ENDÜLÜS ÇAĞIRIYOR



Yazar : MEHMET SILAY

Bizim için sekiz asır süren Endülüs islam medeniyetinin ışıl ışıl aydınlattığı bu memleketin özel bir önemi vardı. ümmetin hatıraları vardı... Üniversitelerinde İbn Arabi, İbn Haldun ve İbn Rüşt gibi kitaplarını zevkle okuduğumuz, varlıklarıyla iftihar ettiğimiz ve hatıralarıyla avunduğumuz düşünürleri, yazarları yetiştiren, harikulade kültür iklimi...


İÇİNDEKİLER

İçindekiler
ÖNSÖZ

İLK İSPANYA GEZİSİ
İspanyol Polisi
Toledo Neresi?
Veyl Mağluplara
Madrid
İspanya’da Türkler ve Müslümanlar
İspanya ve Türkiye’de Medya
Arena ve Matadorlar
Boğa Güreşi Nedir?
İspanya’da Askerler ve İnsanlar

ON YIL SONRA ENDÜLÜS
Hola Granada!
Mağriplinin Gözyaşları
Ölüleri Anma Bayramı
Elhamra
Va Le Galibe İllallah!
Osmanlı’dan Yardım Talebi
Dağ-Taş Zeytinlik
Kurtubaya Yolculuk
Kurtuba’da Hüzün
Beyaz Köyler
Boğa Güreşleri ve Ronda
Boğa Lokantaları ve Fıkraları
Passiyon Turka
Başkent Sevilla
Altın Kule - Beytülmal
Endülüs Bir Okul-Akademi-İlim Merkezi
Avrupa Birliğinin Yıldızı
Endülüs’ten Osmanlıya

ENDÜLÜS KAYBOLAN CENNET
Endülüs Destanı
Endülüs’ün Dünü ve Bugünü
Kavmiyet Tuzağı ve Tavaif-İl Muluk Dönemi
Burçlardan Düşen İlk Taş : Tuleytula-Toledo
Endülüs’te Kültür Katliamı
Endülüs’ün Mirası
Endülüs’ün Yakılan Kütüphaneleri
Tercüme Okulundan Misyoner Okuluna
Gırnata – Granada
Endülüs’e Veda
Sefarad Yahudileri
Anadolu’dan Türkendülüsya’ya?
Fethin ve Hezimetin Özeti
Kurtuba İlim Şehri
Ceziretul Hadra – Yeşil Ada
Medine’den Marakeş’e
Tarık Bin Ziyad’ın Sadık Rüyası
Vadi Lekke Savaşı
Mültikültürel Sosyal Yapı
Endülüs’te İç Karışıklıklar
Rekonkista
Endülüs’ün Osmanlıyı Keşfi
Endülüs – Osmanlı İlişkileri
Kitap ve Kütüphanelerin Yakılması

FERYADNAME
Gırnata’da İsyan
Endülüs İçin Göz Nuru!

ENDÜLÜS KAHRAMANLARI
Muhammed Esed
(1900 Viyana -1992 Granada)
Abdulkadir Es-Sufi.
Roger Garodi

ENDÜLÜS KORSANLARI
En Büyük Aziz Kristof Kolomb
Sömürge Kültüründe Misyonerlik
Macellan Ve Vasko Dö Gama

ENDÜLÜS YAZILARI
Endülüs ve Osmanlılar
Endülüs İncisi Granada
Endülüs ve Malaga
Tarık Bin Ziyad’ın Emaneti
Endülüs: Darul İslam
Endülüs Notları
Endülüs’den İspanya’ya
Kurtuba : Dünya Kültür Mirası
Rekonkista ve Yerli Devşirmeler
Endülüs ve Cebelitarık
Dünkü Cebelitarık
Bugünkü Cebelitarık
Endülüs İslam Medeniyeti Nedir?
Endülüs’te Müslüman - Yahudi İlişkileri
ENDÜLÜS’ÜN SEVİLLA
Endülüs’ün Başkenti
Endülüs Haberleri
Endülüs ve Termos Arabes
Avrupalılarda Kaynak Karartma

