanısıra, Taraf Gazetesi Yazarı Roni Margulies , Yeni Şafak Yazarı Hilal Kaplan, Mazlumder İstanbul Başkanı Cüneyt Sarıyaşar ve Gazeteci Yazar Nurettin Şirin konuşmacı olarak yer aldı.


Devamını Oku »

28 Şubat'ın Asılası Kadınları

 
Yazan: Metin Boşnak

28 Şubatçı gözleri karaydı. “Arka bahçeleri” taradılar radar gözleriyle. İmam-Hatip Liselerinin kökünü kurutan, İlahiyat Fakültelerine nerdeyse kilit vurduran süreçte “çil çil kubbeler” nasılsa çil çil dağıldılar. Yetmedi, “meslek liseleri” kategorisinde olan herkesi aynı zulme tabi tutarak, “alanları” dışında üniversite eğitimi almalarını imkânsız hale getirecek düzenlemeler yaptılar. Medya alkışladı, hukuk alkışladı, sermaye, akademi alkışladı, cem evi alkışladı. “Meyyit” idik “gassal” önünde.

Açığa çıkan boşluğu “bizim arkadaşlar” doldurur diye el ovuşturmalar bu dönemde oldu. 28 Şubatın apoletli söylemlerini, takkeli notercilik onayladı. Zaten İHL ve İlahiyat Fakültesi “bizim” anladığımız İslam’dan farklı bir İslam’ı veriyordu. Hatta onlar “devletin” din anlayışına hizmet ediyorlardı. Yani bir tür “Truva Atı” idiler.


Devamını Oku »

Kur'an'a Göre Esma-i Hüsna

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Varlığın içinden çıkamadığı en girift konuların başında gelir. İnsanın bir şekilde inandığı fakat anlam dünyasında netleştiremediği bir konu. Hakkında bilginin çok olduğu lakin doğru bilginin az olduğu bir alan. Gerekliliği olmazsa olmaz olan fakat uğraşı cüret gerektiren bir mevzu. Her varlığın kendisine doğru yol aldığı halde bir kısım varlığın kendisinden bihaber olduğu hakikat. Kendisi tanındığında-anlaşıldığında var olanın anlam bulacağı Allah’ın (cc) bilinmesi-tanınması-anlaşılması konusu. Kim ki, bilir Allah’ı o bilmiştir her şeyi, kim ki bilmez Allah’ı o bilmemiştir hiçbir şeyi.


Devamını Oku »

Üç Muhammed Üzerine Bir Değerlendirme

 
Yazan: Ömer Faruk Uysal

Üçlü Tasnif ve Denge

İslamoğlu, yer yer iktibaslar yaptığı Aytunç Altındal’ın “Üç İsa”1 adlı eserinde olduğu gibi, üçlü bir sınıflandırma yaparak hem anlamak hem de anlatmak için çok müsait bir zemin kullanıyor. Zira ifrat ve tefritin, eksi ve artının, indirgeme ve aşırı yüceltmenin kesiştiği noktalar gerek fizik gerekse sosyal alemde çoğunlukla iyiyi, güzeli, doğruyu yansıtmaktadır. Bu, genellikle hatt-ı vasat, itidal, orta yol, muvazene olarak isimlendirilen müstakim hat’tır. Dolayısıyla aşırı yüceltme ve indirgemenin arası, fıtraten doğruya yakındır. Mefhum-u muhalifiyle orta yolun her iki yöndeki uçları da yanlışa çıkar. Gayet tabiidir ki, doğru bir din; ne Hıristiyanların peygamberi (Hz. İsa’yı) aşırı yücelterek Tanrı kabul etmesiyle ne de Yahudilerin peygamberi aşağılaması veya tarihte olduğu gibi öldürmesiyle olur. Bu yüzdendir ki, itidal ve muvazene hadislerle teşvik edilmiş, Kur’an’da ise “vasat ümmet,” (Bakara, 2/143) ümmet-i Muhammedin olumlu bir vasfı olarak zikredilmiştir.2


Devamını Oku »

Endülüs Çağırıyor

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Ufkumuz, coğrafik sınırları aşmalı.

Yakılan bir geminin küllerini ararken, bir medeniyetin inşa sürecini gözlemlemek denince, akla Endülüs geliyor. Şimdilerde İspanya dedikleri bu coğrafya, rahminde sakladıklarının bir hazine değerinde olduğunun farkında olarak, bilgi ve medeniyet aşıklarını misafir etmek istediğini her hali ile belli ediyor. Medeniyetinin köklerini merak edenler için, Endülüs bir harita değerindeki yol göstericidir. İnsanın ufkunun açılması, seyahatler ve gözlemler ile daha da ziyadeleşiyor. Hele bir de seyyah, gezdiği ve gördüğü yerlere bir medeniyet aşığı gözü ile bakıyor ise o zaman ortaya mükemmel bir eser çıkıyor. Adı: Endülüs Çağırıyor.


Devamını Oku »

Hz. Muhammed'i Doğru Anlamak

 
Yazan: Yakup Çak

Hz. Muhammed’in en güzel anlaşılması noktasında belki de en öncelikli olan, O’nun insani boyutunu çok iyi anlamaktan geçiyor. Çünkü günümüz Müslümanlarının da oldukça abartılı yüceltmelerinin de etkisiyle, O’nu sanki yarı tanrı durumuna çıkarmaktan, örnek alınamayacak şekle sokmaktır. Bu da O’nu yüceltmek yerine, asıl amacının göz ardı edilmesiyle sonuçlanmaktadır.


Devamını Oku »

Risala Gori Kırıne

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Bı nawe Xwedaye Mihrabane Dılovan.

Risala gorikırıne, Murat POLA werger kırıye, jı zımane kurdi.

Bele, bere, kemaiye wergera esera İslami bejın. Bere gıtışt, kemaiye wi wergere; bı zımane jiyan werger nekırını, bı zımane akademik werger kırını. Jıboy wi, xwendakare wi kitab,ger, kurmanci hela akademik nezanıbı pır kelima fem nakı. Bele, ger, armanca wi esere İslami werger, millete kurdi, islama delal bı zımane xu nasbıkı u fem bıkı, ew çax, gerek ew weregerana bı zımane jiyan bı, bı zımane akademik nebı.


Devamını Oku »

İman; İnsanlığın Saadeti - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Bir Müslüman için en hayati konu nedir? Diye sorulduğunda verilecek tek bir cevap vardır: İman.

Esas itibari ile insanların asli olarak kategorize edilmesi, iman mefhumunun varlığı ve yokluğu ile ortaya konur. Kur’an fıkhına göre insanlar mümin ve kafir (münafık, müşrik) olarak ele alınır. Bu tasnif, iman esaslarını kabul ve reddine dayanılarak yapılır.

Eser, bir akide/iman esasları kitabı olmaktan ziyade, iman bilincini ele alan nadir eserlerdendir. Fikri ve düşünsel anlamda varolan bir çok yanlış görüşü, tarihsel alt yapısı ile birlikte, ekoller arası mukayeseli bir şekilde irdeliyor. Eseri değerli kılan en büyük özelliği de bu olsa gerek.


