BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK YOLUNDA; GÖRÜLMÜŞTÜR



Yazar : HÜDA KAYA

“Onların gayret ve çilesi tarihin sayfalarında çoktan yerini aldı; onurlu yürüyüşleri hafızalara silinmemek üzere kazındı...” Merve Kavakçı

“Hüda Kaya çocuklarına hem annelik hem de babalık yapan ender insanlardan biri. Ve üç kızı ile birlikte idam ile yargılanan bir mücahide...” Özden Zehra Sönmez

“HÜDA Hanımefendi’nin ve körpecik mücahide yavrularının vakarla göklere ulaşan dik başları bir an olsun eğilmemiştir.” Şule Yüksel Şenler

“İstediğim gibi giyinip okuyacağım” diye diretiyorlar. Türban onlar için artık özgürlüğün simgesi. Benim içinse demokrasinin simgesi.” Roni Margulies

“Hakkı ve adaleti ayakta tutmak için şahitlik yapmak, zulüm ve haksızlıklar karşısında el ele verip yardımlaşmak da bir ibadettir.“ Nurettin Şirin

“Onu nimet ve ganimet zamanlarında ortalarda göremezsiniz; fakat acı ve mihnet zamanlarında yanınızda buluverirsiniz. Ben bizzat şahidiyim bunun...” Mustafa İslâmoğlu

“Soğuk Şubatların zorlu günlerinde vahye tanıklığın yüz akı bir aile...” Ramazan Kayan


İÇİNDEKİLER

I. CİLT

ÖNSÖZ
TAKDİM
BAŞLARKEN
MEKTUPLAR
Kızın İntisar
Kızın Nurulhak
Ben Üç numaranNurci
Oğlun Muhammed Cihad Saatçioğlu
Oğlun Muhammed Mücahid Saatçioğlu
Kızın Nurcihan
Çocukların NİNCM
Oğlun Muhammed Mücahid
Kızların İntisar, Nurcihan, Nurulhak
Gül Aslan
Abdullah Tanrıkulu
Rabia Şeramet
Mehmet Çelik
Yılmaz Günay
Eyüp Bozkurt
Cem Çelik
Yılmaz Günay
G
Habibe Caner
Yılmaz Günay
Dilek Gürgen
Recep Erdoğan
Mehmet Dalkılıç
Vahide
Vildan Katmaz
Semra Kürün Çekmegil
Rabia
Osman Sevim
Osman Sevim
Hatice Ayhan
Nedim Gül
Zeynep Yılmaz
Recep Erdoğan
Semih Gordan
G Aydın
Menderes Sever
Neriman Demir
Yunus Emre Mağat
Songül Koç
Esan Gül
Eda
Hatice Gündüz
Rabia Pekdemir
Berfin Cengiz
Berfin Cengiz
Fatma Yalçın
Hatice Ayhan
Abdullah Tanrıkulu
Erol Yaşar
Enes Kılıç
Ayşe Öztürk
Gülay Yalçın
M Beşir
Ferda
Ferda
MFatih
Ayşe Deliktaş
Semra Çekmegil
Başörtüsü Mağduru İÜ Öğrencileri
Merve Saime Yüksel
Ebuzer Seçenek
Yılmaz Günay
Semra Yüksel
Sümeyye
Süveyda Keskin
Suna
Nihayet Özcan
Eyüp
Leyla
İnci Gülsevinç
Zehra
Selma
Rukiye Erkuş, Huriye-Hülya Akkaya
Sümeyye Özal
Nureddin Şirin
Vahit Şen
Kardeşiniz Yunus
Cafer Güneş
Cemile Güneş
Tokat’tan bir grup Müslüman
Yahya İslamoğlu
Belkıs Sevim
Yürüyüş
Abdullah Harun
Ebuzer Seçenek
Fatma Caner
Saniye Caner
Fadime Demir
Saliha Kekeç
İsimsiz
Abide Aslan
Büşra Cengiz
Sizleri seven bir kardeşiniz
Merve Saime Yüksel
Semra
Muharrem Yıldız
Esra Çetin
Nurten Özkan
Ayşe / Halime Bozyaka
Fevziye Şenoğlu
Gül Aslan
Cuma Ali Koçak
Fadime Balcı
Fatma Tokma
Eylem
Betül Kılıç
Ayşe Ayan
Gürsel
Hatice Ayhan
Metin Eren
Yılmaz Günay
Savaş Yılmaz
Adana’nın nabzı sizinle atıyor
Çağatay Akyüz
Vahit Şen
Mehmet Tarduş
Şükrü Demirci
Eyyüp Bozkurt
Semra
Kadriye
Nurettin Şirin
Halise Ekemen
Semra Kürün Çekmegil
Yunus Emre Mağat
Saniye
Nevin Nacar
Rabia
Hatice
Neriman Demir
Habibe Özgür
Emine Akkurt
M Beşir Toprak
Hamid Ateş
Cahit Öztürk
Cahit Öztürk
M Beşir
Cahit
Canan
Semra Kürün Çekmegil
Sevgi Eroğlu
Halil İbrahim
Gürsel
Bahattin Kutlar
M Beşir Toprak
K Cahit

