ADAYIŞ RİSALESİ



Yazar : MUSTAFA İSLAMOĞLU

Yazan: Gamze Özbağ
Yazı Kaynağı: Dünyabizim.com

"Kızım olursa adını 'Meryem' koyacağım." Ne çok duyarız bu dua niyetine söylenmiş cümleyi. Kim Meryem gibi bir kız evlada sahip olmak istemez ki, iffetli tertemiz bir evlada... Her anne ister Meryem gibi bir evlat ama her anne düşünmez Hanne olmayı; Meryem'e sahip olmayı, Hanne olmayı reddederek ister çoğu zaman.

Bu kitabı aldığımda "Hanne"nin kim olduğunu bilmiyordum. O benim için sadece İmran'ın karısıydı. Oysa kitabı okuduktan sonra Hanne benim için adamakla harcamak arasındaki o ince çizgiydi.

Hanne kim!

Yıllarca evlat hasretiyle yanan potansiyel bir anne ve anne olmak için yanan bir "kadın". Kendinden bir parçayı Rabbine adama yürekliliğini gösteren bir "kadın".

Candan ziyade canandan vazgeçebilen bir "kadın".

Rabbinin ona gösterdiği cömertliği, yine O'na adayarak sadakatini ispat eden bir yürek Hanne.

Ve bir kadın yüreğiyle başlıyor adayış, bir anne yüreğiyle...

Demek "anne" olmak mühim bir iş.

"Seni seviyorum ya Rab"ın ispatıydı

Hanne'nin sadakati Meryem'in temizliğiyle tekrar ödüllendiriliyor ve İsa ile adeta şölene dönüyordu. Kıssada mesaj açık veriliyordu; "Hanne gibi olursanız Meryem gibi evlatlarınız ve İsa gibi torunlarınız olur" deniyordu.

"Seni seviyorum ya Rab" iddiasının ispatıydı, Hanne'nin Rabb'ine sunduğu Meryem'i. Ve Rabbi onu mahçup etmedi. "Tertemiz olarak" âlemlerin kadını oldu Meryem.

Hanne olmak mı zordu, Meryem kalmak mı! Satırlar arasında yürürken beni en çok düşündüren bu cümleydi. Meryem gibi olmasını istediğimiz evlatlara Hanne gibi bir anne olabiliyor muyduk ya da olabilir miydik... Hanne önce "kul" olmayı ve kulluğunu ispat etmeyi tercih etmişti. O, önce kul sonra anne oldu. Bu noktada çözüldü kafamın içindeki düğümler. Ne zaman gerçek bir "kul" olmayı tercih edersem, Hanne olmak o zaman kolaylaşacaktı. Hanne olduğumda ise Rabbim beni mahçup etmeyecekti.

Hanne'nin çığlığı yükseliyor kitaptan

Mustafa İslamoğlu'nun Adayış Risalesi kitabı, samimiyetin ne olduğunu gözler önüne seren satırlarla doluydu. Her cümlesini ibretle okuduğum ve "ben de çok seviyorum seni Allah'ım ama..."larla başlayan bol "ama"lı düşüncelere daldığım ve kendi samimiyetimle yüzleştiğim bir kitaptı.

Evlatlarını "diplomalara" adayarak harcayan anne babalara inat Hanne'nin çığlığı yükseliyordu kitaptan adeta. "Harcamayın ve harcanmayın". Adandıkça çoğalan ve ödüllendirilen tek adrese işaret ediyordu satırlar.

Mütedeyyin olduğunu iddia eden ve çocuklarının da bu terbiyede yetişmesini isteyen anne ve babalara, "samimiyet"i işaret ediyordu Adayış Risalesi... Ve en çok da "anne"lere...

Çünkü önce "Hanne" olmak gerekiyordu Meryem'e sahip bir anne olabilmek için...

Adayış Risalesi - Mustafa İslamoğlu - Düşün Yayıncılık

19 Haziran 2010

Yazı Hazırlık: Kitaphaber.net


Mustafa İslamoğlu'nun adayış risalesi üzerine...

Yazan: Sema Erdoğan
Yazı Kaynağı: ozguracilim.net


Adınla ey Allah'ım...

Ada(n)mak, sahip olduğunun bilincinde olabilmektir... Ada(n)mak, haykırabilmektir sessizliğini korkusuzca...

Hanne adarken yavrusunu Rabbine, yalvarıyordu benden kabul buyur diye.
Reddedilebilir olmanın sancısını çekiyordu Hanne,
Zira en kıymetlisini adıyordu Rabbine...

İmran ailesi bu adayışla alemlere üstün kılınmıştı.(ali İmran 33). Meryem bu adayışla Alemlerin Rabbi olan Allah tarafından seçilmişti. O, bu adayışla dünya ve ahirette şerefli bir kelime olan hz. İsayla müjdelenmişti (ali imran 45)

Bir adayışla başlamıştı her şey ve bir adayışla son bulacaktı kainat...