Devamını Oku »

Çağdaş Arap-İslam Düşüncesinde Yeniden Yapılanma - Muhammed Âbid el-Câbirî

 
Yazan: Sait Alioğlu

Dinin hikmetini, bugünden baktığımızda bile kendi döneminin şartlarında ‘en üst’ seviyede anlamaya, anlatmaya ve onu yaşamaya koyulan ve Allah’a kul olmanın tarifi imkânsız mutluluğunda, özgürlük sadedinde idrak ve temsil ettiğine şahitlik/tanıklık ettiğimiz Endülüs pratiğinin günümüz temsilcilerinden adettiğimiz Mağribli ‘üstad’ Muhammed Âlbid El-Cabiri ülkemizde, var olan ıslah çevrelerinde popüler bir özelliğe sahiptir.


Devamını Oku »

Rivayetler ve Olumsuz Kadın Algısı

 
Yazan: Haksöz Haber

Özgür-der Bursa Şubesinin bayanlara yönelik olarak düzenlemiş olduğu seminerlerde bu hafta İbrahim Sarmış'ın Rivayetlerin Ortaya Çıkardığı Olumsuz Kadın Algısı kitabı tanıtıldı. Sunumu Arzu Nazlı gerçekleştirdi.


Devamını Oku »

Babanzade'nin 'Mukaddime'si üzerine...

 
Yazan: Asım Öz

Son devir Osmanlı alimlerinden Babanzâde Ahmet Naim Bey'in, 12 ciltlik Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi adlı kitaba yazdığı "Mukaddime"nin –klasik anlamda bir Hadis Usulü kitabı olarak hazırlanmadığı halde- aradan bir asra yakın süre geçmesine rağmen hâlâ aşılamadığı konusunda hemen hemen ittifak edilmektedir. Bundan dolayı Babanzâde kuru bir mütercim olarak değil tenkit ve tercihler yapan bir mütefekkir olarak kabul edilmelidir. Onun yazdığı giriş mahiyetindeki kitap, yayınlandığı günden beri, hadisle şu ya da bu şekilde ilgilenen hiç kimsenin müstağni kalamayacağı bir kitap olarak hak ettiği mevkii muhafaza etmiştir. Bugüne kadar İslâmî ilimlerle iştigal edilen herkes, bilhassa akademisyenler eseri çalışmalarında değerlendirmiş, bundan yararlanmış ve tavsiye etmişlerdir. Eserin yazıldığı bir asırlık zaman dilimi içinde, genel anlamda İslâmî ilimler, hususi olarak Hadis İlimleriyle ilgili binlerce yeni eser yazıldığı ve basıldığı, bir kısmı keşfedildiği halde, kitabın ilk günkü değerini muhafaza etmesi, gerçekten üzerinde dikkatle durulması ve düşülmesi gereken bir noktadır. Bu durumu göz önüne alarak bu güzide eseri günümüz Türkçesiyle yayına hazırlayan Hasan Karayiğit ile Babanzâde Ahmet Naim Bey'in, "bıkkınlık verecek derecede uzadığını" düşündüğü Hadis Usûlü ve Istılahları kitabını konuştuk.


Devamını Oku »

Adayış Risalesi - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Rumeysanur Can

Yazan: Rumeysanur Can
Yazı Kaynağı: Cemaat.com


Sorsanız, "Dünyanın en çok okunup ezberlenen kitabı hangisidir!" diye, hiç tereddüt etmeden "Kur'an'dır." derim. Yine "En çok okunup ezberlendiği halde en az anlaşılan kitap hangisidir!" diye sorsanız, cevabım yine aynı olacaktır: "Kur'an"

Bugüne kadar olaylara bu yönüyle bakmadığımı söylesem, pek de yanlış olmaz sanırım. Bunu biliyorsam bile, önceden şu anki kadar önemsemiyordum. Bilmek farklı anlamak farklı...

Mustafa İslamoğlu kitabın yazılış gayesini genel anlamda şöyle özetliyor; "Gerçekte bu risalenin yazılış amacı pratik kaygılardan hareketle Müslümanların içinde bulundukları sorunların çözümünde Kur'an'ın inkar edilemez katkısına dikkat çekmek, saadet ve kurtuluşun kaynağı olan Kitab-ı Kerîmimizden çok yönlü istifadeyi artırmaktır."


Devamını Oku »

Peygamber Şiirleri - Hasan Ali Kasır

 
Yazan: Melih Koşucu

Yazan: Melih Koşucu
Yazı Kaynağı: DünyaBizim.com


Geçtiğimiz pazar günü Mustafa İslamoğlu Hoca'nın derslerinden birine gitmiştim.

Akabe Vakfı'nın giriş katında güzel kitapların satıldığı bir yer vardır, gidenler bilir. İşte ben de Vakfa erken gelmeyi bir fırsat bilerek kitapçıya girmeye karar verdim.

Kitaplara bakarken bir de ne göreyim, Hasan Ali Kasır'ın hazırlamış olduğu Peygamber Şiirleri adında harika bir kitap! Kitaba şöyle bir göz attım. İçinde kimlerin şiiri yok ki: Sezai Karakoçlar, Mevlana'lar, Yunus'lar, İsmet Özel'ler, Fuzuli'ler, Nabi'ler ve daha niceleri... İsmini saydığım ve sayamadığım bir sürü şairin Naat'ları, Hz. Peygamberimiz Efendimiz için yazdıkları Kasideleri elimin altında bulundurabilmek oldukça heyecanlı geldi bana. Ve hemen satın aldım kitabı. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Nurullah Genç'in Yağmur'u cezbeye ve vecde gelmek isteyene birebir!


Devamını Oku »

Hz. Muhammedi Doğru Anlamak - İbrahim Sarmış

 
Yazan: Hamza Türkmen

Yazan: Hamza Türkmen
Yazının Kaynağı: Haksöz Haber


Kur'an, Hz. Muhammed (s) aracılığıyla tebliğ edilen ve Yaratıcımız katından bildirilen evrensel son mesajdır. Son mesajı, vahyin yönlendirmesi ve Rabbimizin lütfuyla en iyi anlayan ve yaşamında örneklendiren, Kur'an'ın yaşamlaştırılmasında en ideal modeli ve model davranışları sergileyen Hz. Muhammed'dir.

Hz. Muhammed hem Allah'tan vahiy alan bir rasul/nebi, hem de aldığı vahyi tebliğ eden ve uygulayan bir insandı. O rasullük görevi yanında bir kuldu ve kulluk görevini de yerine getirmekle mükellefti. Bütün insanlar yaratıcılarına kulluk yapmak için yaratılmışlardı. Kulluk ölçülerini bildiren Allah'ın vahyi idi ve o, aldığı Kur'an vahyini bir kul olarak hayatında en doğru bir şekilde uygulayan tüm Müslümanlar için örnek bir insan oldu.


Devamını Oku »

Üç Muhammed - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Fevzi Zülaloğlu

Yazan: Fevzi Zülaloğlu
Yazı Kaynağı: Haksöz Haber


"Maddi-manevi donanım açısından ve yapısal açıdan birbirlerinden farklı varlıkların sahnesi" diye de tanımlayabileceğimiz hayat, Yüce Rabbimiz tarafından durağan değil, çeşitli farklılıklara elverişli olarak biçimlendirilmiştir. Öte yandan insanoğluna aklını, diğer varlıklardan onu üstün kılan bir fazilet olarak lütfeden Yüce Allah, bu konuda kimini kiminden üstün kılmıştır.