II CİLT

MEKTUPLAR

Yahya İslamoğlu
Halit Durmuş
Ayşe Deliktaş
G Adıyaman
Osman Sevim
İsimsiz
Abdullah Tanrıkulu
Ahmet Keleşoğlu
Yılmaz Günay
Kazım Demir
Nimet Koç
Gürsel
Esma Kılınç
Enise Sevim
Recep Çil
M Beşir Toprak
Vahit Şen
İsimsiz
Mehmet Özel
Ayşe Deliktaş
Metin Eren
Yılmaz Günay
Cahit
Vahit Şen
Esma Kılınç
Fatma Kılınç
Hatice Tamer
Fidan Kurtulan Eryaman
Necla
Vahide Kahraman
Yurdagül Keskin
Fadime Demir
Abdulhakim
Sultan Kılıç
Yasemin Kılıç
Fadime Önal
Serpil Aslan
Asuman Yasiroğlu
Safiye
Sümeyye Polat
Köksal Özdemir
Köksal Özdemir
Nihal İlimen
Semra Kürün Çekmegül
M Fatih
Metin Eren
Mehmet Dalkılıç
Ayşe Çınar
Tuğba Şenol
Cezaevi
Fatma Yıldız
Gülhan Akın
Esan Gül
Betül Karakayış
Ayşe Koç
Emel Boztaş
Yasemin
Habibe Caner
İbrahim Caner
Fatma Çetinkaya
Sümeyye
Hale
Esan Gül
Bahattin Kutlar
Emel Boztaş
Vahit Şen
Turan Çavuş
Necla Kurtul
Bekir Kılıç
Havva Tuğrul
Kudret Çetin
Osman Sevim
Abdullah Tanrıkulu
Ahmet Keleşoğlu
Kazım Demir
Nimet Koç
Gürsel
Esma Kılınç
Enise Sevim
Recep Çil
M Beşir Toprak
Vahit Şen
İsimsiz
Osman Sevim
Mehmet Özel
Ayşe Deliktaş
Metin Eren