Arkasında Havvalar vardı; adayışın ilk annesi
Amineler vardı önünde Muhammedlere gebe
Zeynepler, Fatımalar vardı...Haticeler vardı adanmış,
Asiyeler vardı Firavuna kurban edilmemiş hayatlarıyla, Hacerler vardı İsmaillerin anası
Hümalar vardı Fatihler'i sultan yapan...
Ve bir Meryem vardı konuşamayan,
İffetini kendisine kalkan edinen,
Evladı O'nun müjdesini verirken kadınlığıyla zorluklara göğüs geren,
İrşad edecek önderlerin, davetçilerin, liderlere anne olup dağlardan ağır sorumluluk altına girenlerin önderiydi Meryem,
Örneğiydi mümin kadınların...
Alemlere üstün kılınan İmran ailesinin Tevhid tomurcuğuydu O...
Bir kadındı, bir anneydi lakin her şeyden önce O Rabbine adanmış bir hayattı...

İsmail'in adanmışlığı vardı onun gönlünde
O, adanmış hayatı ve adadığı nesil ile tutunmuştu hayata...

Alemin kadınlarına üstün kılınmıştı Meryem
annesi onu adarken Rabbine, biliyordu ki onun Rabbi en güzel terbiye ediciydi...

Peki neydi onu alemlere üstün kılan! Meryem ne yapmıştı da Rabbi onu süzüp seçmiş, tertemiz pak kılarak alemlerin kadınlarından üstün tutmuştu! (ali imran 42)

Meryem sahte kapılara, çağdaş sahte ilahlara, dünyaya, makama, paraya adanmamıştı... Meryem bütün kainatın hakimi, hükmedicisi, kural koyucusu, en güzel terbiye edicisi olan Alah'a, Alemllerin Rabbine kurban edilmişti... Hayatını ne dünya metaına harcayanlardandı ne de serkeşliğiyle ziyan olanlardan...

O, neye sahip olduğunun, ne ile müjdelendiğinin, hangi sıfatla yaşadığının farkındaydı sadece...

Biliyordu ki insan eşref_i mahlukattır, biliyordu ki insan halifedir;
İnsan Allah'ın yeryüzündeki gölgesidir,
İnsan Allah'ın yeryüzündeki temsilcisidir,
İnsan, kainat ayağına serilendir,
Ve insan adanandır Rabbine
Varlığıyla, ebediyeti ve yokluğuyla Rahmana adanan ve adayandır insan...

Meryem kul olmamıştı beşeri ideolojilere, izmlerin kölesi olmamıştı hiçbir zaman
Meryem'in hayatına farkında olmadığı çağdaş tanrılar yön vermemişti
O konuşamazken bile tevhidi haykıran değil miydi kucağındaki şerefli bir kelimeyle!

Meryem susuyordu ve alem ona karşı çıkıyordu
Meryem susuyordu, sessiz çığlıklarını kainat duyuyordu
Meryem susuyordu ve Rahman onu alemlere üstün kılıyordu...

Meryem haykıramıyordu belki ama korkmuyordu bu sessizlikten
Zira Rabbi onu korkudan emin kılmamış mıydı!...

Onun sessizliği bile ağır gelirken dünyaya köle olmuş paslı yüreklere, bu sükût yıkılacak iktidarların, kaybedilecek makamların, bildiklerini küçük bir meta karşılığı satan, bilgiye tapan, kibirlerinin kölesi olan, O'nu tanımak için çaba harcamayan, O'na secde etmenin lezzetini tadamayan, O'nunla var olup O'nunla ebedileşemeyen, özgürlüklerini dünya hayatına satan, kurtuluşlarını mazlumların kanında gören zalimlerin bir gün hesap vereceklerinin habercisiydi.

Bugün duyulmuyorsa sesimiz, haykırdığımız halde kabul edilmiyorsa hakikatler, benliğimizi sessizlikten öte bir korku sardığı için... bize borç verilen bu hayatı, kulluğumuzu, bizden istenildiği gibi adayamadığımız için... O kulpa hakkıyla tutunamadığımız için...

Şimdi sen de adanmış hayatınla ve adadıklarınla tutunmalısın hayata KORKUSUZCA...! Bu kadar zor olmamalı senin olmayanı gerçek sahibine kurban etmek...sancısını çekmek bu davanın, feda etmek sadece onun yolunda... bu kadar zor olmamalı mümince yaşayabilmek...

En azından bir karınca misali "varamasam da yolunda ölürüm" diyebilmek bu kadar zor olmamalı...

Adayan/adanan/adayan ve adananlara yardım edenlerden olabilmek duasıyla...

