BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK YOLUNDA BİR ÖMÜR

Yazan : Emine Uçak
“Beni ben yaşadım
Hiç kimse değil
Bütün bedellere rağmen
Özgürce”

Süleyman Kalaycı’nın bu şiiri Hüda Kaya ve mücadelesini özetleyen en güzel dizelerden biri bana kalırsa. Hüda Kaya 5 çocuğuyla birlikte 28 Şubat döneminin maddi ve manevi bütün çilelerini çekmiş ve adeta ‘cadı avına’ maruz kalmış. Kızları onunla birlikte başörtüsü mücadelesi sebebiyle hapis yatarken, oğulları da küçücük yaşlarında annesiz ve kimsesiz kalarak bu zulümden nasibini almış. Mücadelesinin satırbaşlarını okuyunca bile insanın zor tahammül ederken; Hüda Kaya bütün bu badireleri atlatacak metaneti aldığı imanıyla dimdik ayakta duruyor. Ve hiç yorulmadan mücadelesini sürdürüyor. 28 Şubat’ta yaşadıklarını, kendisine destek olanların gönderdiği mektupları kitaplaştırdığı Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür’ün basın toplantısında; mücadeleci ruhunu ortaya koyarak, yine barış ve sukünet çağrısında bulunmayı ihmal etmedi.

Hekimoğlu İsmail bir şiirinde “Öyle çileler var ki sefadan üstün” der. Hz. Yusuf’un karanlık kuyuda geçen günleri, Hz Eyyüb’ün bin bir hastalığa sabrı hep bu sefadan üstün çilelerdendir. Hüda Kaya da çilesinin ‘güzel ve anlamlı’ bir çile olduğunun bilinciyle belki de dayandı bunca zulüme.

Kitabın önsözünden itibaren ince bir sitem havası hissediyor insan. Yaşadığı zulmün karşısında Müslümanların büyük kesiminden destek görmemenin haklı sitemi bu. Nureddin Şirin de basın toplantısında bunu dile getirdi. 28 Şubat’ın paşalarına, savcılarına, askerlerine dava açmanın mühim olduğunu ancak asıl mühim konunun Müslümanların o yıllardaki tavırlarıyla ilgili bir özeleştiri sürecine girmesi gerektiğini dile getirdi. Bugün kıyısında olduğumuz Uludere katliamının ardından yaşananlar, haklı bir öfkeyi yansıttığını ortaya koyuyordu. Şirin, hem 28 Şubat sürecinde hem bugünkü başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere hak ve hukuk mücadelelerinde Müslümanların ‘tevbe’ gerektiren bir durum içinde olduğunu da ekledi sözlerine.

Başörtü yasağının zulmünün bittiğini düşünmek bile tevbeyi gerektiren bir durum değil midir? Kamuda binlerce kadın soruşturmalar geçiriyorken, üniversitelerde, liselerde müdür ve hocaların keyfiyeti sürüyorken, 28 Şubat’ın bittiğini söylememiz mümkün mü?

Kitaba dönersek; Düşün Yayınları tarafından basılan Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür, karabasan dönemini en derinden yaşayanların tanıklığı… Hüda Kaya ve çocuklarının yaşadıklarının yanı sıra ülkenin dört bir tarafından bu zulme gönderdikleri mektuplarla bir nebze dur diyenlerin de tanıklıkları yer alıyor kitapta. Bir anne ve üç kızının idamla yargılanışının coğrafyamızdaki izdüşümü bir bakıma. Toplumun büyük kesiminin ve özellikle basının ‘Manisalı Gençler’ davasını haklı olarak bayraklaştırdıkları bir dönemde 3 cezaevinde 2 si dışarıda 5 çocuğun dramının basının büyük kısmı tarafından hiç görülmeyişinin de resmi aynı zamanda.

Kitabın sunuşunda Kıymetli Özden Zehra Sönmez Ablamız durumu çok iyi anlatmış aslında:
“Herkesin bir hayat hikayesi vardır. Fakat bu hayat hikayesi kendisini veya birinci dereceden yakınlarını ilgilendirir. Bu ailenin hayat hikayesi ise herkesi, hepimizi ilgilendiren ibretlik gerçeklerle, sahnelerle doludur. Bir çok insan doğumla ölüm arasındaki yolu sıradan gündelik işlerle geçiştirirken bu aile daha sonraki nesillere; aşkın, inancın, kararlılığın, mücadelenin, bedel ödemenin ne olduğunu yaşayarak öğretmiştir.’Canınız ve malınızla cihat edin’ ayetinin bu asırda tam da bu aileye yakıştığına şahitlik edeceklerden biri olmak benim için büyük bir onurdur.”

Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür, bu çileli mücadeleye bugün de tanıklık etmek isteyenleri kitapçı raflarında bekliyor.

Emine Uçak
Kaynak: http://www.on5yirmi5.com/genc/yazar/emine-ucak/basortusune-ozgurluk-yolunda.i74550.html