ŞİİRLER

Alınyazısı Saati
Anneme Selam
Onlar
Hüda Bacım
Anne
Dört Güzel Filiz
Ülkemin Kadınları
Selam Kanlı Dağlara
İşte Kuşandım Şehadeti
Bacım
Lâ Demek
Yüz Karası
Feryat
Annem Babam Kardeşlerim
Kayalar Gördüm
Haykırış
Sevda
Anneme Mektup
Mumyalanmış Bir Kente İlk Ziyaret
Mumyalanmış Bir Kente İkinci Ziyaret
Hür Çiçekler
Kuşlar Yuvada Gerek
Ne Gam
İsa’nın Annesine Mektup
Ayaklanış
Bir Anne
Başkaldırı
Gül
Teklif
Anne
Hangi Dava
Özgür Kelepçeli Sevdalı Yüreklere
Zemzem Yağmurlarıyla Bitiyor Berfinler
İnsanlık Onuru
Artık Bizim De Yazılacak Sevdalarımız Var
An Senindir
Hüdalar Esir
İntizarın Bedeli
Hür Mahkûmlara
Dağlardan Geliyoruz
Hüda
Diren Bacım
Anne
Yürüyüş
Serzeniş
Bir Gece Vakti
Her Şey Senin İçin
Başımda Kan Lekeleri
Başörtüsü
Sermayesi Buz Olanın
İdamlara Gülümsemek
Hüzün Çiçekleri
Sizi Sizden Dinlemek, Yazmak
Güvercin
Aday
Acılara Siper Tutmayan Kalbimle

BASINDAN

Polis Teşkilatı Hükümete (Mi) Bağlı?
İdamlık Kadın: Hüda Kaya!
Nun-Vel Kalem
Adı: Nazlı Suçu: Pilot Olmak
Evrensel Mesaj
İnönü Üniversitesi’ndeki Başörtüsü Yasağı Ve Malatya’da Yaşanan Olaylar
Din Özgürlüğü Ve “Bize Özgü” Laiklik
63. Yılında Laiklik Ve Hüda Kaya
Hüda Kaya Ve Kızları Niçin İdamla Yargılanıyorlar?
Başörtüsüne Hapis Cezası Düğün Hayallerini De Yıktı!
Başbakanlık İnsan Hakları:
“Mağdurlar Bize Başvursun”
Düşünceye Özgürlük İşkenceye Hayır!
Bir Ulusal Heyecan Gecesi Ve Başörtüsü
Ümitvar Olmalıyız!
Firavun’un Evinde Asiye Böyle Mi Olurmuş?
Ankara İstişare Toplantısı
Başörtüsü özgürlük komisyonu toplantısı
Direniş Günlüğü
Mazlumder Bülteni: Yurttan Haberler Malatya
“The Letter Of Hüda Kaya”
Başörtüsü Hapiste, Savunucuları Nerede?
Bu Dava 28 Şubat Sürecinin Pilot Davasıdır
Bu baskılar kötü sonuçlar doğuracak
Müslümanlar korkakça davranıyor
Bu bir rezalettir!
Başörtülü kızların durumuna kahroluyorum
Başörtüsü hukukla yargılanmıyor
Hasmın kadı ise yardımcın kim?
Türkiye için utanç verici
Kendileri hapiste, yürekleri özgür
Malatya Patladı
Polis Sert Müdehale Etti
Anap'lı Okuyan’dan Örtü Düşmanlığı
Malatya’da Selam Operasyonu
Hüda Kaya v Turkey, Working Group on
Arbitrary Detention,
Cezaevindeki Günlerin Acısını Destek Mektupları dindirdi
Cezaevinde Büyüdük
Altı Yıl Sonra İlk Ramazan
“Ceza Başörtüsüne Verildi”
Özgürlük İçin
Bir İdamlık Kent (Kitap)
Parallel meeting of the UN Human Rights
Commission on Thursday, March
Speakers
Les Gens du Panneau
Soruşturma: “Başörtüsü”

MAHKUMLAR VE HAPİSANELERİN DURUMU

Kadın Ve Çocuk Problemi
Rüşvet Problemi
Yargıda Adalet/Sizlik
Hapishanelerde Düzen/Sizlik
SONUÇ
SON SÖZ


TADIMLIK

ÖNSÖZ

O’nun adıyla başlıyorum.

Varlığımızın ve bütün varlıkların sahibine, en güzel övgüler, sevgiler ve teşekkürler.
O, bizleri sadece bir canlı iken seçip meziyetler ile donattı.

Akıl, irade, vicdan ve yürek verdiği insana yeryüzünü sevgi, adalet ve barış ile mamur etmeyi vazife kıldı.