Devamını Oku »

Alemlerin Rabbi Allah (cc) Bilmek, Tanımak, Anlamak - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Esra Çifçi Dindar

Yazan: Esra Çifçi Dindar
Yazı Kaynağı: Haksöz Haber

Sahih bir inanç ve eyleme ulaşmak isteyen her Müslümanın ilk temel kaygısı öncelikle dinin temelini oluşturan konularda Kur'an'a dayalı olmaktır. Bu konuların başında ise islam olduğumuzun ilk ifadesi olan "Allah'a iman" ya da "Allah'tan başka ilah kabul etmemek" anlamına gelen kelime-i tevhidi kavrama çabası gelir. Bugün modernizmin ve muharref geleneğin değerler dünyası arasında sıkışan insan, doğru bir Allah tasavvuruna sahip midir! Tasavvufun cüretkar ve teşbihe varan Allah yorumlamaları ile modernizmin hayatın dışına ittiği Allah anlayışı arasında, Kur'an'ın anlattığı Allah nerede durmaktadır. İşte biraz da bu sorunun cevabı olarak oluşan bir çalışma geçtiğimiz Nisan ayında Mustafa İslamoğlu'nun kaleminden okuyucu ile buluştu. Alemlerin Rabbi Allah (c), Bilmek-Tanımak-Anlamak ismini taşıyan kitap Denge Yayınları'ından çıktı. Kitabın yayınlandığı günden itibaren yoğun bir ilgi görmesi Allah inancı konusunda Müslümanların gelenekten aldıkları Allah tasavvurlarını Kur'an ışığında sorgulama ihtiyacı hissettiklerinin bir göstergesi olarak anlaşılabilir ki bu, Müslümanlar açısından sevindirici bir durumdur.


Devamını Oku »

Adayış Risalesi - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Sema Erdoğan

Mustafa İslamoğlu'nun adayış risalesi üzerine...

Yazan: Sema Erdoğan
Yazı Kaynağı: ozguracilim.net


Adınla ey Allah'ım...

Ada(n)mak, sahip olduğunun bilincinde olabilmektir... Ada(n)mak, haykırabilmektir sessizliğini korkusuzca...

Hanne adarken yavrusunu Rabbine, yalvarıyordu benden kabul buyur diye.
Reddedilebilir olmanın sancısını çekiyordu Hanne,
Zira en kıymetlisini adıyordu Rabbine...

İmran ailesi bu adayışla alemlere üstün kılınmıştı.(ali İmran 33). Meryem bu adayışla Alemlerin Rabbi olan Allah tarafından seçilmişti. O, bu adayışla dünya ve ahirette şerefli bir kelime olan hz. İsayla müjdelenmişti (ali imran 45)

Bir adayışla başlamıştı her şey ve bir adayışla son bulacaktı kainat...

Arkasında Havvalar vardı; adayışın ilk annesi
Amineler vardı önünde Muhammedlere gebe
Zeynepler, Fatımalar vardı...Haticeler vardı adanmış,
Asiyeler vardı Firavuna kurban edilmemiş hayatlarıyla, Hacerler vardı İsmaillerin anası
Hümalar vardı Fatihler'i sultan yapan...


Devamını Oku »

Divan - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: İzzet Koçak

Yazan: İzzet KOÇAK
Kaynak: Kitaphaber.net


"gün gelir
şairlerin de dili tutulur
sözler seçilir sözlerden
gerisi unutulur."

(heyelan Vll – Divan, s.109)

Divan, Mustafa İslamoğlu'nun bütün şiirlerini toplamış olduğu eseridir.

Mustafa İslamoğlu'nu genel olarak İslami meseleler üzerine kaleme aldığı eserlerinden tanımaktayız. Bu yelpazede çok geniş bir külliyata sahip yazar, bu geniş külliyatın bence en özel eserlerinden birisi ise Divan'ı.

Kitabın içerisinde çok özel şiirler var. Bu şiirleri okuyunca Mustafa İslamoğlu'nun neden daha çok şiir yazmadığını merak etmiyor değilim. Belki yazmaya devam ediyor; ama bildiğim kadarıyla Divan'dan sonra , varsa yazmış olduğu şiirleri okuyucuları ile paylaşmadı. Tek kitaplı şairler listesinde yer almayı temenni ediyor zannedersem.

Kitap Hz. Aişe'ye ithaf edilmiş bir şiirle başlıyor:


Devamını Oku »

Bir Yaradan Kurşun Çıkarır Gibi - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Halime Gerçek

Yazan: Halime Gerçek
Yazı Kaynağı: Haksöz Haber


Mustafa İslamoğlu'nun kitabına başlık yaptığı "Bir Yaradan Kurşun Çıkarır Gibi", 1995'te 312. ve 519. maddelerden hüküm giydiği soğuk parmaklıklar ardında yazı yazmanın zorluğunu nitelerken kullandığı bir slogan.

İslamoğlu'nun bu kitabı, farklı zamanlarda farklı konularda yapılmış ve farklı yayın organlarında yayınlanmış konuşmaların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmıştır.

Bu kitabı çıkarış amacını İslamoğlu şöyle açıklıyor: "Okurun ancak sorulunca söylenecek yeni şeylerle karşılaşacağı hayata dair bu şeylerin buharlaşıp gitmesine gönül razı olmadı; onları gök kubbeye salınmış bir avazeye çevirebilmek için kayıt altına almak istedim."

Kitapta toparlanan söyleşiler iki eksen etrafında gerçekleşmiş. Birincisi: Sosyal ve dini konular. Bu bağlamda dikkat çeken başlıklar: Dinler arası diyalog, İslami hareketler ve İslami çalışmalar üzerine yapılan söyleşiler, 28 Şubat süreci ve sonrasına ilişkin kanaat ve yorumlar. "Amerikancı İslam" söylemine yönelik açıklamalar vs. İkinci eksen ise sanat ve özel de şiir üzerine olmuş. Bu çerçevede İslamoğlu'nun şiirleri, şiire ve sanata bakışı değerlendirilmiş. İslami camiadaki şiir ve şairler üzerine konuşulmuş. Ayrıca İslamoğlu'nun Yürek Devleti, İmamlar ve Sultanlar, İslami Hareketler gibi kitaplarının değerlendirmesine yer verilmiş. Özellikle İslami Hareketler kitabı dönemin sıcak ortamında çok ilgi görmüş ve bir çok söyleşide değerlendirmesi yapılmış.


Devamını Oku »

Üç Muhammed - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Okumayeri.net

Yazı Kaynağı: Okumayeri.net

Hz. Peygamber, her çağda tüm Müslümanlar için hem örnek bir insan modeli hem de bir muhabbet kapısı olagelmiştir. Bu "herkes tarafından sahiplenilme" durumu ise zamanla birbirinden çok farklı peygamber tasavvurlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Mustafa İslâmoğlu'nun Üç Muhammed isimli eseri de bu farklı peygamber tasavvurlarını, ifrat-tefrit-denge ekseninde sorgulama çalışmasının bir ürünüdür. Yazar, "İki tasavvur bir gerçek" alt başlığını taşıyan eserinde "aşırı yüceltmeci peygamber tasavvuru" ve "indirgemeci peygamber tasavvuru" başlıkları altında, oldukça yaygın olan iki yaklaşımın eleştirisini yapmaktadır. Kitabın üçüncü kısmını teşkil eden "Kur'an'ın Peygamberi" başlığı altında ise yazar, "olması gereken" peygamber tasavvurunu, "gerçek" vasfıyla tasvir etmektedir.