ENDÜLÜS DOKTORLARI
Ebul Kasım
İbn Zuhr
El Zehravi

Kaynak Eserler


TADIMLIK

ÖNSÖZ

İspanya’yı Beyaz köylerden, Ronda, Valensiya’ya kadar geziyorduk fakat ne Kanarya adaları ne de Madrit ve Barselona müzelerinin bize vereceği fazla bir şey kalmamıştı. Bu arayış içinde Konyalı Erol Duran’la tanışmamız bizim için bir milat oldu. Endülüs’e Kültür gezileri onun eseridir. Bu Mevlana torunu bizim amatör hazırlıklarımızı hayata geçirirken Kurtuba’dan Cebelitarık sahillerine kadar bizlere Endülüs’ün kapılarını açmış oldu. Cebine parayı koyup, Türkiye’den gelenler alışverişe geliyordu. Flamenko’ya, boğa güreşlerine, porto şarabına, Barnebao stadında maç seyretmeye geliyor, sonra da Zara veya Mango’dan rengine çarpıldığı bir libas alıp dönüyorlardı.

Oysa bu memlekette sekiz asır süren bir Endülüs İslam Medeniyeti yaşamış. Mültikültürel bir toplum örneği dünyaya sunulmuş. Gemileri yakarak gelen fakat sekiz asır sonra gözyaşlarıyla geri dönenlerin dramını yüreğimizde hissediyorduk. Endülüs’te kılıç artığı eserleri görüp ibret almalıydık. Aynı tuzağa düşmeden tedbirler alıp son vatan parçası memleketimizin de Türkendülüsya olmaması için uyanmalı ve çalışmalıydık. Elhamra Sarayı, Kurtuba Camii, Medinetuzzehra, Muhammed Esadın Merkad-i Mübareği, İbni Rüşt medresesi ve Tarık bin Ziyad’ın gaza ruhuyla girdiği Cebel-i Tarık mutlaka görülmeliydi. Evet görülmeliydi, çünkü bir görüntü bin kelimeye bedeldi. “Leysel haber kelayn!”

Müslümanların Avrupalılarla, Avrupalıların da Müslümanlarla tarihte ilk karşılaşmaları Endülüs’te gerçekleşmiş. Farklı din, dil, kültür ve farklı medeniyet mensuplarının bir arada asırlarca ve barış içinde yaşadığı ülke yine Endülüs olmuş. Dünyanın ilk üniversitelerini bu topraklarda görüyoruz. Yılın son ayında beklenmedik bir olay yaşadık.

İspanyolların dört gözle bekledikleri yılda iki bayram tatilleri var: Paskalya ve Ölüleri Anma Bayramı. Dört Aralık 2010 günü Endülüs’e Kültür Gezisi programımız Hava alanında aldığımız grev haberiyle bir endişeye dönüşmüştü.

Sabiha Gökçen Havaalanına iki otobüs dolusu Endülüs yolcusu da VIP salonunda beklemeye başlıyoruz. Grubun içinde eskiyeni parlamenterlerin, belediye başkanlarının, genel müdürlerin, hâkimlerin-hekimlerin de bulunması hava alanı yer hizmetlerini çare bulmak üzere harekete geçirdi. Özellikle VIP protokol amiri Altınözlü Hasan Gündüz Beyefendi’nin gayretleriyle tüm kafilemiz Maltepe Üniversitesi misafirhanesine götürüldü. Yolcular bu nezih ortamda bir gün ve gece ağırlandılar. Ancak İspanya’da grevin uzayacağı haberi bir belirsizliğin işaretiydi. Çaresizdik ve yeni bir otobüs tutarak Ankaraya dönmek zorunda kaldık. Gelişmeleri basından takip etmeye başladık.

“İspanya’da hava alanı çalışanları greve gitti.” Ülke ortalamasına göre yüksek maaş aldıkları halde az mesai yapan kontrolörlerin grevi Paskalya tatilini sabote etti. İspanya’da hava trafiğinin büyük ölçüde durmasına yol açan hava kontrolörlerinin grevinin ikinci gününde hükümet olağanüstü hal ilan etti. İspanya’da mali krizdeki hükümetin hava alanlarını özelleştirme planı hava ulaşımımda büyük bir kaosa yol açtı. Havaalanındaki kontrolörlerin özelleştirme planını protesto etmek için iş bırakması sonucu binlerce sefer iptal edildi. Grev binlerce İspanyol vatandaşının hava alanlarına akın ettiği ulusal tatile denk geldi. On binlerce yolcu hava alanlarında mahsur kaldı. Günlerce bekleme salonlarının bankları üzerinde ve yerlerde yattı. İsyan eden bazı gruplar camları çerçeveleri kırdılar. Hava trafik kontrolünü ordu devraldı. İspanyol kabinesi olağanüstü hal ilan etti ve grev yaparak ülkeyi büyük maddi zarara sokan kontrolörleri hapis cezasıyla tehdit etti. Grev milyonlarca dolarlık bir zarara sebep oldu. Hükümet ülkedeki mali krize karşı havayollarının yüzde kırk dokuzunun özelleştirilmesi önlemine kararlıydı.”