Yaratılış kodlarına muhalefet eden insan, adalet yerine zulmü, sevgi yerine korkuyu, barış yerine savaşı egemen kıldı. Bunların karşısında ise her çağda ve her toplumda kötülüğün güçlerine karşı mücadele eden aktif iyiler oldu.

Fakat zulme ve egemenlere karşı direnişte elini taşın altına koymaktan imtina eden topluluklar, yanı başında yaşanan zulme karşı en ufak bir insani tepki koymaktan aciz kalan ‘pasif iyiler’(!) ise iyiliğin tüm insanlara taşınması mücadelesinde sınıfta kalmaya mahkûmdurlar.

Egemen statükolara karşı direnen aktif iyiler ise, her zaman bu pasif iyilerin bilakis tepki ve eleştirileriyle karşılaşmışlardır.

28 Şubat, Türkiye’nin utanç dolu tarihinde yerini alan ve hala etkileri hissedilen, sıcak tartışmalara konu olan yakın bir süreçtir.

Bizlerin de doğrusu ve yanlışı ile yaşadıklarımızın bu süreçte yerleri olduğu muhakkaktır.

Başörtüsü mücadelesi sebebiyle ilk olarak 97’de başladı yargılanma sürecimiz. 98’de kaleme aldığım ‘ulusal bir heyecan gecesi ve başörtüsü’ başlıklı yazımdan dolayı, çoğaltıp dağıttığı için de o sırada henüz 13 yaşında olan oğlum Muhammed Cihad ile DGM’de yargılandık. 312. maddeden 20 ay ceza alışım, bir kadın olarak yaşanan ilklerdendi…

Başörtüsüne özgürlük isteklerimiz ve eylemlerimizden dolayı 99 yılında 75 kişi ile beraber ve tekrar üç kızımda birlikte tutuklanarak cezaevine gönderilişimiz, terörle mücadeledeki zorlu sorgulama süreci, 146 / 2. maddeden idam istemiyle yargılanmamız yaşanan ilklerdendi…

Özgürlük talepleri hapsedilerek, idamları istenerek susturulmaya çalışılan üç liseli genç kız; elinde fotoğraf makinesi ile çok sevdiği gazeteciliğe hazırlanan ve haksızlıkları, zulümleri kayıt altına almaya çalışan Nurulhakım…“Özgürlük Türküsü”nü şiir olarak okutan İntisarım… “Özgürlük Duası” yaptıran Nurcihanım…

İmam Hatipli üç genç kızın bu yaptıklarıyla idamlarının istenmesi yaşanan ilklerdendi.

Radyoda başörtüsü ile ilgili bir programda, (Şuara / 227. ayetinden bahsettikleri için, 312. Madde’den ayrıca yargılanarak 20 şer ay hapis cezası alan İntisar ve program sunucusu Fatih Çolak’ın (bir bedensel engelli olmasına rağmen) hapsedilmeleri de yaşanılan ilklerdendi…

Dışarıda yıllarca çocuk başlarına tehditlere rağmen, moral kaynaklarımız Muhammed Cihat ve Muhammed Mücahidim…

28 Şubat da daha önceki darbe dönemlerinde olduğu gibi binlerce kadın ve erkeğin hayatını, kaderlerini etkilemiştir. Bu dönemlerin yaşanmışlıklarını, şahitliklerini, gücü yetebilen herkesin yazabilmesini, kayıt altına alınmasını, unutulmamasını, bizler ve bizden sonrakilerin, geriye dönük daha sağlıklı bir özeleştiri yaparak dersler çıkarabilmesini ve yaşanan bedellere bir vefa olarak, bunların tarihte yazılı hale gelmesini önemli ve gerekli görüyorum.

Tarih, yaşayanlardan ziyade, sadece yazanların eline bırakılmaması gerekir. Kendilerinin maruz kaldıkları zulümleri, acılarını, sevgilerini, direnişlerini, hasretlerini, bir başkası asla tam anlatamayacaktır zira tam anlayamayacaktır.