Devamını Oku »

Adayış Risalesi - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Gamze Özbağ

Yazan: Gamze Özbağ
Yazı Kaynağı: Dünyabizim.com

"Kızım olursa adını 'Meryem' koyacağım." Ne çok duyarız bu dua niyetine söylenmiş cümleyi. Kim Meryem gibi bir kız evlada sahip olmak istemez ki, iffetli tertemiz bir evlada... Her anne ister Meryem gibi bir evlat ama her anne düşünmez Hanne olmayı; Meryem'e sahip olmayı, Hanne olmayı reddederek ister çoğu zaman.

Bu kitabı aldığımda "Hanne"nin kim olduğunu bilmiyordum. O benim için sadece İmran'ın karısıydı. Oysa kitabı okuduktan sonra Hanne benim için adamakla harcamak arasındaki o ince çizgiydi.

Hanne kim!

Yıllarca evlat hasretiyle yanan potansiyel bir anne ve anne olmak için yanan bir "kadın". Kendinden bir parçayı Rabbine adama yürekliliğini gösteren bir "kadın".

Candan ziyade canandan vazgeçebilen bir "kadın".

Rabbinin ona gösterdiği cömertliği, yine O'na adayarak sadakatini ispat eden bir yürek Hanne.

Ve bir kadın yüreğiyle başlıyor adayış, bir anne yüreğiyle...

Demek "anne" olmak mühim bir iş.


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Ümmühan Atak

Sorular: Ümmühan Atak
Cevaplar: Mustafa İslamoğlu
Kaynak: Gerçek Hayat Dergisi


Hayat Kitabı Kur'an isimli mealiniz yeni çıktı. İlk kez 'gerekçeli-notlu' tercüme görüyoruz.

Bu mealde 6 bin tane notu var. Meal zaten böyle olmak zorunda. Ben notsuz meali meal kabul etmiyorum. Kaynak dilin imkanlarını hedef dile taşırken zayi etmemek gibi sorumluluğu varsa mütercimin, bu sorumluluğu ancak notlarla yerine getirebilir. Çünkü kaynak dilin bizim önümüze sunduğu mânâ imkanı bir çok nedene dayalı olarak tek değil ki. Lafızda kelimeden, harekeden, cümleden, kıraat farklarından, kelimenin müşterekliğinden, farklı okumalardan ve daha başka nedenlerden dolayı metin önümüze çoğu zaman alternatif sunar. Mütercim bunlardan birini tercih eder, meale koyar. Peki ya tercih etmediğiniz! Onu neden tercih etmediniz! Okurun bunu bilme hakkı yok mu! Peki sizin tercih ettiğiniz isabetli değilse! Tercih etmediğini o manayı dışarıda bırakma hakkınız yok ki. O mana da metnin önünüze sürdüğü manadır. Hatta bazen bir zamir iki yeri birden gösterebilir. Bir kelime hem fail hem mef'ul olarak görülebilir. Kıraat farklılığı olabilir; ilk dönemlerde harekenin Arapça dil kurallarının olmayışından dolayı.

Okuduğumuz Kur'an-ı Kerim'lerde böyle açıklamalar yok ve bazen anlamakta zorlanıyoruz.


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Vedat Aydın

Yazan: Vedat Aydın
Kaynak: Erzurum, Palandöken Gazetesi


Ramazan ayına Kur'an ayı denir. Bunun çok haklı sebepleri var. Kur'an ramazan ayında nüzul olmuştur. Müslüman kalpler ramazan ayının rahmet ve bereketiyle aşkın bir ruh hali içinde ibadetlerini yapar, arınmanın en güzel şekliyle huzur bulurlar. Madem ramazan ayı Kur'an ayıdır o halde bu ayda Kur'an-ı Kerim'i daha çok okumak, okuduklarımız üzerinde tefekkür etmek ve hayatımıza uygulamak için çaba göstermeliyiz. Ramazan ayında Kur'an'a daha fazla yönelirken, hayatımız boyunca onunla iç içe yaşamanın gerektiği bilincini hep diri tutmalıyız.

Kur'an'a yönelirken kovulmuş şeytandan Allah'a sığınmak gerekir. Bu niyetle başladığımızda vahyin, ihlâs ve takva ile aklımıza ve kalbimize tesiri daha fazla olacağı muhakkaktır.

Böylece Kur'an hayatımızın her alanında bir kılavuz olarak yolumuzu aydınlatacaktır. Zira yüce bir hakikat olan Kitabımız hakkında Cenab-ı Mevla şöyle buyurmaktadır: "Bu, Rablerinin izniyle bütün insanlığı kopkoyu karanlıklardan aydınlığa, O yüceler yücesinin, O her övgüye layık olanın yoluna çıkarasın diye sana indirdiğimiz [bir vahiy,] bir ilahî kelâmdır." (İbrahim; 1).

On yıldan fazladır her ramazan ayında farklı bir meal ile farklı bir siyer okumayı adet haline getirmişim. İyi ki de getirmişim, zira bu uygulamanın çok büyük faydasını gördüğümü belirtmeliyim. Kur'an ayı olan ramazanda Kur'an'ı Kerim'i doyasıya okumaktan, istifade etmekten daha güzel ne olabilir ki! Bu sene ramazanda okumak için hazır bekleyen meal-tefsir, Mustafa İslamoğlu'nun on bir yıl emek vererek hazırladığı Hayat Kitabı Kur'an adlı çalışmasıdır.


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Zehra Çomaklı TÜRKMEN

Hayat Kitabı Kur'an'da Yaratılış ve Kadın

Yazan: Zehra Çomaklı TÜRKMEN
Yazı Kaynağı: Haksöz Dergisi, Eylül 2008


Mustafa İslamoğlu'nun "Hayat Kitabı Kur'an / Gerekçeli Meal-Tefsir" adlı çalışması 2008 Haziran ayında okuyucuyla buluştu. Düşün Yayınları'nın neşrettiği eser, İslamoğlu'nun 15,5 yıldan bu yana her hafta Pazar günleri gerçekleştirdiği tefsir derslerinin temelini oluşturan Kur'an'ın bir anlamda mealleştirilmesi ve mealle ilgili bazı konu ve kavramların da kısa açıklamalar şeklinde iki kapak arasında düzenlenmesiyle oluşmuş iki ciltlik bir çalışma.

Uzun soluklu bir gayretin ürünü olan bu meal/tefsirin giriş bölümünde İslamoğlu, hiçbir tercümenin aslının yerine geçemeyeceğini vurguluyor. Ayrıca bu hususun gözetildiğinde yorum alanının genişleyebileceğini, yorum alanı genişleyince buna bağlı olarak sorumluluk bilincinin de aynı oranda büyüyeceğini belirtiyor. Bu yüzden de Türkçe Kur'an olamayacağının ancak Kur'an'ın Türkçe mealinin olabileceğinin altını çiziyor.

Yazarın mini bir tefsir niteliği de taşıyan bu çalışmasının tamamını bir yazıda değerlendirmek tabiatıyla güç bir iş olacaktır. Belki tüm meal/tefsirin değerlendirilmesi önemli konuları tasniflenerek ve kavramsal açılımlar gösterilerek müstakil bir inceleme kitabına vesile olabilir. Bu nedenle biz burada daha ziyade birbiriyle ilintili gördüğümüz 'yaratılış' ve 'kadın' konularını seçerek Mustafa İslamoğlu'nun bu konulara yaklaşım biçimini irdelemek istedik.