Üçüncü gün akşama doğru başka bir haber: “Zapatero hükümetinin kemerleri sıkma programı protesto gösterilerini alevlendirmişti. İspanya hava alanlarında trafik kontrolörlerinin grevi ordunun göreve çağrılmasıyla sona erdi. Hava sahası yeniden açıldı.

Avrupa Birliğinde Yunanistan, Portekiz ve İrlanda’dan sonra iflasın eşiğine sürüklenmesinden endişe edilen İspanya çalkalanıyor. Hava ulaşımını durdurarak hayatı felç eden grevin yankıları sürüyor. Geniş kitlelerin rezervasyonlar yaptırıp, seyahate hazırlandığı uzun tatil başlangıcında beklenmedik grevler yüzünden sekiz havaalanı kapatılmış ve en az üç yüz bin yolcu etkilenmiştir. İspanya tarihinde Diktatör Franko döneminden sonra ilk defa olağanüstü hal ilan edilmiştir. Kule personelinin yüzde yetmişinin görev yerini terk etmesi yüzünden ordu havaalanlarında denetimi ele almıştı. Grevler İspanya turizmini ve havacılık şirketlerini yüz milyonlarca euro zarara soktu. İspanyol basınında grevin turizm sektörüne tahminen 400 milyon euro, uçak şirketlerine de 200 milyon euroya mal olduğu bildiriliyor.” Heba olan iki aylık emeğimiz, değil bizim Türkiye’nin dahi inisiyatifi ve kontrolü dışında gelişen bu grev dalgası yüzünden hepimiz maddi ve manevi zarara uğruyorduk. Ancak yol arkadaşlarımız kendi yorgunluklarını unutup programı hazırlayanları teselli ediyorlardı.

Umudumuzu yitirmiyoruz. Aylarca sabredip beklediğimiz uzaklardaki cennet yine bizleri bekliyordu. Darul İslam olan Kurtubayı ziyaret, bizler için sıla-i rahimdi. Yeniden gönüllülerle birlikte seyahate hazırlanıyoruz. Granada Müslüman mezarlığında, Siera Nevadalar üzerindeki gözyaşı tepelerini seyreden âlim Muhammed Esed bizlerden fatihalar-yasinler bekliyor!

Yine her zamanki ilkeli tititzliğiyle ve özenle ev sahipliğimizi Konyalı Erol, rehberliğimizi de Malatyalı Selahaddin yapıyor. Her Endülüs ziyaretinde Granada Abdulkadir Es-Sufi camiinde Cuma namazını kılıyoruz. Mihrapta Maroklu genç imam ve müezzin mahfilinde bir Hispano-romen Müslüman kardeşimiz kamet getiriyor. İtalyan kökenli Abdulmü’minle yine ayaküstü sohbet ediyoruz. Şimdi çan kulesine dönüşen eski Sevilla Ulu Camii minaresi olan Giraldaya aynı rampadan ve yorulmadan çıkıyoruz. El-Hamra'yı hüzünle dolaştıktan sonra kendimizi Cennet-ul Arifin şefkat dolu bahçesine atıp, Siera Nevadalara karşı yürekten haykırıyoruz:

“Va le Galibe İllallah!-Va le Galibe İllallah!-Va le Galibe İllallah!”


Yayınevi

:

Düşün Yayıncılık

Seri Adı

:

Mehmet Silay Kitaplığı

Yayın Dili

:

Türkçe

Barkod

:

9786054195763

Sayfa Sayısı

:

264 Sayfa

İlk Baskı Tarihi

:

August 2011

Fiyatı

:

10.00 TL

Satış Durumu

:

Satışta