Bu anlamda bizzat yaşayanlar anlatmalı, yazmalı ki, bilinçli ve gerçek bir tarih oluşabilsin. Ama üzülerek belirtmeliyim ki, özellikle dindar çevrelerde bu dönemlere ait yaşanmışlıkları yazma ve anlatma geleneği hemen hemen hiç yoktur. Üstelik bu bilinçsizce de yapılıyor değil, farkındalıkla ve bilakis yazılmıyor ve konuşulmuyor.

Sol gelenekten gelen kadın ve erkeğin muhatap kaldığı zulümler ve direnişleri en konplekssiz bir şekilde, destansı bir şekilde yazılır, çizilir, filimler ve belgeseller olarak tarihte yerlerini alır. Almalıdır da. Dindar çevrelerde bizzat şahit olduğum, duyduğum, bildiğim nice ağır işkencelere maruz kalmış ancak muhatap oldukları zulümleri ve mücadelelerini yazmaktan, konuşmaktan imtina edenlere hak veremiyorum ve anlamakta zorlanıyorum.

Eğer yazarlarsa veya konuşurlarsa baskı ve sıkıntıların kendileri için devam edeceğini düşünerek susmayı tercih edenler, onur kırıcı ve aşağılayıcı zulümleri anlatmaktan utanan ve bir şeref meselesi haline getirenler şunu bilmeliler ki, her ne sebep ile olursa olsun, her birimizin yaşadıkları artık Türkiye tarihine aittir ve realitedir.
Bunları yazmayarak, konuşmayarak bu gerçekleri örtmeye hakkımız yok.Yaşanmışlıkları ört bas etmek ancak zalimin zulmünü artırır ve güçlendirir.

Yaşanmışlıkların, yaşanmamış gibi farz edilmesini doğru bulmuyorum, nitekim tarihi yanılttığımızı, gerçeklerin bilinmesine engel olmamızın vebali olduğunu; bizden sonra gelecek insanlara yanlış bir tarihi miras bıraktığımızı; büyüklerinin bu malum dönemlerde yaşadıklarını öğrenemeyen nesillere, iyi bir direniş geleneği, zulme karşı nasıl bir direniş gösterilmesi gerektiğini, bir model, bir bilinç, bir tecrübe ve gözlemden onları mahrum bırakmaya hakkımız olmadığını düşünüyorum. Aksine bizden sonra ki nesillerimizin, zulümle mücadele etmemiş ve direniş hikâyeleri olmayan bizlerle, büyükleriyle mahcubiyet duymalarına sebep olmuyor muyuz?

Yaşanılanların sonrakilere aktarımını, yazılı bir mücadele geleneğinin örneklerini, kutsal kitaplarda da görebiliyoruz.

Allah, tarihte yaşanan zulümleri, mücadeleleri, zalimlere ve kahramanları bize düşünmemizi ve ders almamızı isteyerek anlatıyor. Nuh, İbrahim, Yakup, Yusuf, Musa, Asiye, Zekeriya, Hanne, Yahya, Meryem, İsa, Muhammed (a.s), Ashabı
Uhdud, Ashabı Kehf vb… Hepsine selam olsun ki her birinin farklı direniş boyutları ve direniş terbiyeleri bizlere örnek gösterilmektedir. Yoksa bireysel ve toplumsal bellekler nasıl oluşur? Nasıl bir tarih hafızamız ve bilincimiz olabilirdi ki?

İnsan sosyal bir varlık olması hasebiyle, olumlu ya da olumsuz modeller ve kıyaslar ile sosyal bir bilince kavuşur. Dolayısıyla yaşadıklarımız sadece bizlere ait değildir.

Kitap dört bölümden oluşmaktadır.
1- Mektuplar
2- Şiirler
3- Basından
4- Mahkumlar ve Hapishaneler

Kitapta bir dönemin psikolojisini, acılarını, gözyaşlarını, fedakârlıkları ve yalnızlıkları bulacaksınız.

Mektuplar cezaevi sürecimizde gönderilen yüzlerce mektup arasından seçildi.