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Söyleşi

Mustafa İslamoğlu ile Hayat Kitabı Kur'an üzerine

Mülakatçılar: Fethi Güngör, Fatih Okumuş, Muharrem Baykul
Yazı Kaynağı: Kurani Hayat Dergisi, 2. Sayı


Muhterem hocam, öncelikle mülakat için vakit ayırdığınızdan dolayı teşekkür ederiz. Kur'ani Hayat Dergisi vesilesiyle sizinle yeni tanışacak okuyucularımız için, Mustafa İslamoğlu'nu kendi ağzınızdan kısaca tanıyabilir miyiz!

Ben de bu vesileyle Kur'ani Hayat Dergisi'ne uzun ömürler diliyorum. Allah mübarek etsin. Gelişi güzel oldu. İnşaallah yürüyüşü de güzel olur. Yüce Kur'an'ı hayata aktarmada bir vesile olur inşaallah. Kayseri'nin Develi ilçesinde 28 Ekim 1960'ta doğdum. İçinde doğduğum ev bir ilim yuvasıydı. İlk tahsilimi doğduğum ilçede yaptım. Annemi 3,5 yaşımda kaybettim. Öksüz büyümenin avantaj ve dezavantajlarını gördüm. İlk Arapça eğitimimi ve ilk Münebbihat gibi basit metinleri, sarf nahiv gibi metinleri pederimden okudum. Orta öğrenimimi aynı ilçede yaptım. Yüksek öğrenimimi önce Kayseri'de daha sonra Kahire'de yaptım. Edebiyat merakım erken yaşlarda başladı. İlk şiirim yayınlandığında 16 yaşındaydım. Daha sonra rahmetli Cahit Zarifoğlu'nun editörlüğünü yaptığı Mavera dergisinde okuyucular sayfasında yazılar yazmaya başladım. Şiir, günce, deneme, eleştiri gibi edebi ürünlerim Yaşar Kaplan beyin çıkardığı Aylık Dergi'de yayımlandı. Daha sonra müteaddid dergilerde yazdım. İlk kitabım da bir şiir kitabıdır: Heyelan. İslami ilimlere ta başından beri ilgim vardı. Asıl yoğunlaşmam 80'li yılların ortasında başladı. Kahire yıllarında hem okudum, hem okuttum, hem yazdım. İmamlar ve Sultanlar, hatta Yürek Devleti Kahire'de kaleme alındı. Döndükten sonra tefsir derslerine başladım. Talebe yetiştirme faaliyetlerim 1983'te başlamıştı. Eğitim faaliyetlerinin resmi hüviyete bürünmesi 1989'da Akabe Vakfı ile oldu. Aynı yıl yine Denge Yayınları kuruldu. Fakirin her ikisinde de emeği, çabası oldu. 1992 yılından itibaren de Tefsir Dersleri başladı. Meal, tefsir derslerine başladığımda düşündüğüm bir şey değildi. İlk yaptığım meal sayfası şu an elimde duruyor. İlginçtir, baktığımda üzerinde 1995 tarihini gördüm. Demek ki, ilk kez gündemime 1995'te girdi meal. Asıl gündemime giren meal bundan 11 sene evvel 1997'nin sonunda başlayan sesli ve görüntülü tefsir projemizdi. O tefsir projemiz eşliğinde zaten bir meal yapıyorduk. Çünkü görüntülü çekimlere ders hazırlıyordum. Bu çekimlere elimde herhangi bir mealle gelmiyordum. Gerek 29 Haziranda Hitamuhu Misk programıyla sona eren 15 yıl süren derslerde, gerekse 11 yıl süren stüdyo derslerinde elime herhangi bir meal alıp da mealden tefsir dersi vermiş değilim. Elime hiç meal almadım bu süreçte. Dolayısıyla kendi mealimizi veriyorduk. Zaten bu bir zaruretti. Madem bu bir zaruret, bu meali yapacağız, bu mealden başkaları da faydalansın diyerek yola çıktık. Dolayısıyla bu kendini bize tahmil eden, bize yükleyen bir vazife oldu. Evliliğimizi 1985 yılında yaptık, 5 emanetimiz var. Sözün özü; Kur'an'ın talebesi olmaktan başka iftiharı olmayan Allah'ın aciz bir kuluyum.


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Fatih Okumuş

Yazan: Fatih Okumuş
Kaynak: Kur'an'i Hayat Dergisi, 1. Sayı

Mustafa İslamoğlu'nun, 6.000 dipnot içeren meal-tefsiri çıktı.
Kitab'ı anlamak, onu hayatlarına hayat kılmak, hayatlarını Kur'an'la anlamlandırmak isteyenler için'

Elhamdülillah' Hasretle beklediğimiz, özlediğimiz, gözlediğimiz ve inşaAllah okuru olmayı hak edeceğimiz mealimiz çıktı. İkra emrine masadak bir metn- i metînle karşı karşıyayız. Mustafa İslamoğlu Hoca'nın ömrünü vakfettiği, Hilal Televizyonu'nun yeryüzünün dört bucağındaki Kur'an talebelerine ulaştırdığı çalışması Hayat Kitabı Kur'an: Meal-Tefsirin nihayet duvağı açıldı. Ümmete kutlu olsun!

Bizim okuyuşumuza göre İslamoğlu mealinin istinat ettiği en önemli asıl: parçacı değil bütüncü, dağıtıcı değil toparlayıcı özelliğidir. Bu, İslam'ın temel prensibi tevhidin Kur'an okumaya tatbiki ve müellifin icma'-ı 'ulûmi'd-din tezinin de uygulamasıdır.


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Sibel Eraslan

Hayat Kitabı Kur'an Üzerine

Yazan: Sibel Eraslan
Yazı Kaynağı: Vakit Gazetesi


'Ve eğer dünyanın tüm ağaçları kalem olsa denizleri de mürekkep, buna yedi deniz daha eklense, Allah'ın kelimeleri yine de tükenmez; çünkü yalnızca Allah'tır her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden' (Lokman, 27)

Kelimeleri bitimsiz olan Yaratıcıya hamdolsun... Bu ayeti ne zaman okusam hasbelkader yazım çizim işiyle uğraşanlardan birisi olarak, belim bükülür. Bu nasıl bir görkemdir ki, yedi denizleri kalemine zerketse yine de az gelir, denizler biter de O'nun sözü bitmez... Bu nasıl bir haşmettir ki, dünyanın tüm ağaçları kalem olup yazsa yazsa yine yazsa, tükense bitse cümle ağaçlar, O sözünü hâlâ devam ettirir... Edebiyatçıların, şairlerin, hatiplerin, kısacası işi yazı ve söz üzerinden olanların takatini kesen bir ayet, öyle değil mi'

Kainatta varedilmiş hemen her şey de aslında Allah'ın kelimesidir ve Allah'ın 'Ol' sözü içredir, her şey ama her şey... Rab, kelimelerinin hakikatini yüreğimize indirsin...