" Rabbinden sana vahyolunanı oku! O'nun kelamını değiştirecek yoktur, O'ndan başka bir sığınacakta bulamazsın." (kehf 27)

Yazı Hazırlık: Kitaphaber.net


Yazan: Rumeysanur Can
Yazı Kaynağı: Cemaat.com


Sorsanız, "Dünyanın en çok okunup ezberlenen kitabı hangisidir! " diye, hiç tereddüt etmeden "Kur'an'dır." derim. Yine "En çok okunup ezberlendiği halde en az anlaşılan kitap hangisidir! " diye sorsanız, cevabım yine aynı olacaktır: "Kur'an"

Bugüne kadar olaylara bu yönüyle bakmadığımı söylesem, pek de yanlış olmaz sanırım. Bunu biliyorsam bile, önceden şu anki kadar önemsemiyordum. Bilmek farklı anlamak farklı...

Mustafa İslamoğlu kitabın yazılış gayesini genel anlamda şöyle özetliyor; "Gerçekte bu risalenin yazılış amacı pratik kaygılardan hareketle Müslümanların içinde bulundukları sorunların çözümünde Kur'an'ın inkar edilemez katkısına dikkat çekmek, saadet ve kurtuluşun kaynağı olan Kitab-ı Kerîmimizden çok yönlü istifadeyi artırmaktır."

Bu değerli kitap, benim birçok açıdan takdire şayan bulduğum bir eser olmuştur. Yazar bu kitabında Kahire'de vermiş oldukları tefsir derslerini bir araya getirmiş. Hem üslubunun çok anlaşılır ve şefkât dolu oluşu; hem de akıcılığı ve insanda ilgi ve merak uyandıran imgeleri kitabı çok çekici kılan unsurlardandır. Yazarın ifade ettiği gibi tefsirler sanılandan çok daha az okunmakta. Kitap okuyan bir çok insan var ki, malesef tefsir kitapları okumaya yanaşmamakta. Bu bakımdan büyük hacimli, anlaşılması güç, dili ağır kitaplar yerine insanların kolayca anlayabileceği, çantasında taşıyıp seyahat ederken vs. okuyabileceği, hem daha pratiğe dayalı; hem de içerik yönünden zengin, açıklayıcı, bilgilendirici ve hafızaya nüfuz eden kitapların hazırlanması çok daha faydalı olacaktır bana göre.

Adayış Risalesi benim bahsettiğim kitap türüne çok uygun bir örnek teşkil etmektedir. Kur'an-ı Kerim'in her alanını bu şekilde ayrı ayrı kitaplaştırmak çok büyük bir serinin ortaya çıkması demektir. Böyle bir proje için konu seçimi ve paylaşımı çok mühimdir. Tabiki ikinci mühim nokta eserin üslûbu ve gidişatıdır. Bu eserin yazarı da istenilen özelliklerin altından kalkabilecek bir kimse olmalıdır. Mustafa İslamoğlu bu yönüyle de uygunluğunu bu eserde belli etmiştir.

Adayış Risalesi'ne konu olarak İmran'ın karısı Hanne'nin Hz. Meryem'i adayış öyküsünün ayetler ışığında ele alınmasının seçildiği söylenebilir. Kitap iki bölümden oluşturmaktadır. İlk bölümde adayıştan ve genel olarak "Allah, Adem ve Nuh ve İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçerek alemlere üstün kıldı." (3/33) ayetinin açıklanmasından bahsediliği söylenebilir.

İkinci bölümde birkaç başlıkla adayış süreci vs. belirtildikten sonra 11 merhalenin ilki olan "İlahî Seçim ve ADAY OLMAK" bölümü gelmiştir. İkinci bölüm 11 merhaleyle tamamlandıktan sonra "Tetimme" diye bir kısım gelmektedir. Kitabda bir çok üstün meziyetlerden bahsetmektedir ve ders alınacak çok fazla nokta vardır. Bu sebeple özenle ve dikkatlice okunmalıdır. Ancak İslamoğlu'nun akıcı üslubu sayesinde bunun hiçte zor olmayacağını söyleyebilirim. Okunulası, anlaşılası ve anlatılası bir kitap!..

"Yeryüzünde bulunan herşey yok olacak, yalnız celal ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (rızası) bâki kalacaktır." (55/26, 27)

18/11/2007

Yazı Hazırlık: Kitaphaber.net


Yayınevi

:

Düşün Yayıncılık

Seri Adı

:

Mustafa İslamoğlu Kitaplığı

Yayın Dili

:

Türkçe

Barkod

:

9789755500072

Sayfa Sayısı

:

152 Sayfa

İlk Baskı Tarihi

:

Fiyatı

:

7.00 TL

Satış Durumu

:

Satışta