Bizlerin şahsında, başörtüsüne ithaf edilmiş şiirleri, denemeleri dikkatle seçtik. Onların zarflar, gazete ve dergi sayfaları arasında hapis kalmasına gönlüm razı olmadı. Onları yazanlara ve yaşanılanlara hürmeten bu kitap ortaya çıktı.

Aradan geçen on yılı aşkın bir süre zarfında, toplumumuzda, farklı inanan ve düşünen insanlar arasında ciddi anlamda yaklaşma, birbirimizi tanıma ve ön yargılarımızdan uzaklaşmada mesafeler kat edildi. Farklılıklarımıza rağmen zulme, haksızlığa, katliamlara, darbelere, cinayetlere karşı omuz omuza mücadele etmeye başladık. Bu anlam da İslami camiadan olduğu gibi Taraf gazetesi yazarı gazeteci arkadaşımız Roni Margilues’ten de bir takdim yazısı istedim.

Fakat şunu da belirtmek istiyorum ki, yıllar süren hapis hayatımızda, bir direniş gelenekleri olan solcu arkadaşlardan da, her bir kadın olayında seslerini yükselten adın dernekleri ve feminist arkadaşlardan da, bir kadın olarak keşke tek bir mektup bile olsa bu kitapta bulunabilseydi, bunu çok arzu ederdim.

Liseli üç kız kardeşin terörle mücadele şubelerindeki acımasız sorgulamalardan geçtiği ve anneleri ile idamla yargılandığı o dönemlerde “Manisalı Gençler” davasına gösterilen ilgiyi hatırladığımda keşke bu çifte standart olmasaydı diyorum.

1997’de ailece başlayan yargılanma ve hapis sürecimiz 2004 sonlarına kadar devam etmişti. Üst üste açılan davalar, ithamlar, iftiralar… Çevremizden uzaklaşan, selamı esirgeyen nice dostlara(!) rağmen, Hiç tanımadığımız şehirlerden, köylerden, hapishanelerden, bizleri zindanlarımızda yürekleri ferahlatan mektupları, selamları ve duaları ile yalnız bırakmayan, bu toplumun yürekli, güzel insanlarına… Tek başıma veya kızlarımla birlikte hapiste olduğumuzda, hem polis, hem yakınlarının nice baskılarına rağmen, yüksünmesiz bir sevgi ve vefa ile geride kalan çocuklarımı yalnız bırakmayan, sıcak yuvalarında misafir eden, bir anne sevgisi ve şefkati ile onlara kucaklarını açan güzel insanlara, Ashab-ı Uhdut’un ateşi misali, kendilerine de ulaşmasın diye insanların köşe bucak kaçıştığı o dönemde, sözleri ve kalemleriyle bizlere kalkan olmaya çalışan yiğit insanlara…

Her davamızda bizleri gönüllü savunan ve destekleriyle yalnız bırakmayan sevgili avukatlarımız Şanlıurfa’dan Şeyhmus Ülek Bey, Adıyaman’dan Ali Bey, Malatya’dan Raşit Bey Arif Bey ile Avukat Necip Kibar Bey ve Yasin Şamlı’ya çok teşekkür ediyorum…
Yüreklerini bizlerle paylaşan herkese teşekkür ediyorum. Bu ilk kitabımın hazırlığı aşamasında fikirlerini, düşüncelerini paylaşan, destekleyen dostlarıma ve aileme, sevgili arkadaşım ve editörüm Şengül Gülbahçe’ye de ayrıca teşekkür ediyorum…

27 Temmuz 2011 / Eyüp
Hüda Kaya


Yayınevi

:

Düşün Yayıncılık

Seri Adı

:

Yeni Dönem - Yeni Seri

Yayın Dili

:

Türkçe

Barkod

:

9786054533053

Sayfa Sayısı

:

850 Sayfa

İlk Baskı Tarihi

:

January 2012

Fiyatı

:

25.00 TL

Satış Durumu

:

Satışta