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Yunus Emre Tozal

Yürek Devletiyle Özgürleşebilmek, Hayatı İnşa Edebilmek, Çölleşen Yürekleri Yeşertebilmek için:"Hayat Kitabı Kuran"

Yazan: Yunus Emre Tozal

Yazı Kaynağı: Diriliş Saati, 2009 Şubat-Mart Sayısı

Modern Dünyada Anlamını Kaybeden İnsan

Dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise henüz doğmadı.
Bişr-i Hafi

Geçmişin tehlikesi esir olmaktı, geleceğin ki ise robot olmak!
Erich Fromm

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde, yaşadıklarımız ve yaşayamadıklarımızla modern çağın bir tasvirini yapacak olursak; insanı ve eşyayı tehdit eden, tehdit etmekle kalmayıp intihara sürükleyen, maddi-manevi işkencenin zevkle yapılarak ve teşvik edilerek her gün birilerinin öldürüldüğü, haksızlıkların yaşandığı, edepten ve ahlaktan gittikçe uzaklaşılan bir tablo çıkar karşımıza.

Tablonun bir köşesinde kurulan tüm sistemler, düşünce akımları, 'izm'ler insanoğlunun anlam arayışının bir ürünü olduğunu gösteriyor. Bu bunalımları yaşayan insanlardan biri olan senarist- yazar Ayşe Şasa modern insanın çıkmazını şu cümlelerle özetliyor: "İnsanların geleneksel medeniyetten uzaklaşması, bugünkü bunalımın kaynağı. Çünkü gelenek, insanı kendi fıtratıyla, âlemle barıştıran, âlemi ahenk haline getiren yapı. Bu bağ koptuğu zaman insan mekanik bir eşyaya dönüşüyor."


Devamını Oku »

Hayat Kitabı Kur'an - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Sibel Eraslan

"Hayat Kitabı Kur'an" Üzerine Sibel Eraslan'ın Mustafa İslamoğlu ile Söyleşisi
Yazı Kaynağı: Yeni Şafak Kitap Eki

Mustafa İslamoğlu, "Hayat Kitabı Kur'an" adını verdiği, 6000′in üzerinde gerekçeli notlarla kaleme aldığı meal ve tefsirini okuruyla buluşturdu. Bu yeni yayın vesilesiyle görüştüğümüz İslamoğlu bize, edebiyat ve ilahiyat kavşaklarını buluşturan çalışmasını anlattı.

Muhterem efendim, "Hayat Kitabı Kur'an, Gerekçeli Meal-Tefsir" ismini taşıyan son çalışmanızı okurken, aynı günlere denk gelen okumalarımda fark ettim ki, Dr.Seyyid Kutup'un üniversite bitirme tezlerinden birisinin başlığı da; "Şairin Topluma karşı Vazifeleri"ydi. Sanatçının böylesi bir görevi var mıdır! Sizin diğer eserlerinizde de çok sık atıf yaptığınız "tasavvur inşa süreci" kavramsallaştırmasını da göz önünde tutarak soruyorum müsadenizle...


Devamını Oku »

İskilipli Atıf Hoca - Mehmet Sılay

 
Yazan: Ferit Genç

Hegemonya, bir ülkenin başka bir ülkeyi ya da kendi ülkesi içindeki halkı oluşturmak istediği sisteme inandırıp, kendi rızası ile sistemi kabul etmesini sağlaması ve kendi çıkarları doğrultusunda yönetmesi olarak tanımlanabilir.

Politik ve ekonomik boyutu üzerinde işlevini yürütmektedir.

Nitekim her ülkenin değişen sisteminin, hegemonyalarının da değişen sistem ile birlikte paralellik gösterdiğini görmekteyiz.


Devamını Oku »

Kur'an Yazıları - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Yazılar serisinin beşinci kitabı olarak neşredilen eser, diğer yazılar serisi kitapları gibi, müellifin otuz yıllık yazarlığı süresince kaleme aldığı “Kur’an” konulu makalelerin derlenmesinden teşekkül etmiş bir eser.

Makalelerin verdiği fikirler

1. Dört kitabı okumak başlığı ile; Kur’an, tabiat, insan ve zaman kitaplarının okunmasının, islamın ilk emri olan “oku” emrinin gereği olduğu izah ediliyor. Bu aynı zamanda okuma bilincinin ilk esas maddesi olarak algılanmalıdır.


Devamını Oku »

Güç ve İktidar - Mehmet Mahfuz Söylemez

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Kûfe, Irak'ta bir şehir, Bağdat'ın 170 km güneyinde, Necef'in 10 km kuzeydoğusunda yer alır. Fırat Nehri kenarındadır. 2003 yılı verilerine göre nüfus 110.000'dir. Ali bin Ebu Talib döneminde İslam İmparatorluğu'nun başkenti haline getirilen ve başkent olduğu sürece kültürel yapısı geliştirilen bir şehirdir.

Kûfe şehri, Hz.Ömer’in hilafeti döneminde, Komutan Saad Bin Ebi Vakkas tarafından kurulan bir askeri şehirdir. Kûfe kurulduğu dönemde, genel olarak Araplar yerleştirilmiş, çok az bir kısmı da mevalidir. Ayrıca Kûfe’ye yerleştirilen Arap kabileler arasında da sonraki süreçlerde sorunlar çıkmıştır. Ali ve Muaviye arasındaki ihtilafta kişi ve kabilelerin taraf olmasında, önemli etkenlerden biri de kabileler arasındaki İslam öncesi düşmanlıkların etkisidir. Cahiliye döneminde düşman olup, Müslüman olduktan sonra düşmanlıklarını bir kenara bırakan kabileler, Ali ve Muaviye arasındaki cepheleşmede farklı taraflarda yer almışlardır.


Devamını Oku »

Tarih Yazıları - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Nihat İlhan

‘Tarih Yazıları’nda da, her zaman ki gibi yaşanılan zamanda meydana gelen güncel olaylardan, konuyu genele yayarak çözümlemeler sunabilen teknikler içerisinde denemelerini ele alan Mustafa İslamoğlu’nu görüyoruz. Yanlışlarını ve doğrularını çekinmeden ortaya koyan bir yazar. Genellikle yazılarında kendine muhataplar alıyor ve yanıtlarını, fikirlerini bu muhatapları üzerinden belirtiyor. Denemelerinin belirli kısımlarında ise okuyucularından gelen yoğun talep üzerine konuya kendisinin müdahale etmek zorunda hissettiğini ve bu yüzden konuyla ilgili yazıya vakıf olduğunu ifade ediyor.

İslamoğlu Yazılar Serisinin her eserini dört bölüm halinde toplamış, Tarih Yazıları’nın bütün bölümlerinde birbirinden ayrı tarih konularına değiniyor. Bu bölümlerde Şeyh Said Ayaklanması, Ermeni Meseleleri ve Alevilik Olaylarına dair konular, bundan hariç tarihte ki gününe göre önem arz eden Arapçılık, Ulusçuluk, İttihatçılık ya da Menemen Olayı gibi olaylar yer bulmakta kendisine.


Devamını Oku »

Hz. İsa ve Mesih İnancı - İbrahim Sarmış

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Kitabın ilk konusu Hz.İsa/Mesihin dönüşü inancı, Hz. Muhammed’in son peygamber olduğu inancına aykırıdır konusu. Bu başlık aynı zamanda kitabın ana fikrini ortaya koymaktadır.

Mehdi kelimesi üzerinde durulmakta, mehdiyet konusu hakkında tespitler yapılır iken genel olarak, Şia’nın bu konudaki yaklaşımları ortaya konarak eleştirilmekte.


Devamını Oku »

Çağdaş Arap-İslam Düşüncesinde Yeniden Yapılanma

 
Yazan: Muhammed Âbid el-Câbirî

Arap dünyası, XXI. yüzyılın eşiğine geldiği günümüzde, modern tarihinin hassas bir döneminden geçmektedir. Arap dünyasındaki İkinci Dünya Savaşı karşıtı gelişmeler, kuşkusuz, iç etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, söz konusu gelişmeler, aynı zamanda, genelde buna bağlı olarak aynı dönemde uluslararası koşulların farklılaşmasıyla da ilişkilidir. Ortaya çıkan bu gelişme, bugün, ekonomik, toplumsal, siyasal ve fikrî alanlarda 'kapsamlı bir kriz' aşamasına ulaşmıştır.


Devamını Oku »

İman Yazıları - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Nihat İlhan

Mustafa İslamoğlu, 'Yazılar Serisi' adı altında topladığı eserlerini aynı önsözle açıyor. Asıl mücadelesini sözün gücüyle, gücün sözünü yıkmak istediğini, yani toplumumuzda süregelen bu bozuk düzenin, dini, toplumdan ayırmak isteyen bu yapılanmanın sözünü, sözün gücüyle yıkmak istediğini ifade ediyor. Sözün gücüyse imandır, imana, Kur'ana yakın olandır. Mustafa İslamoğlu önsözünü şöyle bitiriyor;

'Sözlerim okurunu bulmuşsa, emanet yerini bulmuş demektir.'


Devamını Oku »

Olumsuz Kadın Algısı - İbrahim Sarmış

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Kitabın giriş kısmında, Mehmet Doğan'ın modern kadın algısı üzerine yazmış olduğu bir makale orijinal şekli ile paylaşılıyor.

Kitap ana fikir olarak; kadınlar ile ilgili rivayetlerin ve bir kısım ayet yorumlarının yanlış olduğunu, bunların Kur'an'ın ruhu ile uyuşmadığını anlatıyor. Kadınlara olumsuz/negatif yaklaşım sebebi olarak ortaya konulan meşhuır rivayet ve yorumlar başlıklar halinde ele alınıyor.


Devamını Oku »

Yaşayan Yazılar - Mustafa İslâmoğlu

 
Yazan: Esma Meşar

“Yaşayan yazılar” Mustafa İslamoğlu makaleleriyle hayat bulan yazılar serisindeki kitapların bir”inci”si. İnsan ne ile kaimdir sorusuna cevap arayanlardansanız, doğru adrestesiniz.

“Kelimeler, beşeri insan etti” der İslamoğlu. Öyle ya; Allahu Teâlâ konuşmasaydı bir insanlık tarihinden söz edemezdik. Bu yüzden Rabbimiz peygamberi Hz. İsa’yı “kelime”si olarak anmamış mıydı kitabında?

O, evvela Âdem’e isimleri / eşyaya isim verebilme yeteneğini verdi ve o’nu meleklerin önünde eğildiği varlık eyledi. Âdem hududullaha isyan edip haddi aşınca, Rabbi bilincini tazeleyip tekrar kendisine yönelmesi için kuluna “kelimeler” sundu. Böylece Âdem’i günahkâr değil ancak “sorumlu olarak” yeryüzüne halife kıldı. Ve insanlık tarihi adeta insanın kelimelerle/kelimenin kelimeyle imtihanından temayüz etti. İnsan kelimeyle var oldu, kelimelere muhatab kılındı, kelimeleriyle muhatab alındı. Dolayısıyla biz, insanlığın tek dini olan İslam için “söz medeniyetidir” deriz.


Devamını Oku »

Kur'an Yazıları - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Nihat İlhan

Kur'an Yazıları, Mustafa İslamoğlu'nun 'Yazılar Serisi'nin beşinci kitabıdır. Yıllardır yazdığı makalelerinin düzeltme ve ekleme yapılarak kitaba dönüştürüldüğü bu yazıların her biri ayrı bir düşünce örneği ve mekanizmasıdır. Güncel konulardan yararlanılarak bir tepki niteliğinde yazılan yazılar, zamanla hangi konudan bahsedilmişse o başlık altında kitaba yansımıştır.


Devamını Oku »

İskilipli Atıf Hoca - Mehmet Sılay

 
Yazan: Ferit Genç

İskilipli Atıf Hoca, Akkoyunlu aşiretinden ve İmamoğulları denilen aileden Mehmed Ali Ağa'nın oğlu olup 1875 yılında Çorum’un İskilip kazasının Toyhane köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Mekke-i Mükerreme'den göç etmiş Benî Hattap aşiretinden, Arap dedenin torunlarından Nazlı hanımdır. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Atıf, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in kaderini yaşayıp onun gibi dedesi Hasan Kethüda efendinin himayesinde yetişmiştir. Ayşe Melahat adında bir kızı ve Semih adında da evlatlık aldığı bir oğlu vardır.


Devamını Oku »

Hadis Usulü ve Istılahları - Ahmet Naim Bey

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Daha önceden, Diyanet yayınlarının basmış olduğu “Buhari” tercümesini okumuş olanlara bu kitap tanıdık gelecektir. Eser, Babanzade Ahmet Naim Bey’in, Buhari tercümesinin ilk cildinin günümüz diline çevrilmiş şeklidir. Kitabın, yayına hazırlayanların notu bölümünde, ilk çevirinin günümüzde dil olarak pek anlaşılamamasından dolayı günümüz Türkçesine çevrildiği ifade ediliyor.

Yayına hazırlayanların notu bölümünde, kitabın çevirisi ve eserin genel muhtevası ile ilgili ayrıntılı ve okuyucuya faydası olacak konular 16 başlık altında takdim ediliyor.


Devamını Oku »

Ahlak Yazıları - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Yazılar serisinin altıncısı olarak neşredilen "ahlak yazıları" kitabı, müellifin yaklaşık otuz yıldır yazmış olduğu makaleler içinden "ahlak" ile ilgili olan yazılarının derlendiği bir eser...

1. Makalede; Kürşat Bumin’in bir yazısı üzerinden "din-ahlak" ilişkisi üzerinde durulmuş, din olmadan ahlakın olmayacağı teorisi güncel ve anlaşılır örnekler ile ortaya konmuştur.

2. Makalede; Ahlak-Allah ilişkisi üzerinde kısa bir mülahaza yapılmış. Allah (cc) bilincinin ahlakın varolma sebebi olduğuna işaret edilmiş.

3. Makalede; dinde/islamda ahlakın yeri ele alınmış. Kur’an’ın nüzul sırası göz önüne alındığında, en öncelikli konulardan birinin ahlak olduğuna işaret edilmiş.


Devamını Oku »

Tesettür Yazıları - Mustafa İslâmoğlu

 
Yazan: Esma Meşar

Mustafa İslâmoğlu makalelerinin seçkilerinden oluşan Yazılar Serisi’nin ikinci kitabı “Tesettür Yazıları”.

Konu tasnifine tabi tutulmak suretiyle dört bölüm olarak teşekkül eden kitabın birinci bölümünde, tesettürün maksadı ve kadın; ikinci bölümünde, İslam’ın kadın tasavvuru ve kadın hakları ele alınmaktadır. Üçüncü ve dördüncü bölümler ise ağırlıklı olarak başörtüsü yasağı bağlamında yazarın değerlendirmelerini ihtiva etmektedir.


Devamını Oku »

Peygamber Yazıları - Mustafa İslâmoğlu

 
Yazan: Esra Şen

Yazılar serisinin dördüncü kitabı olan Peygamber Yazıları özelde Rasulullah(sav)'dan genelde ise peygamber tasavvurumuzdan bahsetmekte. Elbette bu tasavvur diğer peygamberleri de kapsadığından, kitapta Hz. İsa'dan Hz. Musa'ya, Eyyub'a, Davud'a ve İbrahim'e kadar uzanan bir peygamberler silsilesi bizi karşılıyor.

İslâmoğlu'nun Kutlu Doğum, Miraç Kandili gibi Rasulullah'ı bir kez daha anmaya vesile olan özel günlerde kaleme aldığı yazılar da içeriğe dahil. Kitap boyunca okuyucunun hafızasına iki soru yerleşiyor.


Devamını Oku »

Tarih Yazıları - Mustafa İslamoğlu

 
Yazan: Esra Şen

Tarih Yazıları, sadece tarihi olaylar hususunda şuur vermekle kalmıyor direkt olarak “tarih” şuuru da veriyor. Tarihe bakış açımızı, tarihi alğılayışımızı sorguluyor. İbn-i Haldun’un tabiri ile “bilimlerin anası” olan tarihin niçin hayatımızın tam ortasında olması gerektiğini, niçin ecdadımızın hatıralarıyla bu denli haşır neşir olmamızın önem taşıdığını yine yazarımız eserinde şöyle ifade ediyor:
“İki sebepten: Birincisi: Yeni nesiller, insanımızın bugünlere hangi yangınların içinden geçip geldiğini, inançlarını korumak için ne bedeller ödediğini bilmiyorlar. Dolayısıyla dünle bugün arasındaki farkı, bu fark için kesilen faturayı ve bu faturadan kendilerine düşen payı bilmiyorlar. İkincisi: Önceki cehaletin tabii bir sonucu olarak, bugün olan biten her şeyin dünün izdüşümü olduğunu, dünü bilmeden bugünü anlamanın imkansızlığını, dün bu ülkede İslam’ı “yasadışı” ilan eden çevrelerin bugünkü hırçınlıklarının gerçek nedenini bilmiyorlar.” (s, 84)

İşbu cümlelere dayanarak, Mehmet Akif’in “Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi!” dediği tarih’in her şeyden önce hakikatle bilinmekle ibretlik olabileceğini bir kez daha teyit ediyoruz.

Ali Şeriati, ilim ile yoğrulmuş ve ilmini hakikatin sözcüsü yapmış aydın kimseler için “Eğer sözünü doğru söylerse ve doğru söz söylerse; artık söz söylemiş olmaz, amel etmiş olur. Çünkü aydının eylemi söz söylemektir”. diyor.


Devamını Oku »

İskilipli Atıf Hoca - Mehmet Sılay

 
Yazan: Esra Şen

Ve son bölüm olarak Atıf Hocanın “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı eserinin tercümesi.
Özellikle son bölüm gerek muhtevası gerekse bu kitabın muhtevasının yargılanmasını idrak bakımından çok önemli.

Kitap bir yandan İskilipli Atıf Hocayı anlatırken diğer yandan resmi tarihin kara kaplı defterini aralıyor. Zira Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi “İskilipli Atıf Hoca Türk engizisyon sürecinin adalet kisvesi altında işlediği cinayetin çarpıcı örneklerinden biridir.”
Aynı zulme maruz kalmış yüzlerce isimsiz kahraman vardır.
Bu ideolojiyi güdenlerin hâla anlayamadıkları şey ise öldürerek yok edemeyecek, yasaklayarak engelleyemeyecekleridir.
Oysa biz şehitlerimize ölü demeyiz. (Bakara/154)
Onlar kanlarını akıttıkları coğrafyada yeni fidanlar yetiştirirler. Yasakladıkları kitaplar yüzlerce yeni kitap yazdırır bize.
İşte bu yüzden, okuruz, okuturuz, yaşatırız.
Daha nice eserlerle…


Devamını Oku »

Fıkıh Usulü - Muhammed Seyyid Bey

 
Yazan: Ferhat Özbadem

Öncelikle müellif M.Seyyid Beyin kısaca hayat hikayesine bakalım. Akabinde, DEÜ İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Eskicioğlu’nun “M.Seyyid Bey’in Hilafet Anlayışı Üzerine Bazı Düşünceler” konulu tebliğinin metninden hem M.Seyyid bey’in hilafet konusundaki çelişkili görüşleri ve “Muhterem efendiler, asıl dini kanun olan Kur’an-ı Kerim’e müracaat ederseniz görürsünüz ki, bizim hilafet şekli hakkında hiçbir ayet-i kerime yoktur” cümlesinde beyan ettiği yalanı birlikte okuyalım.

Muhammed Seyid Bey: 1. İnönü Hükümeti’nde Adalet Bakanlığı yapmış, Hilafet’in kaldırılmasında kilit bir rol oynamış din ve siyaset adamı ve yazardır. 1873′de İzmir’de doğmuştur. Medrese eğitimini takiben, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş, aynı üniversitede fıkıh dersleri vermeye başlamıştır. Osmanlı Meclisi Mebusan’ına iki dönem İzmir mebusu seçilmiştir. Cumhuriyet’in ilanıyla eşzamanlı TBMM 2. Dönem’de de İzmir milletvekili olmuş, kurulan kabinede Adliye Vekili olarak yer almıştır. 3 Mart 1924′de, 1. İnönü Hükümeti’nin son günlerinde Meclis’te Hilafet’in kaldırılmasına dönük, “Hilafetin Mahiyet-i Şeriyyesi” konulu, günümüzde de tarihi addedilen bir uzunca konuşma yapmış ve karar alınmıştır. Milletvekili Kamil Miras’ın daha sonra İstiklal Mahkemesi’nde metnin hazırlanmasında payı bulunduğu ifadesi, konuşmasının muhtemelen bir ekip çalışmasının ürünü olduğuna işaret etmektedir. Meclis oturumunda İsmet İnönü’nün “Halife Türkiye’nin itibarıdır” yaklaşımıyla hilafetin kaldırılmasına karşı çıkmış olması da, günümüzden geriye bakıldığında, bir taktik hamlesi olabilir. Seyit Bey, bu konuşmada milli hâkimiyet ilkesinden hareketle, hilafetin kaldırılmasının İslam dini açısından bir mahsur taşımayacağını savunmuş ve meclisteki muhalefeti de büyük ölçüde ikna etmiştir. Bu belirleyici konuşmanın neticesinde Meclis hilafeti ilga etmiştir. 1924 Anayasası’nın hazırlanmasında da önemli rol oynayan Seyit Bey, daha sonra dile getirdiği bazı teklifler nedeniyle gözden düşmüş ve baskı altında bakanlık makamından ayrılmak zorunda kalmıştır. Bunun üzerine akademisyenliğe geri dönmüştür. Ertesi yıl, 8 Mart 1925′de İstanbul’da ölmüştür. II. Mahmut Türbesi’nde gömülüdür.


Devamını Oku »